GeriSeyahat Sümela Manastırı’nın büyüsü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Sümela Manastırı’nın büyüsü

Sümela Manastırı’nın büyüsü

Trabzon’da 1300 metre yükseklikteki sarp kayalıklara kurulu, Anadolu’nun en etkileyici yapılarından Sümela Manastırı’nın bir bölümü, dört yıllık restorasyonun ardından 25 Mayıs’ta açıldı. Açıldığı gibi de ziyaretçi akınına uğradı. Tamamını gezmek için en az bir yıl daha beklememiz gerekecek. Ancak içinde bulunduğu muhteşem coğrafyayı görmek ve kapısının aralığından hayallere dalmak için Sümela Manastırı’nı yeniden rotaya koymaya kesinlikle değer.

Trabzon’a uçakla gidiyorsanız önce Karadeniz’in maviliklerine doğru bir iniş gerçekleştiriyorsunuz... Sonra sahilden dağların içine giriyorsunuz. Şehre 48 kilometre uzaklıktaki Maçka’ya giden yol her metresinde muhteşem manzaralara sahip. Dağlar sarplaşıp yol daraldıkça yeşilliklere gürül gürül akan dereler eşlik ediyor. Maçka’yı geçtikten biraz sonra Altındere Vadisi Milli Parkı’na geliyorsunuz. Vadinin 7 kilometre ötesindeki batı yamacına yönelip kafanızı 90 derece yukarı kaldırdığınızda da karşınıza Sümela Manastırı çıkıyor.

Sümela Manastırı’nın büyüsü



Bin 300 metre yükseklikte, kayaların içinde kamufle olmuş manastır neredeyse 1500 yıldır orada oturuyor. Girişten manastıra kadar 1.2 kilometrelik bir yol var. Bu hayli dik, patikalı yol araçlara kapalı. Vakti zamanında keşişler katırlarla yukarı çıkıyormuş. Artık katırlar yok ama 5 lira karşılığında sizi götüren servis araçları var. Tırmanmayı sevenler için trekking (yürüyüş) yolları da mevcut. Yol üzerindeki Karadağ Şelalesi’ni gözden kaçırmayın. Bu tırmanıştan sonra soluklanmanız için sizi önce Aya Varvara Kilisesi karşılıyor. Geçen yıl restore edilen bu ufak kilisenin ‘seyir terası’ndan baktığınızda Sümela Manastırı’nı profilden görebiliyorsunuz. İçindeyse Sümela Manastırı hakkında bilgi veren bir videoyu izleyebiliyorsunuz. Bu bölgede aynı zamanda bir çay bahçesi ve yöresel ürünler satın alabileceğiniz butikler bulunuyor.

Sümela Manastırı’nın büyüsü


Büyülü yeşil orman geçidi
Manastıra ulaşmak kolay değil! Soluklandıktan sonra, önünüzde önce manastırın girişine giden 300 metrelik bir yol var. Ağaçlar içinden geçen bu dar ve taşlık yol size masallardaki büyülü ormanlardan birindeymişsiniz gibi hissettiriyor. Basamaklar da yürüyüş de herkes için kolay değil. Ama zaten acele etmeyin... Muhteşem dağ manzarasının, etrafınızdaki olağanüstü güzellikteki çiçeklerin, dev ağaçların gölgesi altındaki bu yeşil geçidin tadını çıkarın. Yolun sonuna doğru kemençeyle Karadeniz ezgileri çalan, yöresel giyimli sevimli müzisyenler yaklaştığınızı haber verecek. Buradan itibaren ziyaret ücretli; fiyat 10 lira.

Sümela Manastırı’nın büyüsü



Sümela Manastır’ına giriş 62 basamaklı, en fazla iki kişinin yan yana geçebileceği dar merdivenlerle yapılıyor. Bu son basamakalrı da atlattıktan sonra artık manastırın iç avlusuna bakan balkondasınız! Devam eden restorasyon sebebiyle daha da içeriye giremiyorsunuz. Etraftakilerin “Bu kadar yol geldik, içeri bile girilmiyormuş!” homurdanmalarına kulağınızı tıkayın. Manastırın büyülü atmosferi sizi bulunduğunuz balkonda da etkisi altına alıyor. Sol tarafta çeşitli manastır binaları, ayazma ve mağara içine inşa edilmiş ana kilise var. Kilise, önündeki şapel ve ana kayanın koruduğu yüzeylerde freskleri rahatlıkla görebiliyorsunuz. Ne yazık ki bir kısmı harap olmuş bu fresklerde İncil’den alınmış sahneler, Hz. İsa ve Meryem Ana’nın hayatıyla ilgili tasvirlerin bir kısmını seçebiliyorsunuz. Sağ taraftaysa 1860 yılında yapılan kütüphane ve 72 odalı muhafız, öğrenci ve misafir odalarını barındıran yapı bulunuyor.

Sümela Manastırı’nın büyüsü

Sümela Manastırı’nın büyüsü



Rivayete göre manastır, M.S. 350 yılında Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios isimli iki rahip tarafından kurulmuş. Rahipler rüyalarında Aziz Luka’ın yaptığı, Meryem’in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun yerinin Sümela’da olduğunu görüyor. Karadeniz dağlarında dolaştıktan sonra kayalıklar içindeki mağaraya ilk kilisenin temelini atıyorlar. Manastır, 1204 yılında Komnenos ailesi tarafından kurulan Trabzon İmparatorluğu döneminde önem kazanıyor. Manastırın gerçek kurucusunun, kilisede o dönem yapılmış fresklerde sık sık yer alan imparatorluğun krallarından, 13. yüzyılda hüküm süren III. Alexios olduğu sanılıyor.



Bu dönemde civar köylerden alınan vergilerle manastır zenginleşiyor. Bu arada rahipler artık tek iş olarak kendilerini ulvi münzeviliğe adayamıyorlar çünkü Trabzon, İpek Yolu’nun denizle buluştuğu ilk yer olma özelliğini de taşıyor. Dolayısıyla manastır geçiş güzergahı üzerinde bir karakol görevi görüyor. Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethiyle manastır Osmanlı Devleti himayesine giriyor. 18. yüzyılda bir çok bölümü yenileniyor, bazı duvarları yeni fresklerle süsleniyor. 19. yüzyılda ana kilisenin önündeki beş katlı yapıların ilave edilmesiyle bugünkü görünümü alıyor. Pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, yazılarına konu edilen yer haline geliyor. Manastırda 1800-1900 arasında 30-40 kişi eğitim görürken, bu rakam 1900’lerin başında 100’e yükseliyor.

Sümela Manastırı’nın büyüsü



Ancak sonra Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konuyor. Kurtuluş Savaşı’nın sonunda imzalanan Lozan Anlaşması’nın koşullarından ‘Nüfus Mübadelesi’ gereğince de 1924’te tamamen boşaltılıyor. Mübadele sonrasında Lozan’ı imzalayan Elefterios Venizelos ve İsmet İnönü arasındaki iyi niyet anlaşmasıyla, rahipler 1930’da Türkiye’ye gelerek manastırdaki eşyaları alıyor. Eşyaların bir kısmı Yunanistan’ın Veria kentinde inşa edilen yeni ‘Sümela Kilisesi’nde sergileniyor. Manastırın kendisiyse atıl kalıyor. 1950’lere kadar tek ziyaretçileri yaylaya göç ederken manastırı sığınak olarak kullanan yöre halkı oluyor. Ören yeri ilan edilmesinden sonraysa ilgi hiç azalmıyor. Manastırın restorasyon sebebiyle kapanmadan önceki yıl ziyaretçi sayısı 600 bindi. Restorasyonda olduğu 2018’de sırf uzaktan görmeye 300 bin kişi geldi. 25 Mayıs’taki açılıştan 10 Haziran tarihine kadarsa 30 bin kişi manastırı ziyaret etti.

Sümela Manastırı’nın büyüsü


Gizli geçit henüz açılamadı
Bu arada 22 Eylül 2015 tarihinde başlanan restorasyon halen devam ediyor. Siz manastır balkonunda keşişler ve öğrencileri hayal ederken bir yandan hummalı tadilat çalışmalarını da görebiliyorsunuz. Bu tadilat yapıların içine değil manastırın dışına yönelik. Manastırın üzerine oturduğu kayalar iklim değişikliği, yağmalama ve define avcılarının verdiği zararlar sebebiyle son yıllarda gevşeyip büyük parçalar halinde koparak iç kısımlara düşüyordu. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 2014’te kayaların jeolojik araştırmalarını yapılarak güçlendirme projesi başlattı.

Sümela Manastırı’nın büyüsü



Dört yıllık çalışmanın sonunda endüstriyel dağcılardan oluşan özel ekiple 79 bin metrekare alanda 4 bin ton ağırlığındaki kayaların temizliği yapıldı. Riskli görülen yaklaşık 360 tonluk kaya kütlesi çelik ağ ile bulunduğu alana sabitlendi. 2500 ton kütleyi taşıyacak 250 metre uzunluğunda ağlar örüldü. Restorasyon çalışmaları sırasında kuzey çatının üst sağ yamacında ‘gizli geçit’le ulaşılan bir bölüm de keşfedilmişti. Şapel ve ‘çile odaları’ olduğu belirlenen alan şu an için halen ‘gizli.’ Dışarıdan görülemiyor. Bu bölüm ancak ikinci etap restorasyon çalışmaları sonlandıktan sonra ziyarete açılacak. İkinci etapta manastır içerisindeki kilise, sınıflar ve avlu kısmında da restorasyon yapılacak. Manastırın tamamının ziyarete, gelecek yıl açılması planlanıyor.

Sümela Manastırı’nın büyüsü


Pastoral manzarada yöresel sütlaç
Altındere Vadisi’nin civarında pastoral manzaralara sahip olağanüstü güzellikte yayla ve köyler var. Bunlar arasında en popüleri Hamsiköy. Sümela Vadisi’nin arka yamacındaki Hamsiköy bulunduğu konum itibariyle öğleden sonraları bastıran sisin yarattığı muhteşem görüntüleri izlemek için gitmeye değer. Meşhur sütlacını yemek için oturduğumuz Hacıosman Tarihi Konakoğlu lokantasının sahibi Seydi Konak, bize evden annesinin yaptığı pilavı getirip tattırdı!

Sümela Manastırı’nın büyüsü


Ne yemeli?
Trabzon’a gidip de yemeden dönmemeniz gereken üç yemek; kuymak, kaygana ve lahana sarma. Kuymak, Rize’lilerin deyimiyle daha meşhur olan ‘muhlama’, bir tavanın içinde eritilerek gelen mısır unu ve peynire ekmek daldırarak yeniyor. Kaygana da bir çeşit hamsili omlet... Popüler yemek durakları Maçka civarında yan yana dizili Pala’nın Yeri, Sümer Restoran ve Coşandere Tesisleri.

Sümela Manastırı’nın büyüsü


Ne almalı?
Trabzon’un alameti farikası iki ürünü var. Kazaziye ve Trabzon keşanı. İpek veya naylon tel üzerine çok ince altın ve gümüşün burulmasıyla elde edilen el sanatı kazaziye dükkanları şehrin çeşitli yerlerinde mevcut. Kadınlar için takılar, erkekler için tespihler satılıyor. Fiyatlar 50 liradan başlayarak artıyor. Trabzon’un geleneksel dokuma kumaşu keşanları da her yerde bulmak mevcut.

Başka nereler var?
Şehir merkezinde Ortahisar Mahallesi’nin tarihi sokaklarında yürüyüp eski evlere bakabilir, Soğuksu Mahallesi’ndeki tarihi Atatürk Köşkü’nü ziyaret edebilir, bölgede 25 yıl valilik yapmış Yavuz Sultan Selim’in sarayını gezebilirsiniz. Trabzon’un Ayasofya Camii onarımda ama dış cephesini görebilirsiniz. Civarda gezebileceğiniz diğer yerler Çakırgöl, Uzungöl, Hristos İmera Manastırı ve Santa Harabeleri. İndireceğiniz ‘visit TRabzon’ uygulamasında pek çok faydalı bilgi var.

Sümela Manastırı’nın büyüsü


Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle