GeriArzu BALOĞLU Edirne’de yeni yılı karşılarken...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Edirne’de yeni yılı karşılarken...

Edirne’de yeni yılı karşılarken...

Her yeni bir yıla farklı bir kültürde girmeyi severim. Bu kez Osmanlının en değerli şehirlerinden, bir tarih ve kültür şehri Edirne’deyiz. Edirne gördükçe, okudukça, dinledikçe dibi belli olmayan bir kuyu gibi uçsuz, bucaksız…

İlkönce yörenin kültürü ve zenginlikleri hakkında bilgi sahibi olunarak başlamalı. Her gezi öncesinde küçük bir bilgilenme öyle faydalı olur ki… Yılın son günü hava çok soğuk ve her an kar yağabilir. Tadına doyulmaz, enfes Edirne peyniri ve beraberinde yöresel kahvaltı ile güne başlıyoruz. Anadolu’nun farklı huzuru ile gelen yenilenme hemen kendini gösteriyor. Tutkuyla bağlı olduğum Anadolu kokusunun izinde, kar taneleri eşliğinde Edine gezimize geçelim.  

Edirne’de yeni yılı karşılarken...


İşte belli başlı konu başlıkları:

Edirne deyince aklımıza ilk ne gelir? Tabii ki “Mimar Sinan’ın Muhteşem Eseri Selimiye Camisi.” Etkilenmemek mümkün değil. Karlar içinde olan şehrin bu değerli eserini dışarıdan fotoğraflamak ayrı bir keyif. İçerisi ise değişik bir huzur âlemi. Hatta Huzurun kendisi. Müthiş bir estetik ve tasarım örneği.  Mimar Sinan’ın Ustalık Eseri denir, kaynaklarda. Ayrıca Unesco Kültür Mirası Listesinde olması da ne kadar doğru. İnce ve zarif minareleri, Geniş kubbesi ve mimari şaheseri bir teknik ile tasarımı yapılmış. O zamanların imkansızlıkları düşünüldüğünde dahilik ötesi bir başarı hikayesi.!

İçeri girildiğinde tekniğe, tasarıma, dekora ve zarafete hayran olmamak mümkün değil. Ne kadar büyük emek sarf edildiğini ve ne kadar yüksek bir mimari seviye olduğunu anlamak için mimar olmak gerekmiyor. Bir de Hindistan’ın Agra şehrinde bulunan ve Şah Cihan için yapılan Tac Mahal’den çok etkilenmiştim. O da ayrı bir sanat şaheseri. Ne mutlu bize ki bu derece olağanüstü ve eşsiz eserlere sahibiz.  

Edirne’de yeni yılı karşılarken...

Edirne’de yeni yılı karşılarken...

Selimiye Camisi gibi yapıtlar içinde veya dışında kendine öyle çekiyor ki inanılmaz bir rahatlık hissi geliyor. Göremediğiniz, dokunamadığınız bir gücün sizi sarması gibi bir enteresan hisler oluşuyor. Kelimeler yetmez, illa ki görüp tatmalı.

Yılbaşı programı öncesi Edirne’de başka neler yapılır? Neler satın alınır, vakit nasıl geçer? Kültür gezisine devam edecek olursak sırada şunlar var. Tunca Köprüsü, Meriç nehri ve köprüsü ve Karaağaç. Günümüzde Trakya Üniversitesi Rektörlük Binası olarak kullanılan Tren Garı ve Lozan Anıtı.  Karaağacın dar sokaklarında gezmek ve şirin çay bahçelerinde kahve içmek.

Edirne’de yeni yılı karşılarken...

Programda başka neler var;

Edirne merkezde meşhur yöresel badem ezmesi, yöresel peynirler, meyve sabunları ve yöresel ürünlerin satıldığı Bedesten & Ali Paşa Çarşısı. Bu arada dünyayı dolaşan biri olarak beyaz peynirsiz bir kahvaltı düşünemem. Ve illa ki edirne peyniri olacak. Dünyanın hiçbir yerinde bizim beyaz peynirimiz lezzetinde bir peynir göremedim. Bilmiyorlar, tatmamışlar. Üzülürüm bu duruma. Bu yüzden hep yanımda götürürüm peynirimi. Peynir de tabii ki Edirne Peyniri olacak. Edirne’de olup ta ciğer yemeden dönülmezmiş. En iyi ciğerci olarak bilinen yer ise “Niyazi Usta” derler.

Ciğer sevenler haliyle Niyazi Ustanın lokantasına oturdular. Benim gibilerin yaptığı ise kar tanelerinin yoğunlaşmasına rağmen Bedesten çarşıya kadar karda düşe kalka yürüyüş ve küçük hediyelik eşya alışverişleri yapmak.  Dışarısı hakikaten soğuk ve karlı. Fark etmez, çok üşütürse girilir bir yere olmadı dönülür. Grup ile ciğerci çıkışında Karaağacın otantik sokaklarının, üzerine karlar düşmüş ağaçlarını resimlemeye koyulduk.

Yine Edirne Kültür Gezilerinin vazgeçilmezi. Bölgedeki Tren Garı. Şu an Trakya Üniversite Rektörlük Binası olarak kullanılıyor. Karlar içinde her yer ne de güzel görünüyor. Gün ışıklı olduğundan Trenli arka plan resimler iyi çıkmış sayılır. Doğrusu bembeyaz ortamda poz verirken üşümediğimi ifade etmeliyim.  Ortam soğuk gibi görünüyor ama ılık geldi bana.

Ve akşam saatlerinde hazırlanıp Karaağaç bölgesindeki yılsonu yemeğinin verileceği tesise doğru gidiyoruz. Program standart, menü bilinen malzemeler, yöresel şarkıcılar programda performans sergileyecek.  Bu bölüm hep aynı, ama fark nerede?  Masadaki dostlar ve içinde bulunduğunuz kültürün en derinden gelen gizemli kokusu.

 

 

 

 

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle