GeriMersini Keşfet Mersin Doğu Akdeniz'in Yıldızı Olabilir
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Mersin Doğu Akdeniz'in Yıldızı Olabilir

Mersin Doğu Akdeniz'in Yıldızı Olabilir

Sedat Ergin

Doğu Akdeniz, Akdeniz’in Orta Doğu ile buluştuğu coğrafyadır. Bu coğrafya bugün dünyanın en kanlı savaşlarına sahne oluyor. O topraklara barış geldiğinde, ekonomik gelişme ve refah bu coğrafyada kök saldığında kanımca yüzü Akdeniz’e bakan bir şehir olarak Mersin’in önündeki imkanlar daha da artacak ve bu ilimiz bu havzanın önemli bir yıldızı olarak parlayacaktır.

Gazetemizin Türk Seyahat Acentaları Birliği ile birlikte düzenlediği marka şehirler buluşmasının üçüncüsünü Mersin’de düzenliyoruz. Bundan önce yaptığımız Hatay ve Aydın buluşmaları bu illerimizin sahip oldukları potansiyele dikkat çekmek, bu illerimize dönük bir farkındalık yaratmak anlamında somut sonuçlarıyla da ölçülebilen etkinlikler olmuştu. Hürriyet gazetesi olarak bu toplantılardaki amacımızı, TÜRSAB ile işbirliği yaparak, gittiğimiz ili yazarlarımızla birlikte yerinde görmek, keşfetmek, anlamak ve ardından yapacağımız yayınlarla bu potansiyele dikkat çekmek, toplumu bilgilendirmek, bir medya farkındalığı yaratmak şeklinde özetleyebilirim. Hepimiz bir araya gelerek ziyaret ettiğimiz ilin marka olarak güç aldığı yönlerine odaklanıyoruz.

Buradaki işbirliğinin üçlü bir sacayağı var. Birincisi ev sahibi olarak gittiğimiz ilin yerel yönetimi, o ilin sivil toplam kuruluşları ve vatandaşları… İkincisi, turistleri buraya çekecek, buraya taşıyacak, turistle ev sahibi arasında köprü görevini görecek olan seyahat acentaları ve onun çatı kuruluşu olan TÜRSAB ve sacayağının üçüncü unsuru ise olarak topluma , kamuoyuna buranın mesajını aktaracak medya tarafı olarak biz Hürriyet gazetesi. Bu üçlü sacayağının bir araya gelmesi önemli bir sinerji yaratıyor. Şimdi de bu sinerjiyi yaratmak üzere Mersin’e gelmiş bulunuyoruz. Bu toplantıların önemli bir yararı da aslında bizleri ziyaret ettiğimiz kentlerle ilgili olarak eğitmesi oluyor. Biz de öğreniyoruz. Gittiğimiz her ilden ‘biz aslında ne kadar da az tanıyormuşuz’ duygusuyla ayrılıyoruz. Mersin’de tarihin derinliğini, ne kadar geriye gittiğini bilmiyoruz. Halen sürmekte olan 15 kazı var. Bu kazılar tamamlandığında Mersin’in tarihini daha iyi bilecek duruma geleceğiz. Türkiye’de yeteri kadar bilinmese de Mersin ilimiz tarihi yönden, tarihin çok değişik zaman kesitlerinden, Hititler döneminden, Helenistik dönemden, Roma’dan, Bizans’tan kalan arkeolojik mirası ile, bu yönden sahip olduğu envanter ile ülkemizin en zengin yerlerinden biri. Türkmen, yörük geleneklerinin de en güçlü yaşadığı illerimizden biri. Bu ilimizde seyahat etmek biraz da tarih içinde yolculuğa çıkmakla eş anlamlı bir bakıma. Avrupa’da henüz kilise yokken şu an üzerinde bulunduğumuz bu topraklarda hıristiyan mimarisinin önemli kilise örnekleri vardı.

Mersin aynı zamanda turizm anlamında  eşsiz bir zenginliğe sahip. 321 kilometrelik sahil şeridi ile Türkiye’nin en uzun sahil şeridine sahip olan illerimizden biri. Bunun 108 kilometresi doğal kumsal. Salt bu faktör bile muazzam bir turizm potansiyeline işaret ediyor. Ayrıca verimli topraklarıyla tarımsal üretim anlamındaki büyük bir zenginliğe sahip. Bazı tarımsal ürünlerde istihsal anlamında ülkenin birincisi ya da sıralamada üst sıralarda bulunuyor. Mersin aynı zamanda ülkemizin en önemli lojistik üssü. Mersin limanı bütün Akdeniz havzasının en önemli limanlarından biri, ülkemizin ikinci büyük limanı. Türkiye’nin ilk serbest ticaret bölgesi yine bu ilimizde kurulmuştu. Aslında baktığımızda Mersin’in de hiçbir eksiği yok, her anlamda fazlası var. İklimi, toprakları, tarihi, doğal güzellikleri, denizi, insan gücü, beşeri sermayesi ile toplumsal gelişmesiyle önemli üstünlük noktaları olan bir ilimiz. Bu arada Mersin dediğimizde bu ilimizin çok güçlü bir başka yönünü de muhakkak vurgulamalıyız. Mersin, nüfusun toplumsal doku olarak zengin bir çeşitlilik gösterdiği, ama en önemlisi bu çeşitliliğin bir toplumsal barış ve huzur ortamı içinde yaşandığı bir ilimiz. Mersin özellikle 1990’lı yıllarda ülkemizin güneydoğusunda yaşanan terör olaylarının neticesinde o dönemde en çok göç alan illerimizden oldu. Suriye’deki savaştan sonra ülkemize doğru yönelen göç hareketinin de en önemli çekim merkezlerinden biri oldu. Mersin, bugün Şanlıurfa, İstanbul, Hatay, Gaziantep ve Adana’dan sonra en çok Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan ilimiz. Sayın valimizden aldığım son rakama göre 180 bin dolayında mülteci bulunuyor. Suriye’ye sınırdaş olmasa da savaşın en çok etkilediği illerimizden biri. Mersin’in Suriyeli mültecilerin korunmasında, bu insanlık sınavında büyük bir alicenaplık sergilediğini teslim etmemiz gerekiyor.

Bu ilimizin çok önemli üstünlük noktaları, çok önemli zenginlikleri var, bir il olarak gücünü oluşturan çok önemli kuvvet noktaları var. Onu markalaştıracak çok önemli değerlere sahip. Ama bütün bu üstünlük noktalarına karşılık Mersin bugün Türkiye’de hak ettiği marka değerine sahip mi diye sorduğumuzda buna olumlu bir yanıt veremiyoruz.

Burada Antalya ile Adana gibi iddialı iki büyük ilimizin arasına sıkışmış olmasının da kısmen bir faktör olduğunu söyleyebiliriz. Buraya Adana üzerinden geliyorsunuz, uçağınız Mersin havaalanına değil Adana havaalanına iniyor. Mersin Türkiye’nin en önemli illerinden biri, Türkiye’nin onuncu büyük ili, iki milyona yakın nüfusu var. Ancak Mersin, kendisini yeteri kadar anlatmıyor, daha iyi anlatması gerekiyor. Sadece Türkiye’ye değil, dünyaya da daha iyi anlatması gerekiyor. Mersin’deki tarihi zenginliğin Batı’da çok iyi bilindiği kanaatinde değilim, Türkiye’de de çok iyi bilindiği kanaatinde değilim.

Bu ilimizin turizm anlamında, ekonomik potansiyel anlamında sahip olduğu muazzam bir potansiyel var, bu potansiyelin tümüyle hakkının verildiğini, tümüyle hayata geçirilebildiğini, bu ildeki enerjinin tümüyle seferber edilebildiğini söyleyebilmek mümkün değil. Bunun için Mersin’in geleceğine dönük, üstünlük noktalarını ön plana çıkartan, bunları azami derecede değerlendiren bir stratejik vizyona ihtiyaç var. Bu vizyonda Akdeniz boyutunun da önemli bir yer tutması gerekiyor.  Mersin aslında bir Barselona gibi bir Marsilya gibi, bir Kahire gibi Akdeniz havzasının en önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip. Tabii Mersin’in önümüzdeki dönemde nasıl yol alacağı yalnızca Türkiye değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz ‘in nereye doğru yol alacağı sorusunun yanıtı ile yakından ilişkili. Doğu Akdeniz aynı zamanda Akdeniz’in Orta Doğu ile buluştuğu coğrafyadır. Bu coğrafya bugün dünyanın en kanlı savaşlarına sahne oluyor. O topraklara barış geldiğinde, ekonomik gelişme ve refah bu coğrafyada kök saldığında kanımca yüzü Akdeniz’e bakan bir şehir olarak Mersin’in önündeki imkanlar daha da artacak ve bu ilimiz bu havzanın önemli bir yıldızı olarak parlayacaktır.