GeriSeyahat Suyun üzerindeki sakinlik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Suyun üzerindeki sakinlik

Suyun üzerindeki sakinlik

Ülkeye gelen turistlerin çoğu Amsterdam’ı tercih etse de Den Haag yani Lahey, sessizliği, sakinliği, kanalları, yel değirmenleri ve sahili ile huzurun başkenti olarak gösteriliyor. Kuzey Denizi’nin kıyısında bulunan şehir, yılın büyük bir kısmını yağmur altında geçiriyor. Suyun üzerine kurulu kentin evlerinin ön kapsı yola, arka kapısıysa su kanalına açılıyor. Dünyanın önemli kurum ve kuruluşlarına ev sahipliği yapan şehre kimliğini veren, su üzerinde kurulu huzurlu yaşam.

şehre girdiğimde yağmur çiseliyordu. Yanımdan hızla geçen bisikletlilerin pedal ve zincir sesleri, yorucu geçen seyahatin karamsarlığını üzerimden atmama yardımcı olmuştu. Yolun kenarındaki gölde yüzen ördekler ve karabataklar sabah mesailerine başlamış, sudaki balıkları yakalamak için tüm hünerlerini sergiliyordu. Yağmur biraz daha hızlandı. Bisikletlerin pedal ve zincir sesleri, yerini araçların silecek seslerine bıraktı. Spoorwijk kasabasının insanları ise yağmurun altında, hızlıca, işlerini yetiştirmeye çalışıyordu. Kasaplık yapan kadın, dükkân kapısının önünde, yeni gelen et paketlerini alelacele içeri aldı. Balık satan kadın ise biraz daha yavaş davranıyordu. Balıkların pulları yağmur suyuyla ıslanmış, kokusu sokağı sarmıştı. Kasabanın yaşlıları ise yağmura aldırış etmeden tüm sakinlikleri ile sokakta gülüşerek yürüyorlardı. Kasabanın çıkışındaki kanalın üzerinde bulunan küçük köprünün tırabzanlarına çarpan yağmur damlalarının huzur veren sesi kulağıma ulaştığında, yönümü o tarafa doğru çevirdim. Köprüye vardığımda suyun üzerinde yüzen kuğu, bir süre gökyüzüne baktıktan sonra, yönünü çevirerek yuvasına doğru yüzdü. Kuğunun gökyüzüne doğru dikkatlice bakışı, yağmurun hızlanacağı düşüncesini aklıma getirdi. Daha fazla ıslanmamak için, kanalın yakınında, kalacağım eve doğru yöneldim.

Geceyi geçirdikten sonra sabahın erken saatlerinde cama vuran yağmur tanelerinin sesiyle uyanmıştım. Dışarıda hava aydınlanmamıştı, yağmurluğumu alıp dışarı çıktım. Altında kuğuların yüzdüğü köprüyü geçerek, patika bir yoldan, bisikletlerin gittiği yöne doğru yürümeye başladım. Kasabanın orta yaşlı insanları köpekleri ile beraber yürüyüşe çıkmışlardı. Tren raylarından geçtikten sonra bir başka kanalın üzerindeki ahşap köprüye yöneldim. Diğer tarafta ağaçların arkasında bulunan yel değirmeni dikkatimi çekmişti. Yaklaşık yarım saat süren yürüyüşün ardından, değirmen ile yakınındaki yolu ayıran bir başka su kanalının yanına ulaştım. Değirmene giden son köprüyü de geçtikten sonra üzerinde su birikintilerinin bulunduğu topraklı yola gelmiştim. Bir süre etrafı izlemek için yürümeyi bıraktım, önümde, elinde dürbün olan bir kasabalı belirdi. Yanından küçük adımlarla geçerken dikkatlice ne yaptığını izliyordum. Bu sırada çalıların arasından çıkan bir kuş sürüsü, dürbünlü adamın dikkatini çekmişti. Uzun süre dürbünü ile kuşları izledikten sonra elindeki kâğıda notlar almaya başladı. Dürbünlü adam bir süre daha havada uçan kuşları izleyip notlar aldıktan sonra değirmenin önünden ayrıldı. Onun gitmesinden sonra değirmenin etrafında yalnız kalmıştım. Suyun üzerindeki kuşların kanat sesleri ile değirmenin çarkına çarpan yağmur damlalarının çıkardığı sesler beni sakinleştiriyordu. Bir süre yel değirmeninin yanında zaman geçirdikten sonra evime geri döndüm.

Şehir, su seviyesinin altında

Lahey, Amsterdam ve Rotterdam’dan sonra, Hollanda’nın güneyinde, ülkenin üçüncü en büyük şehri olarak gösteriliyor. Yerel halk Lahey ismini kullanmıyor. Şehrin ismi Den Haag olarak söyleniyor. Hollanda Krallığı, hükümet, bakanlıklar, yüksek mahkeme, Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi bu şehirde bulunuyor. Bu nedenle şehirde yılın belli dönemleri bırakın oteli, kalacak bir oda bulmak bile epey zorlaşıyor. Yüksek oranda yağmur alan şehirdeki su, kanallar yardımıyla boşaltılıyor. Bu nedenle şehrin her yerinde su kanalları görmek mümkün! Evlerin büyük kısmı suyun üzerine inşa edilmiş. Ön kapıları yola bağlanırken, arka kapıları ise su kanalına açılıyor. Evlerin arka bahçelerinde bulunan küçük motorlu tekneler, arabanın dışında farklı bir ulaşım imkânı yaratıyor. Bahçelerindeki renk renk saksı çiçeklerinin dalları ise suyun üzerinde görsel şölen oluşturuyor.

Bisiklet ile şehri gezmek mümkün

Den Haag’da tren hatları ile kısa sürede Amsterdam ve Rotterdam’a gitmek mümkün. Şehrin büyük çoğunluğunda, evler kırmızı tuğlalar ile inşa edilmiş. Yollar ve kaldırımlar da aynı renk taşlar ile yapıldığı için sokaklar adeta kızıl renge bürünmüş. Bisiklet ve yaya yolları ile bütün şehir kaplanmış. Yürüyerek veya bisikletle hiçbir tehlike ile karşılaşmadan şehrin tamamını gezebilirsiniz. Şehirdeki yemek seçenekleri ise epey fazla... Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgede geleneksel Türk yemeklerinin yanında, çok sayıda balık restoranı dikkat çekiyor. Kuzey Denizi’nin taze balıkları her gün tezgâhlarda yerini alıyor. Balık satışı yapılan küçük dükkânlarda, yemek yemek de mümkün. İstediğiniz balığı taze olarak orada pişirtip yiyebiliyorsunuz.

Huzurun başkenti Den Haag

Den Haag şehir merkezi, yeşili, tuğla rengi evleri ve su kanalları ile öne çıkarken, sahil hattı, Kuzey Denizi’nden esen rüzgârla dans eden sörfçülerin tercih ettiği bir bölge. Sahilde, çok sayıda otelin yanı sıra, restoranlar, eğlence mekânları ve uçsuz bucaksız kumsal sizi karşılıyor. Yaz aylarında yaklaşık iki ay süreyle kumsalda denize girmek mümkün. Diğer aylarda ise deniz suyu soğuk oluyor. Rüzgârlı ve dalgalı bir bölge olduğu için günün her saati sörf yapan veya uçurtma uçuran insanlar görmek mümkün.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle