GeriSeyahat İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

Eskişehir, Avrupa’nın şehirleri kadar güzel ve yaşanabilir bir şehirdir. Kışları çok soğuk geçse de insanların ve çevrenin güzelliği içinizi ısıtmaya yetecektir. Birçok caddesi ve sokakları ile her gününüz dolu dolu geçecek. Eskişehir’in adındaki eskiye aldanmayın, adı ‘eski’ ama kendisi yepyenidir Eskişehir’in…

Eskişehir, İç Anadolu’da Ankara’nın yamacında bulunan, iki üniversitesi, modern halkı, güzel parkları ve kışları iç organlarınızı bile donduracak ayazıyla meşhur canım şehrim. İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir
Eskişehir’le ilgili hemen herkesin bir fikri vardır diye düşünüyorum, son yirmi yılda ne kadar değiştiğini, Avrupa şehirleri kadar güzel bir hale geldiğini bilmeyen yoktur. Biz Eskişehirliler buna Büyükerşen Etkisi diyor ve Eskişehir’in çehresini ve tarihsel gelişimini BÖ-BS (Büyükerşenden Önce – Büyükerşenden Sonra) olarak ikiye ayırıyoruz. Eğer son on yıl içinde Eskişehir’i ziyaret edenlerdenseniz, şehrimizin BS çehresini gördünüz ve muhtemelen hayran kaldınız. Zira sevgili Büyükşehir Belediye Başkanımız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen göreve seçildiği ilk günden şu ana kadar şehri gidip gördüğü o Avrupa şehirleri kadar güzel ve yaşanabilir hale getirmek için canla başla çalışıyor. Tramvay sistemi, yayalaştırılan caddeleri, ıslah edilen Porsuk Çayı ve çevresi, iki büyük şehir parkı, Barlar Sokağı, restore edilen Odunpazarı Evleri, sahnelenen tiyatro oyunlarıyla kültür, turizm ve sosyalliğin Anadolu’daki başkenti bence.

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

Eskişehir’i bir hafta sonunda iki günde rahatlıkla gezebilirsiniz, ben de anlatımımı iki güne göre yapıp sizlere bir rota vereceğim. Özellikle Ankara ve İstanbul’dan gidecekseniz hızlı treni kullanarak çok kısa bir zamanda kendinizi Eskişehir Garı’nda bulabilirsiniz. İstanbul’dan Eskişehir’e hızlı tren biletleri gidiş dönüş 70 TL, eğer otobüsle gitmeyi düşünüyorsanız bilindik otobüs firmalarıyla gidiş dönüş 60 TL’ye mal olur size. Tabii kendi aracınızla da gidebilirsiniz ama benim kişisel tavsiyem şehir merkezinde her yer yürüme mesafesinde ve araç girişine kapalı yollar olduğu için arabanızla gitmenize pek de gerek yok.

Şimdi sırasıyla Eskişehir’e gidip de görmeden dönmemeniz gereken yerleri anlatayım sizlere:

Birinci gün

Doktorlar Caddesi & İki Eylül Caddesi & Kızılcıklı Caddesi

Bu üç cadde biz Eskişehirlilerin ‘Çarşı’ diye adlandırdığımız noktaları olan ve tramvaydan sonra sadece yayaların kullandığı, Avrupa’da her şehirde bulunan “Marktplatz, Kaufinger Strasse, Via del Corso” gibi gibi isimler alan alışveriş caddesinin yerel versiyonu. Günün hemen her saati canlı olan, sağlı sollu ağaçları, müzik yapan sokak şarkıcıları, sakin sakin geçen tramvayı ile şehrin en güzel üç caddesi. İki Eylül Caddesi üzerinde tüm tramvayların durduğu Çarşı Durağı ve bize göre dünyanın en eski ve ilk AVM’si Esnaf Sarayı bulunur. Esnaf Sarayı‘ndan bayramlık, gelinlik, damatlık almamış bir Eskişehirli yoktur, rastlayamazsınız.

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

İki Eylül Caddesi, Doktorlar Caddesi ve Kizilcikli Caddesi birbiriyle U harfi gibi bağlantılıdır, U’nun soldaki sapı İki Eylül Caddesi dersek U’nun tabanı Doktorlar Caddesi ve sağ sapı Kızılcıklı Caddesi şeklindedir diyebiliriz. Doktorlar Caddesi adını üzerindeki (eskiden daha çok olan ama şimdilerde sayısı azalmış olan) doktor muayenelerinden alır, sadece tramvayın ve yayaların kullandığı, birçok butik mağazanın yer aldığı caddedir. Eğer doğrudan Doktorlar Caddesine gitmek isterseniz ya da tramvaydayken Doktorlar Caddesi üzerinde inmek isterseniz buradaki durağın adi “İsmet İnönü’’dür. Doktorlar Caddesinde mutlaka gidin diyeceğim yerler Venedik Pastaneleri ve Pino olacaktır.


Eskişehirliler bilirler, o zincir pizzacı ya da hamburgerciler Eskişehir’e açılmamışken daha doksanlarda bile bizim Pinomuz vardı ve şahane hamburger ve pizzalar yapardı, hala da öyle. O yüzden eğer acıkırsanız caddenin sonundaki Pino’ya uğrayın derim. Pino’nun tam karşısı Kızılcıklı Caddesi’nin başıdır ve Doktorlar Caddesi ile Kızılcıklı Caddesinin kesişiminde de minnak alışveriş merkezimiz Kanatlı AVM bulunur. Kanatlı AVM, ETI fabrikalarının sahibi Kanatlı ailesi tarafından yaptırılmış şehrin Esnaf Sarayı’ndan sonra yapılmış ilk modern AVM’sidir. Bu arada bilmiyorsanız ETİ Eskişehir menşeili bir markadır, yani üretim Eskişehir’de yapılır ve biz ETİ’yi çok severiz. Kızılcıklı Caddesi ise trafiğin de aktığı, butik ve restoranların olduğu; diğer iki caddeye göre daha az hareketli caddedir. Ayrıca adını Eskişehirspor’un ateşli taraftar gruplarından birine vermiştir.

Adalar (Porsuk çevresi)

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

Yukarıda bahsettiğim U harfinin iç kısmı Adalar (Porsuk kenarı, su boyu) diye geçer ve şu hepinizin gördüğü gondollu köprülü fotoğraflar ya da Porsuk’un kenarında içkisini içip gitarını çalan genç grubu buraya aittir. Adalar’da bir sürü kafe restoran vardır, özellikle yaz aylarında çok hareketli olur ve insanlar kafelerden dışarılara taşar, kaldırımlarda oturur, dolaşır, fotoğraf çeker. Ayrıca Eskişehirli olup da Adalar Migros‘un önünde bir arkadaşıyla buluşmayan bizden değildir. U harfini kapsayan alanı iki üç saatte rahat rahat gezersiniz bana güvenin. Hatta bu arada bir kafede oturup bir şeyler içebilir, Adalar’daki İnsancıl Kitabevinde kitap karıştırabilir ya da Porsuk’ta bot/gondol turu yapabilirsiniz.

Hamamyolu Caddesi & Odunpazarı

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

U harfiyle işinizi bitirmişseniz karnınız acıkmıştır, Papağan Çibörek‘te bir porsiyon (belki de bir buçuk) çiböreği hak ettiniz. Papağan Çibörek Eskişehir’deki en meşhur çibörekçidir ve önünde her daim sıra olur. Aslında çibörek yenecek daha sakin çok nokta biliyorum da kırkta yılda bir geliyorsunuz bari yerinde yiyin diye Papagan’i tarif edeceğim. Çarşı Durağından yukarıya doğru çıkan sokakta sağ tarafınızda Papağan Çiböregi göreceksiniz. Gittiginiz saate ve güne göre biraz sıra olabilir bastan söyleyeyim ama sabredin, değecek! Bu arada çibörek Eskişehir’de neden meşhur ondan da bahsedeyim: Çibörek bir Kırım Tatar böreğidir, Kırım Tatarları arasında Sirbörek, Suberek, Ciberek gibi değişik isimleri vardır, çiğköfte gibi pişmemiş et içermez ama içli köfte gibi et içine pişirilmeden konulur ve hamurla birlikte pişer. Eskişehir’e 19. Yüzyıl boyunca çok sayıda Kafkasya, Kırım, Romanya ve Bulgaristan göçmeni yerleştirilmiştir ve şu anda da şehrin büyük bir çoğunluğunu bu göçmenler oluşturmaktadır, bu sebeple Tatarların çiböreği artık Eskişehir’le özdeşleşmiştir. Çiböreğinizi yedikten sonra ayni sokak üzerinde ilerleyip sağa dönüp Tarihi Karakedi Bozacısında boza içebilirsiniz. Ben Karakedi Bozası aşığı biri olarak ve İstanbul’a gelip Vefa Bozası da içmiş biri olarak söyleyebilirim ki ‘Karakedi is the best boza ever’ Vefa çok cıvık ve ekşi geliyor bana ama Karakedi bozası çok daha kıvamlı, içmek yerine yeriz mesela biz bozayı, kaşıkla…

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

Midemiz bayram ettikten sonra Sıcaksular ya da Hamamyolu olarak adlandırdığımız ve Eskişehir’in termal suyunun kalbi olan Hamamyolu Caddesini yürüyerek geçebilirsiniz. Kahvecilerden gelen kahve kokusu, hamamlardan çıkan buhar ve yemyeşil renkleriyle yine bir solukta gezebileceğiniz bir cadde burası. Geniş ve yayalaştırılmış caddenin ortası yol boyunca geniş bir parktır ve içinde her daim insan ve güvercin bulunur. Hamamyolu Caddesini bitirdiğinizde kendinizi Odunpazarı‘nda bulursunuz. Odunpazarı Eskişehir’in en eski mahallesi. Eskiden köhne ve yıkılmak üzere olan evler Büyükerşenden Sonra restore edilmiş ve birçoğu müze ve atölyeye çevrilmiştir. Balmumu Müzesi, Cam Sanatları Müzesi, El Sanatları Müzesi falan bu evlerin bulunduğu yerdedir. Rengarenk evler Strazbourg’u Colmar’ı aratmaz. Odunpazarı yokuşunu tırmanırsanız eskiden benim okuluma (Bademlik Kampüsü) ev sahipliği yapan şimdiyse zincir otellerden biri tarafından kullanılan Bademliğe varırsınız ama bence çıkmayın. Yokuştan nefesiniz kesilir. Biz okurken kışları dolmuş çıkmazdı da yürüyerek tırmanırdık o yokuşu. Eğer yukarı çıkarsanız Şelale Park’ını da gezin ve Eskişehir’e bir de tepeden bakin benim için olur mu?

Kentpark

Denizimiz olmasa da yapay plajımızın olduğu ve yazlarımızın sıcak ve kurak geçmesine son vermiş Kentpark‘a gitmelisiniz tabii mutlaka. Gitmek için Odunpazarı‘ndasınız hazır, Otogar yönüne giden tramvaya binin ve son durakta (yani Otogar durağında) inin. Orada kime sorsanız Kentpark‘ı gösterir. Tamam bir Vondelpark bir Englischergarten değil ama plaj var diyorum ya ve öyle kıytırık değil yaz aylarında baya baya dolup taşan güneşlenebileceğiniz, (yapay) denize girebileceğiniz bir plaj. Tabii parkın geri kalanında dolaşıp, söğüt ağaçlarının gölgesinde soluklanabilirsiniz.

Barlar Sokağı

Bence bugün yeterince gezdiniz şimdi tramvaya binip İsmet İnönü Caddesi durağında inin ve Barlar Sokağı‘ndaki mekanlardan birinde (kişisel tavsiyem Varuna Gezgin Los Amigos, Hangover ya da Olympos Kafe) oturup yemeğinizi yiyip biranızı içebilirsiniz. Akşam kaldığınız yere dönerken de yine U harfini turlayıp gece güzelliğine de şahit olabilirsiniz şehrimin. Gece hayatını sever misiniz bilmiyorum ama Eskişehir gece kulüpleriyle de oldukça ünlüdür. 222 Park, Hayal Kahvesi, Mood, Sess gibi mekanlarda modunuza ve zevkinize uygun bir gece yaşayabilirsiniz. Espark‘ın hemen önündeki İsmet İnönü Caddesi boyunca sağlı sollu sıralanan bu mekanlarda kaliteli bir eğlence vadediyorum size.

İkinci gün

Bugünü Sazova Bilim Kültür Parkına ayıralım bence, zira onun içinde vaktinizi geçirebileceğiniz, fotoğraf çekmekten kendinizi kaybedebileceğiniz birçok nokta var. Sazova Bilim Kültür Parkına gitmek için en iyi seçenek belediye otobüsü. Hani dün sizi Odunpazarına götürmüştüm ya bugün de oraya yürüyüp oradan Sazova Bilim Kültür Parkına giden otobüslerden herhangi birine binebilirsiniz. 20-30 dakikalık bir otobüs yolculuğundan sonra Sazova Parkında inip parkın içindeki Colomb’un gemisinin replikası olan korsan gemisini gezmekle başlayabilirsiniz turunuza. Bu gemi park yapıldığından beri Eskişehir il sınırı içinde evlenen her çiftin evlilik albümünde en az bir fotoğrafta yer alır Umarım popülerliğini anlatabilmişimdir.

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

Gemiden sonra Masal Şatosunu gezebilir, çocuğunuz varsa şato içindeki masal turuna katılabilirsiniz. Biz annem ve kardeşimle bile eğer saati uygun olsaydı katılmayı düşünmüştük. Sazova Parkının içinde Eti Sualtı Canlıları Müzesi var, İstanbul’daki Akvaryum’un minyatürü diyebiliriz. Girişler ben gezdiğimde 5 TL idi, yaklaşık bir saat sürüyor dolaşmanız ve çok güzel balıklara ve deniz canlılarına rastlıyorsunuz gezerken. Hazır gitmişken bence burayı da gezin derim. Ama tabi İstanbul’da ya da Avrupa’da benzerini gördüyseniz çok da elzem değil.

Sazova Parkında biraz da avare avare dolaştıktan sonra ‘çarşıya’ geri dönebilirsiniz. Büyükşehirlerde yaşayanlar olarak AVM’ye doyduğunuzu biliyorum ama Eskişehir’de AVM’ler biraz farklı. Yukarıda bahsettim, Kanatlı AVM mesela, minik ve yorulmadan gezebileceğini bir AVM. Kanatlı‘nın biraz ilerisindeki Espark ise eskiden kiremit fabrikasının olduğu ve hala bacalarının AVM bahçesinde ayakta durduğu çevresinin de havadar ve güzel olduğu bir AVM’dir. Tabii şimdi içinizden ‘ulan gelmiş bize marifetmiş gibi AVM anlatıyor’ diyor olabilirsiniz, haklısınız ama yazmasaydım bu sefer de ‘aaa ama Espark‘ı anlatmamışsın’ diyen çıkabilirdi.

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir

Eskişehir’den bu kadar bahsetmişken Eskişehirspor‘umuzu anmazsak ayıp etmiş oluruz. O meşhuuur ‘es es es ki ki ki es ki es ki es’ tezahüratı ve Bando ESES ile futbolseverlerin -bence- büyük sempati beslediği en güzel Anadolu takımlarından biridir Eskişehirspor. Gecen sezona kadar şehir merkezindeki Eskişehir Atatürk Stadyumunda oynadığımız maçları, iki sezondur Sazova‘ya yapılan yeni Eskişehir Atatürk Stadyumunda oynamaya başladık. Geçen sezon facia bir sezon geçirdiğimiz için maalesef birinci lige düşen Eskişehirspor umuyorum bu sezon yeniden ait olduğu yer olan süper lige çıkacaktır. Zira Eskişehirliler kadar şehir takımına bu kadar fazla sahip çıkan şehir bulmanız çok zordur. 2008’de süper lige çıktığımız zaman günlerce genç yaşlı futbolla ilgisi olsun olmasın herkes bu olayı kutlamış, herkes evine Eskişehirspor bayrağı asmış, esnaf dükkanında günlerce Eskişehirspor marşlarını çalmıştı. Yine olsun diye bekliyoruz.

Trenle geldiğinizi varsayarsak artık Espark’a üç dakika mesafede olan gara gidip treninize binip kalbinizin bir kısmını Eskişehir’de bırakarak yaşadığınız yere dönebilirsiniz. Eskişehir’e kısa süreliğine gelen de, öğrenci olarak gelen de, tayinle gelen de, yerlisi olup doğduğu günden beri orada yaşayan da çok sever, ayrılık her zaman zor gelir. Çünkü her gidişte ‘bir daha göremezsem’ gibi saçma ve korkutucu bir düşünce kaplar insanın içini. Öğrenciler yaz tatili bitsin de memleketlerinden ayrılıp Eskişehir’e dönsünler ister, benim gibi Eskişehir dışında çalışıp yaşamak zorunda olanlar da bayram, seyran, tatil kovalar bir kez daha şehrine kavuşabilmek için. Sözün özü memleketimizin en güzel şehirlerinden biridir burası. Gidin ve görün olur mu?

Vesselam çok güzel şehirdir Eskişehir. Adı ‘eski’dir ama kendisi yepyeni, capcanlı ve hayran bırakan bir yerdir. Kabul ediyorum kışları biraz fazla soğuktur ama ne derler: “O kadar kusur kadı kızında da olur”  İyi gezmeler…

Fotoğraflar: Alamy


Yorumları Göster
Yorumları Gizle