GeriSeyahat Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa

Hayatımızda eksikliğini en çok hissettiğimiz şey hem kendimiz hem de çevremiz için zaman yaratabilmek belki de... Yaşamımızın rutinleri ve aldığımız sorumluluklar çoğu kez insanları hayalleri ve hedefleri konusunda frenleyebiliyor. Çok uzun zamandan beri kendi sosyal sorumluluk projemi gerçekleştirme hedefindeydim ve aktif profesyonel iş yaşamıma kısa bir mola verir vermez hemen bu hedefimi gerçekleştirmek adına harekete geçtim. Amacım az gelişmiş bir ülkeye gidip, çocuklara yardım etmek ve o ülkenin kültürünü de bir yandan tanıma şansını elde etmekti. Yoğun araştırmalarım ve aldığım yönlendirmeler neticesinde hedefimi belirledim... Nepal’in başkenti Katmandu’da bir Budist Manastırı’nda İngilizce Öğretmenliği yapacaktım. Ve yola koyuldum... 5 haftalık manastır deneyimi dahil olmak üzere toplam 7 haftalık Nepal seyahati beni bekliyordu.

Nepal benim seyahat ettiğim 41. ülke, Katmandu ise 176. şehir. Seyahat etmek her zaman benim için bir tutkuydu, öyle bir tutku ki üniversiteyi bitirir bitirmez burs kazanıp yüksek lisans için yurtdışına gittim ve 4 yıl boyunca yurtdışında yaşadım. Ancak bu sefer her şeyin çok daha farklı olacağını hissediyordum, bu sefer insanın bam teline dokunan çok farklı bir yolculuğun içinde bulacaktım kendimi...
Gönüllü öğretmenlik yaptığım manastır, Katmandu şehir merkezine 12 km. kadar uzaklıktaki Arubari bölgesinde yer alıyor. Burası çeşitli manastır ve tapınakların da yer aldığı görece yoksul bir bölge. Bölgenin çok yakınında yer alan Boudhanath bölgesi ise Katmandu’nun en büyük ‘Stupa’larından birine ev sahipliği yapıyor. Stupa, kubbe şeklindeki Budist tapınağı anlamına geliyor ve bu tapınaklar sabahın ilk ışıklarından itibaren ibadete gelen Budistler’in uğrak yeri.

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa



Manastırda sabahları güne 06:00’da çalan gong sesiyle başlıyoruz, gong sesinin yarım saat sonrasında da Budistlerin dini ayini olan puja töreni gerçekleşiyor. Sabah ve öğleden sonraları olmak üzere günde 2 defa gerçekleşen puja töreni Budistler için oldukça önemli bir ritüel. Her gün gerçekleşen standart puja töreninin yanı sıra 15 günde bir defa da özel bir tören olan Guru Puja gerçekleştiriliyor.
Normal şartlar altında manastıra 12-17 yaş arasındaki çocuklar kabul ediliyor. Bazı durumlarda 10 yaşını doldurmuş çocukların da kabul edilmesi mümkün olabiliyor. Nepal, pek çok farklı kastı ve etnik grubu içerisinde barındıran bir ülke ancak manastırın kapısı din ya da etnik sınıf ayırt etmeksizin herkese açık. Genellikle maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocukları ya da yetim çocuklar bu tarz manastırlara gönderiliyorlar.

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa



Ruhumu besleyen değerli günler

Nepal’de haftanın ilk günü pazar, dolayısıyla pazar günleri dahil olmak üzere 6 gün çalışılıyor. Cumartesi ise hafta tatili… Biz gönüllüler olarak haftanın 6 günü derse giriyoruz. Ben 4 farklı sınıfa ders veriyorum. Öğrencilerim öğrenmeye çok hevesli, özellikle de manastırın duvarlarının arkasındaki farklı hayatı tanımak istediklerinden özel bir ilgi duyuyorlar biz gönüllülerin anlattıklarına...


Maddi yetersizliklerden dolayı burada çocukların ancak temel ihtiyaçları karşılanabiliyor. Kahvaltıda süt ve pirinç patlağı ya da pişi tarzı ekmekler veriliyor. Öğlen ve akşam yemeklerinde ise lapa pilav ya da karnabahar, patates yemeği ve mercimek çorbası yer alıyor. Et ya da tavuk ise yalnızca haftada bir gün cumartesi günleri ya da bayram tatillerinde verilebiliyor. Yumurta, muz gibi besin maddelerine ise ancak bağış yapılırsa kavuşabiliyor çocuklar... Çocukların tek bir kıyafeti var ve bu kıyafetin temizliğinden de kendileri sorumlu. Burada çocuklar için son derece zor koşullar var, dolayısıyla da dışarıdan gelecek ufacık bir katkı bile onlar için çok kıymetli... İşte tam bu yüzden burada geçirdiğim günler benim için hayatımın en değerli ve maneviyatımı en çok besleyen günler arasında çok önemli bir yer tutuyor.

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa



Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri

Çok kısa olarak da Nepal’den söz etmek gerekirse... Nepal, Hindistan ve Çin’in özerk bölgesi Tibet’e komşu olan ufak bir Güney Asya ülkesi! Ülke nüfusunun yüzde 70’ini Hindular, ytüzde 30’unu ise Budistler oluşturuyor. 2008 yılında krallığın devrilmesinden bu yana Federal Cumhuriyet şeklinde yönetiliyor. Nepal, dünyanın en yoksul ülkeleri arasında yer alıyor; sanayileşmemiş, gelirinin büyük kısmını turizm ve tarımdan sağlayan bir ülke. Buna rağmen halk çok pozitif ve güler yüzlü. 1960ların Hippileri’nin uğrak yeri Old Freak Street de Katmandu’nun merkezi olan Thamel’in sınırları içerisinde yer alıyor.

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa



Durbar Square ( Kraliyet Meydanı), Swayambhu Stupa ( Maymunlar Tapınağı), Pashupatinath Tapınağı ve Kraliyetin Bahçesi olarak da anılan Gardens of Dreams özellikle görülmesi gereken yerler arasında. Katmandu’ya 8 km uzaklıktaki Patan ve 13 km uzaklıktaki UNESCO koruması altındaki Nepal’in tarihi başkenti Bhaktapur da adeta açık hava müzesi gibi. Eşsiz bir Himalayalar manzarası yakalamak isteyenler de Katmandu’ya 32 km mesafede bulunan Nagarkot köyüne mutlaka uğramalı.



En çok hijyen zorluyor

Nepal’in, Türkiye gibi daha batıda yer alan ülkelerden en büyük farklarından biri kuşkusuz değişik hijyen algıları... Farklı milletlerden ve kültürlerden gelen insanlarla birlikte yaşamaya son derece alışkınım. Çinli, İranlı, Alman, Fransız, ABD’li, Arjantinli, Senegalli, Perulu hatta Hintli ev arkadaşlarım oldu Almanya’da yaşarken. Dolayısıyla da Nepal’de yere tükürmenin son derece normal karşılandığını, satılan ve elinizin değdiği her şeyin toz içinde olduğunu görünce hiç şaşırmadım. Gelir düzeyiyle paralel olarak altyapısı da oldukça zayıf olan Katmandu’da 2015 yılında bir de 7,8 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşince var olan cılız altyapı iyice çökmüş ve ortaya girintili çıkıntılı, inişli çıkışlı, engebeli yollar ve toz öbekleri çıkmış. Katmandu’da maske kullanmadan dışarı çıkmak neredeyse imkânsız, maske kullansanız dahi boğazınız ilk bir hafta boyunca yanıyor, daha sonrasında ise yavaş yavaş alışıyorsunuz.

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa


Ülkenin bizatihi kendisinde son derece çetin olan hijyen şartları, manastırda daha da zorlayıcı. Maddi yetersizlikler nedeniyle manastırda herhangi bir temizlik ekibi yok, temizliği nadir aralıklarla çocuklar yapıyor. 100 civarında çocuk için bu kalabalık manastırı temizlemek hiç de kolay değil. Elektrik çok pahalı olduğundan elektrik süpürgesi gibi araç gereçler de kullanılamıyor temizlik yapılırken. Temizlik malzemeleri birkaç çalı süpürgesinden ibaret... Elektrik ve su kesintileri de manastırda her günkü rutinimizin birer parçası. Dolayısıyla da başlanılan dip köşe temizliğinin bir anda gerçekleşen su kesintisiyle sekteye uğraması çok da nadir başımıza gelen bir şey değil.

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa


Kendi ufak yaşam alanımda hijyen standartlarımı yavaş yavaş oturtmaya başladığım bir gün kahvaltı sonrasında daha önce manastırda hiç rastlamadığım hummalı bir temizlik çalışması görünce oldukça şaşırdım. Çalı süpürgeleriyle ve kısıtlı olan suyumuzla azimle yürütülen temizlik operasyonu tam 1 hafta sürdü. Temizlik ekibinden olan bazı çocuklar sınıfta derslerden bile muaf tutuldu bu bir hafta boyunca. Bu olağanüstü operasyonun sebebi netti esasında... Losar yani Tibet Yeni Yılı.

Dünyanın çatısında çocuklarla baş başa


Losar kelimesi, Tibet Dili’nde ‘Lo’ (yıl) ve ‘Sar’ (yeni) kelimelerinin birleşimi. Tibet ay takvimine göre her sene 3 gün boyunca kutlaması yapılan bu önemli Budist festivali, Gregoryen takviminde neredeyse her yıl Şubat ayına denk geliyor. Tibet geleneği kökenli ve esas itibariyle bir tarım bayramı olan bu önemli festivali, zaman içerisinde Nepal, Bhutan, Hindistan ve Sıkkım Özerk Bölgesi gibi Budist bölgeler de sahiplenmiş ve festival zamanla evrensel bir Budist festivaline dönüşmüş.

Tibet takvimine göre her yılın bir cinsiyeti var ve her yıl farklı bir hayvanı ve elementi temsil ediyor. Bu sene 2145. Köpek yılını kutladık. Bu yılın cinsiyeti erkek, elementi ise toprak...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle