GeriBahar GÜNDOĞDU Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing

Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing

Uzun zamanlı yolda olmak ya da hayatının büyük bir kısmını yolda geçirmek için gezginlerin masrafları minimumda tutması gerekiyor. Bunun da birkaç yöntemi var. Yol ve konaklama en büyük gider kapısı. Çoğu gezgin otostopla yolculuk edip couchsurfing üzerinden konaklama sağlıyor. Size biraz ‘couchsurfing’i ve deneyimimi anlatacağım.

Couchsurfing uygulaması tüm dünyada kullanılan, gezginlerin tercih ettiği bir konaklama şekli. Referansa dayalı olan bir sistemi var. Ev sahipleri de, gezginler de bir profil oluşturuyor. Gideceğiniz yerde arama yapıp profiline göre mesaj atabiliyorsunuz. Her iki tarafında şartları uyuyorsa gittiğiniz ülkede birkaç gün ücret ödemeden konaklayabiliyorsunuz. Çoğu ev sahibi kahvaltısından yemeğine kadar size hazırlıyor. İran’da ve Ürdün’de bizimle çok ilgilenen insanlar oldu.

Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing


Çok güzel anılarla ayrıldım. Türkiye’de Facebook üzerinden ‘couchrail’ adında bir grup var. İnterrail Türkiye’nin bir kolu bu grupta. Türkiye içindeki konaklamalarımı genelde bu grup üzerinden gerçekleştiriyorum. Van’da, Tatvan’da, Uşak’ta ve Bodrum’da… Sistem özünde aynı gönüllülük esasına dayanıyor. Genelde pek çok ülkenin böyle yerel grupları var. Çoğu yabancı gezgin de ‘Couchrail Facebook’ hesabına mesaj atıyor. Onları da misafir ediyoruz. Ben Türkiye’deki en enteresan Couchsurfing deneyimimi anlatmak istiyorum bu yazıda.

Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing


Facebook üzerindeki grupta şubat ayında bir post görmüştüm. Postu açan kişi Bodrum’da bir teknede gezginleri misafir edebileceğinden bahsediyordu. Ege turumun Bodrum ayağında postu açan Mehmet’in teknesi Balık’ta konaklayacaktım. Üç yıl bir teknede yaşamış ve artık teknesiz bir kaptan olarak bu beni heyecanlandırmadı değil.

Gün geldiğinde ben Bodrum’daydım. Paşa Tarlası plajında beni almalarını bekliyordum. Bir bot yanaştı. Selamlaştık ve bota binerek tekneye doğru yol aldık. Ben normal bir tekne bekliyordum ama ‘Balık’ beş kamaralı, iki banyolu, 50 yaşında kocaman bir yelkenli çıktı.

Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing



Bodrum’da kullanılan guletlerden. Mehmet Bey beni tekneye çıkardı ve gitti. Koskoca bir teknede tek başıma kalakaldım. Önce insan bir elini kolunu koyacak yer bulamıyor. Garip bir durum. Sonra denizin rengini görünce güneşin ne kadar kızgın olduğunu fark edip kendimi sulara bıraktım. Merdiveni bile koymadan üstelik. Neyse ki tekne sahibi Mehmet Bey birkaç tekne yandaydı. Balık, Bodrum Kalesi açıklarında demirli, limanda değil. Çok güzel tekne komşuları var. Yan teknenin sahibi 23 yaşında bir İngiliz, Lisa. İlk gece onun konuğu olarak masaları donattık ve günü Bodrum Kalesi üzerinde batırdık. Ertesi gün yelken yaptık. Mehmet Bey’in arkadaşları teknenin bakımıyla, mutfağıyla ilgileniyordu. Bodrum’da yetişmiş gençler yelken yapmasını da çok iyi biliyordu. Yelken yaparak Orak Adası’na gittik. İlk gelişim 26 yıl önceydi.



Bodrum’un Maldivleri

Orak Adası Bodrum’un Maldivleri olarak anılıyor. Öyle güzel bir turkuaz renk hâkim ki hatırladığımdan daha da güzel. Ada da sadece tavşanlar yaşıyormuş. Buraya isterseniz tur tekneleriyle gelebilirsiniz. Kalabalık oluyor evet ama karayla bir bağlantısı olmadığı için başka da yol yok. Ben iki geceliğine gelmiştim ama bir o tekne bir bu tekne, Orak Adası, yelken derken beş gün olmuş ben hâlâ teknedeydim. Git diyen de yok. Normal de bu tarz konaklamalarda beş gün kalınmıyor. Zaten konaklama da teknelerde olmuyor. Benim yaşadığım hakikaten ekstrem bir olay.  

Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing


Korkmuyor musun?

Ben tekneye ilk gittiğimde bunu duyan arkadaşlarım çok endişelendi. “Korkmuyor musun?” dendi. Sonuçta bir ev değil. Denizin de tam ortasında. Eğer yolda tanıştığım birileri olsa tabi ki bende korkarım ve gitmem zaten. Gezginlere yönelik bir uygulama olmasından dolayı korkmadım hiç. Karşımdaki insan da benim gibi risk taşıyor. Sonuçta ben de Couchsurfing’den gezginleri misafir ediyorum. Misafir olmayı da misafir etme duygusunu da biliyorum.

Bir belgeselin içinde yaşamak gibi: Couchsurfing



Her iki taraf içinde aynı endişeler geçerli. O da benim kim olduğumu bilmiyor ve kişisel alanına alıyor. Özellikle yurtdışında bu şekilde seyahat ederek o ülkenin kültürünü birebir yaşıyorsunuz. Size gönüllü rehberlik ettikleri için gittiğiniz yerde oralı gibi yaşıyorsunuz. Turist olarak gittiğinizde asla göremeyeceğiniz şeyler görüp, yiyemeyeceğiniz yemekler yiyorsunuz. Bir belgeselin içinde yaşamak gibi bir şey…

Daha fazla bilgiye nerdesinbahar.com adresine tıklayarak ulaşabilirsiniz


Yorumları Göster
Yorumları Gizle