Seyahat Elbruz'a çıktı, hikayesini anlattı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Elbruz'a çıktı, hikayesini anlattı

Elbruz'a çıktı, hikayesini anlattı

Türkiye'nin en önemli kadın dağcılarından olan Esin Handal Arslan, Avrupa'nın en yüksek dağı olan Elbruz Dağı'na kışın çıkan ilk Türk kadın oldu. Elbruz'a kışın çıkan ilk kadın olan Arslan hikayesini anlattı...

Arslan tırmanış hikayesini şöyle anlattı:

"Bu tırmanışı 2015 yılında aklımda tasarlamıştım, hatta o zamanki tırmanış partnerim Mehmet Yaldız olacaktı. (İran da ve Ağrı Dağı'nda ilklere imza attığım partnerim). 

Dağcılık literatüründe Kuzey Yarım Küre'de her yerde 21 Aralık resmi olarak kışın başlangıcıdır ve 21 Aralık-21 Mart tarihleri arasında Kuzey Kutbu'nda yaptığınız her tırmanış kış tırmanışı olarak nitelendirilir. Bu yüzden biz de 2015 yılında kış kendini iyiden iyiye göstermeden Aralık sonu gidecek olarak ayarladık. 

Elbruza çıktı, hikayesini anlattı

Ama maalesef uçak krizinden dolayı Rusya bize vize uygulamasına başladı ve o şok ile ne yapacağımızı bilemeden 1 yıl faaliyeti ertelemek zorunda kaldık.

Bir sonraki planımız yine 2016 Aralık ayı içindi. Rusya'ya gitmeden önce antrenman amaçlı Ağrı Dağı'na çıkmayı planlamıştık. Ben Mehmet'ten 2 gün önce Doğubeyazıt'a gitmiştim (orada buluşup faaliyete başlayacaktık) ama Mehmet inmesi gereken uçaktan inmedi ve sonrasında da ondan hiç haber alamadım ve mecburen İstanbul'a geri döndüm. 

Sonrasında öğrendim ki havalimanına gitmek için binmiş olduğu taksi kaza yaptığından ve hastanede olduğundan bana haber verememiş. Mehmet'in kaza geçirmesinden dolayı biz ya da ben hayallerimi yine rafa kaldırmak zorunda kaldım. 

Elbruza çıktı, hikayesini anlattı

RUSYA İLE VİZE SORUNU YAŞADIK 

Geldik 2017 yılına aslında 2017 yılında eşim Tuncay Arslan iş dolayısıyla Almanya'ya yerleştiğinden ben de onunla Almanya'ya gitmiş ve mecburen hızlandırılmış Almanca kursu, entegrasyon ve resmi işlerle yoğundum ve haftada 5 gün olan kursa devamsızlık yapma hakkım yoktu. (Son 2 yıldır Alman hükümeti tarafından konmuş olan mecburi entegrasyon kursu) Bu yüzden yine hayalimi Ocak 2018 sonuna kadar ertelemiştim ve Türkiye'de hala yapılmamış olan bu tırmanışı biraz oluruna bırakmıştım. Çünkü 3 yıllık bir erteleme oldukça uzun bir zaman ve 2018 de Elbruz Dağı'na giden birçok ekip olacaktı. 

Özellikle Ankara ODTÜ ekibinin bizden önce dağda olacağını duymuştuk ve ODTÜ Dağcılık oldukça başarılı gençlerden oluşuyordu. Biz de bu yüzden 'hadi bir gidelim bakarız hava izin verirse yaparız' mantığı ile ve yeni partnerim Adem Gül ile plan yaptık. Ama bu sefer Almanya'daydım ve buradan bürokratik işlemleri yürütmek oldukça zordu (vize ve uçak). 

Hiçbir Alman acentası bana (Türk olduğum için) vize alamayacağını belirtti ve bin bir zorlukla ve eşimin çok uğraşması sonucu Rus firmalar üzerinden süreci yürüttük. 

Normalde antrenmanlarıma çok önem veren ve ara boşluk vermeyen biriyimdir, çünkü son 7 yıldır hep önemli tırmanış hayallerim oldu ve onları gerçekleştirmek için haftanın 6 günü antrenman yapmaya kendimi alıştırdım. Ama yeni bir ülke ve özellikle koşulları bizden çok farklı olan Almanya'nın Ingolstadt şehrine yerleşmiş olduğumdan (burada hiç yükseklik yada tepe yok) irtifa, tepe koşusu ve yükseklik antrenmanlarımı yapamaz oldum (tabi bir de haftanın 5 günü kurs sebebi ile) yani Elbruz tırmanışı kendimi deneme çıkışı idi bir bakıma. Elbruz Dağı'na tırmanışa gitmeden sadece 3 hafta önce çok yoğun bir tempo ile bisiklet ve koşu antrenmanı yaptım.

Elbruza çıktı, hikayesini anlattı

55 ÜLKE DOLAŞTIM AMA RUSYA'DA ZORLUK ÇEKTİK

Rusya'daki Elbruz dağına daha önce yazın tırmanış için gitmiştim. Vize uygulaması olmadan önce de 2 sefer turistik amaçlı gitmiştim. Dünya da 55 ten fazla ülkeyi gezmiş olmama rağmen Rusya dil konusunda zorluk çektiğim yegane yerdir. (İngilizce ya da Almanca bilen sayısı çok az) havaalanında Türkiye'den ayrılmadan önce ilk problemi yaşadık. Meğer Rusya yeşil pasaporta da vize uygulaması getirmiş ve ekipte Cemal abi yeşil pasaportluydu. Eksik bilgimiz yüzünden havaalanında ekipten birini bırakmak zorunda kaldık ve acaba iptal etsek mi sorusunun uzun süre cevabını aradık. 

ODTÜ'LÜ DAĞCILARI GÖRÜNCE SEVİNDİK 

Dağa gittiğimizde Türk ekibi ODTÜ'lü dağcılar ile aynı yerdeydik ve bizden birilerini görmek çok güzeldi çünkü onların ekip Rusça bilen bir arkadaşları sayesinde birçok sorunun cevabını bulmuştu. Ekip kötü hava koşulları yüzünden zirveyi yapamamışlardı hatta ekipten biri soğuk ısırığı olduğundan bütün yüzü inanılmaz renk değiştirmişti. (Bu görüntü bile dağdaki havanın ne kadar acımasız olduğunu gösteriyordu). Son akşam yemeklerimizi beraber yedik ve onları yolcu ettik. 

ELBRUZ'A ÇIKMAK İÇİN YENİ BİR ARKADAŞ BULDUM 

Ertesi gün son 1 ayın en iyi havası olacaktı ve ertesi gün hemen tırmanış yapmamız gerekiyordu ama partnerim Adem Gül zaten İstanbul'dan bazı sağlık sorunlarıyla birlikte geldiğinden en az 1 gün dinlenmemiz gerekiyordu. Yine işimizi biraz şansa bıraktık çünkü ertesi gün hava öğleden sonra fırtınaya çevirecekti ama ikimizde Adem'in 1 gün daha dinlenmesi gerektiğini şansımız yaver giderse fırtına şiddetini göstermeden dönebilmeyi umut ettik.

Yine kaldığımız dağ evinde (4100 metrede) Rus olan ama Almanca konuşabilen biri vardı ve kendisi daha önce yazın 2 sefer bu dağa çıkmış bir seferde kışın denemiş ama çıkamamıştı. Yola çıkmadan önce bize acil bir durum olursa ya da fırtınaya yakalanırsak 5000 metre civarında gideceğimiz yolun yakınında ama üzerinde değil sığınabilmek için küçük bir acil durum yeri olduğunu söyledi ve bize yanınıza mutlaka uyku tulumlarınızı ve ocak alın dedi. 

RUS DAĞCIYA YARDIM ETTİK 

Biz zirveyi yapıp geri dönüş yoluna geçtiğimizde zirveden oldukça uzakta ve geç bir saatte yine bu Rus adama rastladık ve bize çok yorulduğunu ve acil durum evine sığınacağını söyledi ve bizden uyku tulumu ve ocak istedi. Bizi kendi uyarmış olmasına rağmen yanına hiçbir şey almamış olmasını hiç profesyonelce bulmadım. Biz de yanımızda olan fazla yemekleri, ocağı ve çorbaları ona verdik. Dağ evine döndükten sonra 2 gün daha dağ evinde olmamıza rağmen Rus adam geri dönmedi. Hem Rus arama kurtarma hem de dağcılık federasyonuna haber verdik ama ya bize inanmadılar ya da pek ciddiye almadılar (adamdan haber alınamadı). 

ZİRVEDE CEP TELEFONUM DONDU

Zirve yolculuğu oldukça uzun sürdü toplamda 13 saat sürdü ve bu 13 saat boyunca zirveyi saymazsak sadece 2 sefer sıvı almak ve bir şeyler yemek için durduk. Hava o kadar soğuk ve rüzgar o kadar şiddetliydi ki durup çantayı sırtımızdan bile çıkaramadık ve eldivenlerimizi çıkaramıyorduk. Zirve de fotoğraf makinalarımız dondu, kaz tüyü ceketimin içine saklamış olmama rağmen cep telefonum dondu. Yolda karın az olduğu bazı yerlerde büyük buzul çatlakları gördük ve yüzeyi buzla kaplanmıştı. Normalde bu buz çatlaklarını işbirliği içinde geçmemiz en güvenlisi ama ikimizde kış dağcılığında oldukça deneyimli olduğumuzdan gerek görmedik. 

HAYALİM ÜÇ YIL SONRA GERÇEKLEŞTİ, GÖZYAŞLARIMI TUTAMADIM 

Zirveye giderken yol o kadar uzun geldi ki bize bir ara zirveyi kaçırdık mı diye düşünmeye başladık (zirveye yaklaşmadığınız sürece dibine gelmeden göremiyorsunuz) 8 saat devamlı tırmandıktan sonra zirveyi gördüğümüzde çok duygulandık. Başarmıştık zoru başarmıştık. 15 yıldır aktif olarak dağcılık yapmama ve birçok dağa çıkmış olmama rağmen bu dağda ilk kez duygulandım ve gözlerimden yaş geldi. İnsanın 3 yıl boyunca hayaline ulaşamaması ve zirvenin birden karşısında belirmesi, anlatılamaz."


Yorumları Göster
Yorumları Gizle