Geriİzmiri Keşfet Seçim haritalarının kırmızı şehri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Seçim haritalarının kırmızı şehri

Seçim haritalarının kırmızı şehri

Deniz Zeyrek

Taşrasından metropolüne, İzmir’de yaşayan insanların hayata bakışı, alışkanlıkları, kültürü Türkiye genelinden farklılıklar gösteriyor. Karamsar değiller, yaşamayı seviyorlar. Her şeyi severek, zevk alarak yapıyorlar. Açık görüşlüler, kısıtlanmaya, sıkıntıya gelmiyorlar. Öfkeli değiller ama istemedikleri, sevmedikleri şeyi yapmıyorlar. Geçenlerde 16 yaşındaki kızım Yağmur ile sohbet ediyorduk. Söz döndü dolandı İzmir’e geldi. “Oralara taşınmak lazım” dedi. Ardından ekledi: “Hem doğası, denizi güzel, hem insanlarının hayata bakışı farklı. Kültürleri farklı. Zaten beslenme alışkanlıkları da kültürel özelliklerin sonucu.” 16 yaşında bir çocuğa bu analizi yaptıran algıyı, o algının artılarını, eksilerini irdelemek isterim. Birinci tespit yüzde yüz doğru. İzmir’in doğal güzelliklerini, tarihini, tarihi varlıklarını, kıyılarını, bağlarını, otlarını yazmaya kalksam bu yazı bitmez.

İkinci tespit de önemli ve doğru. Taşrasından metropolüne, İzmir’de yaşayan insanların hayata bakışı, alışkanlıkları, kültürü Türkiye genelinden farklılıklar gösteriyor. Karamsar değiller, yaşamayı seviyorlar. Her şeyi severek, zevk alarak yapıyorlar. Açık görüşlüler, kısıtlanmaya, sıkıntıya gelmiyorlar. Öfkeli değiller ama istemedikleri, sevmedikleri şeyi yapmıyorlar. İtirazları varsa saklamadan söylüyorlar. Çok kültürlü bir coğrafya olmasından kaynaklansa gerek, farklı kültürleri birlikte yaşatmaktan da vazgeçmiyorlar. Ötekileştirmiyorlar.

İzmir’in siyasetini ve Ankara ile ilişkilerini değerlendirmek için bu girizgahı yapmam gerekiyordu. Zira, hem siyasete, hem Ankara ile ilişkilere bu özellikler damgasını vuruyor. Nasıl mı? İzmir’i Keşfet etkinliğinde ilk kez duydum. Başkan Aziz Kocaoğlu dile getirdi. İzmir’in devlet bütçesine katkısı 52 milyar lirayı buluyormuş. Buna karşın devletin İzmir’e yatırımları 12-13 milyar lirada kalıyormuş.

Büyük fark. ABD’deki gibi bir sistem olsa, her şehir kendi bütçesini ve harcamalarını yapsa, her halde İzmir kâr eden nadir şehirlerden biri olurdu. Buna karşın, örneğin, Ankara metrosunu Büyükşehir Belediyesi tamamlayamayınca, Ulaştırma Bakanlığı devreye giriyorken, İzmir söz konusu olunca Ankara aynı cömertliği sergilemiyor. İktidar partisinin en önemli ismi, hatta Başbakan, İzmir’den olduğu halde, İzmir’le ilgili kararlar Ankara’dan aheste aheste çıkıyor ya da çık(a)mıyor. Bu somut durum, İzmir halkını, “İktidarı destekle, yatırımı kap” ile “İktidarın bu tavrına tepkini göster” seçenekleri arasında bırakıyor.

2002’den beri yapılan bütün seçimlerin sonuçlarını inceledim ve gördüm ki İzmir hep ikinci seçeneği tercih etmiş. İzmir, o tarihten beri her seçimde muhalefet safında olmuş ve seçim haritalarının tamamında kırmızı kalmış. Bu tercih, Ankara’ya verilmiş bir “başımızın çaresine bakarız” yanıtı olarak da okunabilir. Referandumdan önce Başbakan Binali Yıldırım, İzmir’i anlatırken, “İzmir’e gelenler çok kısa sürede İzmirli oluyor” demişti. Doğru bir tespit. İstanbul’da Ankara’da kime ‘nerelisiniz’ diye sorarsanız , anne babalarının memleketini söylerler. Bu yüzden yerel dernekler çok fazladır. Ama İzmir’de yaşayan biriyle bir başka şehirde karşılaşıp ‘nerelisiniz’ diye sorarsanız, “İzmir” yanıtını alırsınız.

Anne babasının başka bir şehirden olmasını hiç de dikkate almadan “İzmirli” olmanın gururunu yaşarlar. İzmir’de siyaset yapanların bu önemli detaya dikkat etmesi şekillendiremezsiniz. İzmirli işin sonunda kendi damgasını vurur. Hem AK Parti, hem CHP’nin İzmir’deki siyasetine baktığımızda bunu çok net bir şekilde görürüz. İzmir adına siyaset yapacak isimlerin İzmirliler tarafından içselleştirilmesi ve kabullenilmesi gerekiyor. Siyasi Parti Genel Merkezi İzmir İl Başkanı’nı Ankara’dan belirleyebilir ama eğer Ankara’dakiler İzmir’in dengelerini gözetmemişlerse, Ankara’dan belirlenen hiçbir isim o görevde kalamaz.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle