« Hürriyet.com.tr

Saklı güzellikleri görmek için‘ultra-maraton’ koşuyor

Caner Odabaşoğlu, makine mühendisi. Ancak mesleğini yapmıyor. Tam bir maceraperest. Aynı zamanda ‘ultra-maraton’ (42 kilometre ve üzeri) koşucusu. Hayatını da kurduğu Macera Akademisi ile kazanıyor. Gittiği ülkelerde hem yüzlerce kilometre koşuyor hem de normal bir seyahatte görülemeyecek yerleri görüyor.

Serkan OCAK
X

Seyahatlerinizi maratonlara göre mi belirliyorsunuz?
Evet. Geçen yıl eşimle Paris’e gittik. Hem koştum hem de şehri gezdim. Ben koşarken eşim de müzeleri gezdi. Neredeyse tüm seyahatlerimi koşulara göre ayarlıyorum.

Maraton, hayatınıza nasıl girdi?
Spor, hayatımın her zaman bir parçasıydı. Dağcılık, kaya tırmanışı, macera yarışı ve oryantiring (yön bulma) sporlarının yanı sıra 2009’dan bu yana koşuyorum. Yarımaratondan sonra maraton koşmaya da başladım. Ardından ultra-maratonlara başladım. Hızlı koşmaktansa, daha uzun koşmaya odaklandım. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunuyum. Ancak mesleğimi yapmadım. Okulun henüz ikinci sınıfında hayal kırıklığı yaşadım. Üçüncü sınıfta üç dağcı arkadaşımla doğa sporları perakendeciliğine başladım. Askerden sonra da Macera Akademisi’ni kurdum.

Macera Akademisi’nde neler yapıyorsunuz?
Askerden döndükten hemen sonra, 2004’te kurduk. Burada eğitim veriyoruz. Etkinlik yönetimi yapıyoruz. Yarışlar organize ediyoruz. Yarışlar için zaman tutma hizmetleri veriyoruz.

Saklı güzellikleri görmek için‘ultra-maraton’ koşuyor

Maratonlar vesilesiyle kaç ülkeyi gezdiniz?
Koşular için beş. Ancak oryantiring için de altı ülkeye gittim. Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Kıbrıs, Finlandiya, İsveç, Norveç, Çek Cumhuriyeti ve İskoçya...

En fazla hiç durmadan ne kadar koştunuz?
Hiç durmadan 172 kilometre koştum. Çok etaplı yarışlarda da 246 kilometre koştum.

246 kilometreyi nerede koştunuz?
Kapadokya’da altı gün süren çok etaplı ultra-maratonda koştum. Bunun yanı sıra ‘The North Face Cappadocia Ultra Trail tek etaplı 110 km’ yarışını tamamladım.

Saklı güzellikleri görmek için‘ultra-maraton’ koşuyor

Kapadokya’yı neden tercih ettiniz?
Sert karakterli, zorlu bir yarış. Kendine özgü ve değişken bir coğrafya. Bozkırın sessizliğini hissettiğiniz bir yarış. Özellikle yalnız kaldığınızda...

Neden ultra maraton?
Ultra-maratonda belki hiç ziyaret etmeyeceğiniz bölgeleri ve manzaraları görebiliyorsunuz. Kapadokya’ya senelerdir gidiyorum. Burada hem oryantiring yarışları, hem iki ultramaraton koştum. Maratonlar sayesinde hiç görmediğim yerlerini görmüş oldum. Saklı yerlerini keşfettim. Asla gitmeyeceğim yerleri görmüş oldum. Normal bir gezi olsa, bazı etkinlikler yaparsınız, yersiniz, içersiniz, alışveriş yaparsınız ve geri dönersiniz. Ancak ultra-maratonla gezmenin hazzı bir başka...

Son seyahatiniz neredeydi?
İngiltere’nin kuzeybatısında, İskoçya sınırında ‘Lake District’ adında göllerden oluşan bir bölgeye gittim. Burada da 80 kilometre koştum.

Saklı güzellikleri görmek için‘ultra-maraton’ koşuyor

Nasıl bir koşuydu?
Londra’dan trenle üç saatlik bir yolculukla ulaştık buraya. Rotada hiçbir işaretleme yok. Size bir harita ve yol kitapçığı veriyorlar. Yön bulmak size kalmış. Önünüzde ve arkanızda diğer koşucular oluyor. Birbirinize yardım ediyorsunuz. Çevre kiriliğini önlemek için işaretleme yapmıyorlar. Koşu ve doğada zaman geçirmek için çok büyük geleneği ve geçmişi var İngiltere’nin. Bölge çok güzel. Doğası korunmuş. Eski ve küçük köylerin içinden geçiyorsunuz. Ev pansiyonculuğu İngiltere’de çok yaygın. Büyük oteller yok. Bölgenin büyük bir turizm altyapısı var. Bir yürüyüş ve doğa sporları cenneti.

FİLM YAPTI, KİTAP YAZDI

Saklı güzellikleri görmek için‘ultra-maraton’ koşuyor

Caner Odabaşoğlu, 2011’de katıldığı bir ultra maratonla ilgili belgesel hazırladı. ‘Düşlere Uzanan Patikalar’ adlı belgesel filmi www.dupfilm.com’dan online olarak izlenebiliyor. Belgeselde, ilk kez beş Türk’ün katıldığı ‘The North Face Ultra Trail Du Mont Blanc’ adlı maratona ait görüntüler yer alıyor. Odabaşoğlu’nun eşi Hande, belgeselin yönetmenliğini üstlendi. Odabaşoğlu ayrıca deneyimlerini ‘uzunpatika.com’ adlı blogunda paylaşıyor. 2002’de de ‘Dağcılık Düğümleri’ isimli bir de kitap yazdı.

En sevdiği beş şehir: Venedik, Londra, Prag, Stockholm, Chamonix-Mont-Blanc (Fransa)
Seyahatten ne alır: Hediyelik eşyalar
Nerede kalır: Pansiyon, otel ve hostel
Seyahatte ne okur: Roman
Seyahat çantasının vazgeçilmezleri: Koşu ayakkabısı
Seyahate kiminle gider: Koşu arkadaşları, yalnız veya eşiyle

 

Kaynak: Serkan OCAK

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bu kabilenin kadınları yavru geyikleri kendi çocuklarından ayırmıyor!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bu festivali kaçırmayın: La Tomatina
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en şanslı kabilesi: Bajau
GezginGezgin
Afrika’nın renkli labirenti: Marakeş
YazYaz
Mavi cennet Kaş’a yolculuk
GezginGezgin
Dünya barışı için yollara düşen gezgin