GeriAydını Keşfet İşte Ege Böyle Bir Yerdir
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
İşte Ege Böyle Bir Yerdir

İşte Ege Böyle Bir Yerdir

Deniz Sipahi

3 Eylül 1988 gecesi Efes Antik Tiyatro’da müthiş bir buluşma vardı. 20 bin kişilik koro; Mikis Theodorakis, Maria Faranduri ve Zülfü Livaneli’ye eşlik ediyordu.

Bir Yunanca şarkılar söyleniyordu, bir Türkçe…

Türkçe başlayıp Yunanca devam eden melodiler…

Bazen Theodorakis söylüyordu, bazen Faranduri, bazen de Livaneli…

Ve o büyük koro…

Hatırlıyorum; konser için Sakız’dan, Samos’tan, Midilli’den seferler düzenlenmişti.

Atina’dan, Selanik’ten özel uçaklar kaldırılmıştı.

Sadece Yunanlılar da yoktu Efes Antik Tiyatro’da…

Adalarda tatil yapan Avrupalılar da oradaydı; Bodrum’da, Antalya’da tatil yapan yabancılar da…

Bu büyük buluşmayı ben de izlemiştim.

Meşalelerle aydınlatılmış aslanlı yol bana o gece çok daha güzel gelmişti.

Ufka bakıp; böylesine bir coğrafyada yaşadığım için şükredip, 20 bin kişilik koronun şarkılarına eşlik etmiştim.

Sonrasında Antik kentlerdeki konserleri kaçırmaz oldum.

1993’ün 2 Temmuz’unda bu sefer Sting vardı sahnede…

2001’in 17 Temmuz’unda ise Elton John…

Ve onlarca dünyaca ünlü sanatçı, orkestra, senfoni…

Koro aynıydı.

Adres; tarih kokan Ege Bölgesi’ydi.

Uzun yıllardır savunduğum bir konuyu geçen gün sohbet ederken Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da söyledi. “Bu müthiş coğrafyayı turizmde birlikte anlatmalı ve pazarlamalıyız. Sadece Aydın’ı değil, sadece İzmir’i değil, sadece Çanakkale’yi değil; hepsini ve birlikte tanıtmalıyız.” Ben de kendisine Efes Antik Tiyatro’daki bu konserleri örnek verdim.

Ve dedim ki…

Adaları da buna dahil etmeliyiz.

Sadece Aydın ili sınırlarında Nysa, Afrodisias, Tralleis, Priene, Milet, Alinda, Magnesia antik kentleri var. Çanakkale’de Truva’dan başlayın, Bergama’daki Zeus Tapınağı’na uğrayın, Fethiye

Dalyan’daki Kaunos’a kadar uzanın. Ve aralarda onlarca farklı yerde mola verin. İşte böyle bir tarihsel zenginliğin üstünde yaşıyoruz.

Ege böyle bir yerdir.

Geçen yılın Eylül ayında bir davet aldım. Davet metninde şöyle yazıyordu. “Aydın’ın bir antik kentler şehri olduğuna dikkat çekmek için bu ayki Büyükşehir Meclisimizi Nysa Antik Kenti Yaşlılar Meclisi’nde yapacağız…”

Milattan sonra birinci yüzyılda yapılmış bir eserdeki bu özel toplantıyı kaçırmak istemedim.

Çok sıcak bir gündü.

Gecenin karanlığı çöktüğünde meşaleler yakıldı yine…

Ünlü coğrafyacı ve gezgin Strabon’un dersler verdiği, nutuklar attığı Meclis’te yıllar, yüzyıllar sonra bu sefer başka bir Meclis’i dinliyordum.

Aydın Dağları’nın güneye bakan yamacında kurulan Nysa’da bulunan Gymnasium ve Kütüphane parlak dönemlerinde kentin bir eğitim merkezi olduğunu da gösteriyor. Bergama, Efes ve Nysa; dönemlerinin en parlak kentleriydi. Yine öyle olmalılar. Uzun zamandır sessiz ve kendi halinde olan bu coğrafya yeniden ayağa kalkmalı. Bunun için yapılması gereken tek bir şey var. O da tanıtım, daha iyi tanıtım.

Bir insan kendiyle ilgili anılarını kaç yaşından itibaren hatırlar? İki mi, üç mü, beş mi? Hangi yaşsa işte; benim ilk çocukluk anılarımda da Kuşadası’nın ayrı bir yeri vardır. Kadınlar Denizi özellikle…

Sabahları dingin, akşamüstlerinin dalgalı denizini unutamadığım Kadınlar Denizi…

Ve Davutlar sahili…

Rio’nun Copacabana’sından farkı yoktur.

Dilek Yarımadası ve Milli Park; yüzmeye doyamadığım yerler…

Güvercin Ada’dan adayı izlemek, ne ayrıcalıktı.

Şimdilerde Çeşme ve Alaçatı’dayım daha çok ama ben yine ilk fırsatta Ada’ya gidenlerdenim. Belki “O eski günlerden eser yok şimdi” diyebilirsiniz.

Doğru…

Kuşadası büyüdü, hem de çok büyüdü. Bir tatil yerinden çok kent görüntüsüne büründü.

Ama diyorum ki…

Hala yapılacak şeyler var.

Şu Güvercin Ada’dan marinaya kadar olan sahili yeniden yapsak, yeniden düzenlesek…

Positano’nun, Amalfi’nin sahilindeki evler gibi dış cephelerini pastel güzel renklere boyasak.

Olmaz mı?

Olur…

Şunu biliyorum.

Bir güzellik yarattığınızda etrafı da kısa sürede güzelleşiyor. Hadi; işe buradan başlayalım.

İzmir’in Kordon’unda güneş güzel batar.

Midilli’nin Molivo’sunda güneş güzel batar.

Aslında Akdeniz’in bütün sahillerinde güneş çok güzel batar.

Kuşadası’nda da öyle…

Size bir yer tavsiye edeyim.

Gidin Ada’ya, Kısmet Otel’in bahçesinde fotoğraf makinanızı hazır tutun.

Ya da herkesin yaptığı gibi bir selfie yapın.

Güneşi batırın.

Hayatın keyfini çıkarın.

Ege’de; Aydın’da, İzmir’de, Muğla’da bunu anlarsınız.

Siyasetten başka bir hayatın da olduğunu hissedersiniz.