GeriSeyahat Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim

Uçağın cam tarafında oturuyordum. Yavaşça belirginleşen Buenos Aires’e dikmiştim gözlerimi. İçimi bir korku kapladı ve tam dört gün sürdü bu korku. Panik atak geçirdiğimi sandım; ellerim titriyordu ve kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Korksam bile kendimi ve dünyayı keşfetmekten uzak bir yolculuk düşünemiyordum. Bu yüzden de gitmek istediğim en uzak yere; Güney Amerika topraklarına geldim.

Arjantin’e 16 saatlik bir uçuşun ardından gecenin bir vakti, yorgun vardım. Beni birkaç gün misafir etmeyi kabul eden fotoğrafçı ve balerin Lupe’nin evine vardım sabaha karşı. Kısa sürede fark ettim ki, ev, abluka altına alınmış bir parti yeri gibiydi. Bağımsızca uzaklara gitmek isteyen ben, şimdi Buenos Aires’teydim ama ilk dört gün ne yapacağımı bilemez halde, evime dönmek istedim sadece. Evdeki bitmek bilmez partiler de kafamı toplamamı zorlaştırıyordu. Birkaç gün sadece kendi içimde gezindim, Buenos Aires’in yüzünü görmedim. Gelmeden önce, sevdiklerimden bana kötü zamanlarım için mektup yazmalarını istemiştim. Yakama yapışan ağlak anlarımda açtım okudum bu satırları. Hepsi o an için yazılmış gibilerdi. Önünde sonunda kendimi bağımsız ve özgür bir kadın olarak görmek isteyeceğimi biliyordum.

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim



Sonunda Lupe’ye misafirperverliği için teşekkür eden bir not bırakıp ayrıldım evinden ve rotamı çok sevdiğim maviye çevirdim. 24 saat sonra Atlas Okyanusu’nun kıyısındaki Puerto Madryn’deydim. İlk kez karşımda gördüğüm okyanus içimde dalgalanmaya başladı ve kendimle yaşadığım bu romantik anı çok sevdim. İlk yol arkadaşım, matematikçi Florian ile Puerto Madryn’e göç eden Galli yerleşimcilerin tarihini anlatan bir müzeye gittik, adı Museo del Desembarco. Müzenin üzerine kurulduğu kayalıklarda dolaşırken Florian içinde mektup olan bir şişe buldu. Karaya vuran bu mektuptan bir aşk acısı çıktı. Okyanus bu aşkı göğüslesin istemiş adam ve içini dökmüş.

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim



Patagonya’nın buzul güzeli

Arjantin ve Şili sınırları içindeki Patagonya, buzul zarafeti ile beni kendisine çekiyordu. Yolculuğumun ilk gerçek buz- dağı sınavını Patagonya bölgesindeki El Bolson’da verdim. Hielo Azul’a (Mavi Buz) tırmandım. Güney Amerika’nın bilge nehrinin ulaştığı her yerde etkileyici bir şey var kesinlikle. Fakat burada hayatımın en dondurucu gecesini geçirdim. Çadırımın manzarası karlarla kaplı dağlardı ve aramızdan buz kesen güzelliği ile Rio Azul geçiyordu. O gece, dünya üzerinde buradan daha soğuk bir yer yoktu sanki.

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim



Gökçe’ydim, Cielo oldum

Bu kıtada adımı anlamak ve söylemek çok zor. Bir gün El Bolson’da tanıştığım Nico bana ismimin anlamını sordu. Ona gökyüzü anlamına geldiğini söyledim. Nico eliyle göğü işaret edip bana bakarak, İspanyolcada duyduğum en güzel kelimeyi söyledi: Cielo. Yolculuğuma Cielo olarak devam ettim ve yoldan çıkagelen yeni ismimle güzel El Bolson’dan ayrıldım. Şilili şair Pablo Neruda’nın memleketi Valparaîso’da, dar ve dolambaçlı yolları renklendiren duvar resimleri arasında yürüyorum. Hava ve su gibi Valpo’nun bir parçası bu afili resimler. Her birinin bir dili var ve konuşuyorlar. Ama sıcacık Valpo’nun en iyi tarafı sadece bu resimler değil; insanlar ve dağlar... İlk görüşte yoksulluğundan korkup kaçmak istediğim Valpo, tekrar geldiğim bir zenginliğe dönüştü. Neşeyi ve paylaşımı bulduğum yerlere dönmek, yolculuğumun küçük ama esaslı bir gerçeği. Uzun süredir Valpo sokaklarında müzik yapan Marco, ayrılma zamanım geldiğinde “Valparaîso seni özleyecek, çünkü sen iyisin” dedi. Neruda, memleketi için ‘dağların penceresi’ der bir şiirinde. 1880 metrelik Cerro la Campana zirvesine soluk soluğa vardığımda ne demek istediğini anladım. Kamp yapacak yer ararken kaybolduğumda tanıştığım ve yarı insan yarı dağ keçisi olduğuna inandığım botanikçi Rose Maria ile bulutların üzerindeydik. Derin bir bağ yakaladığım Valpo’dan bir kitapla ayrıldım; 1994 basımı ‘El Principito’ yani ‘Küçük Prens’ ile.

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim



Plaza de Mayo anneleriyle

Arjantin, Buenos Aires’ten başlayan yolculuğuma doğaçlama devam ettim. Puerto Madryn’e ve ardından hippi diyarı El Bolson’a ve sakin şehir San Carlos De Bariloche’ye gittim. Şili’ye geçerek Osorno’ya ulaştım. Arjantin’den Şili’ye giderken yiyecek, içecek, tohum gibi organik şeyleri sokamıyorsunuz. Evine misafir olduğum Şilili Axel, “Ülkemizin güvenliği için” dedi. Osorno’nun kasvetinden kaçıp Pucon’a otostop çektim ve volkanlar ile tanıştım sineklere kanımı feda ederek. Kuzeyde; Valparaiso’da renkli bir soluk aldım. Şaraplarıyla meşhur Mendoza’nın ardından da en başa döndüm, Buenos Aires’e. İçinde timsahların yaşadığı bir orman var bu şehirde. Dönmeden önce Plaza de Mayo annelerini görmek istedim, dinledim onları ve Cumartesi Anneleri’nden selam götürdüm.

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim




YAPMADAN DÖNMEYİN
Buenos Aires’in merkezine çok yakın olan doğal park Costanera Sur ve Colôn Tiyatrosu’na gidin.

El Bolson’da Cerro Piltriquitron’a yürüyün. Ormanın içinde el oyması ağaçlar ile karşılaşacaksınız.

Bariloche’den llao llao Adası’na bir otobüsle gidip muhteşem manzaraya doğru yürüyün.

Şili, Pucon’da 1500 metrelik Mirador Dağı’na tırmanarak dört volkan manzarasına bakın. Endemik kuşları dinleyin. Sineklere karşı önleminizi almyı unutmayın.

Valparaiso’nın duvar resimleri arasında kaybolun. Şehrin tepesine çıkın, manzaraya bakın. Pablo Neruda’nın evini bilet alarak görebilirsiniz. Parque Nacional La Campana’ya gidip bu bölgede bulunan yürüyüş rotalarını keşfedin. Güvenli kamp bölgeleri de var.

Mendoza Maipû’daki şarap üretim tesisinde ücretsiz kısa turlar yapıp şarap tadın.

Hayatımın macerasına çıktım, ilk dört gün eve dönmek istedim




İPUÇLARI

Mate çayı geleneksel bir içecek ve paylaşmak esas. Mate bardağı size geldiğinde çayınızı bitirin ve doldurup paylaşmaya devam edin. Paylaşırken göz teması kurun. İçmeye devam etmek istiyorsanız teşekkür etmeyin çünkü bu istemiyorum anlamına geliyor.

Arjantin ve Şili’de kahvaltı kültürü şekerli ürünlerden oluşuyor. Şekersiz yoğurt bulabilirseniz bana da haber verin.

Sokaklarda sık rastlayacağınız sebzeli, etli çeşitleri olan hamur işi ‘empanados’ çok lezzetli.

En az dört hafta önce seyahat sağlığı merkezine gidip ihtiyacınız olan aşıları yaptırın.

Sağlık sigortası yaptırmakta fayda var.

Otostop bir maceradan ziyade ulaşım seçeneği. Bunu yaparken güvenli bölgeleri tercih edin. Israrla araca almak isteyenlerden uzak durun.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle