GeriSeyahat Dönülmez seyahatin ufkundayım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Dönülmez seyahatin ufkundayım

Dönülmez seyahatin ufkundayım

Stil takipçileri için açtığımız hashtag ile Twitter’da en çok konuşulan konular arasına girmeyi başardık. Peki buna sebep olan, seyahatte neler yaşandı?

Kolombiya Cartagena’da yılbaşını geçirmek üzere bir grup arkadaşımızla çıktığımız ve instagramda #OneWayTicketJourney hashtag’li yolculuğumuzun ilk durağı Panama City oldu. Neden Panama’ya gittik henüz biz de tam bilmesek de Cartagena’ya yakınlığı ve öncesinde başka yerler de görelim mantığının bizi yollara düşürdügünü biliyorum.

Dönülmez seyahatin ufkundayım

Panama City, Panama kanalı sayesinde Güney Amerika’nın zenginleşmiş ülkelerinden biri. Kanalı, 1904’te Amerikalılar yaptırılmış ve 2004’e kadar yine onlar tarafından işletilmiş. 2004’de Panama’ya kanalın hakları devredilmiş ancak karşılığında askeri bir güç kurmamaları şartıyla. Zamanında da birçok yerden gelen göçlerle iş gücü sağlandığı için, ortada pek bir kültür yok. Zaten şehirde dikkat çeken ilk durum bu oluyor, diğer Güney Amerika ülkelerinin ortak karakteristiklerinden epey uzak bir kültür ve insan tipi var burda. Bir kere pek insan sevmiyorlar ve servis sektörü çok kötü. Tek güzel yeri olan ‘Old City’ bölümü son birkaç yıldır temizlenmiş, tarihi binalar çok başarılı bir şekilde restore edilerek şehrin hip bölgesi haline getirilmiş. Başbakanın da bu bölgede evinin olmasıyla çok fazla polis ve güvenlik bu bölgede görülüyor. Burada yeni açılan ‘American Trade’ Oteli, şehrin en iyi şeyi diyebiliriz. Amerika’nın ünlü hipster oteli Ace Hotel grubu tarafından açılan otelin mimarisi, dekorasyonu ve nispeten servisi çok iyi. Zaten gözlemlediğim kadarıyla çoğu insan Panama Havaalanı’nın çok büyük olması sebebiyle diğer Güney Amerika ülkelerine veya Panama’nın sahillerine transfer yaparken birkaç gün uğramak şeklinde geliyorlar.

HİPPİ ADASINDA BİR GECE

Dönülmez seyahatin ufkundayım

Günübirlik turlarla gidilebilen San Blas adası, telefonun bile çekmediği, hiçbir işletmenin olmadığı bakir bir Karayip sahili.

Bize çok methedilen, ülkenin Kosta Rika sınırına yakın adalar topluluğu Bocas Del Torro ise ayrı bir hikâye. Google imajlara bakınca ve etraftan duyduklarımızla uçaklar hep dolu olduğu için uğruna 10 saatlik araba yolculuğu yaptığımız ada tam bir fiyasko. Kaldığımız birkaç günü tropik yağmurun vurması bir yana, oteller, yemek kalitesi, sahiller ve yine dayak atar gibi verilen servis buranın nasıl bu kadar övüldüğü ile ilgili ciddi soru işaretleri bıraktı. Gerçi surf’çülerin çok memnun olduğu okyanus dalgaları ve sahiller burada mevcut ve zaten adada surfçüler yoğunlukta. Amerika’dan gelip yerleşen birkaç kişinin açtığı restoranlar yine en iyisiydi adanın, özellikle Ultimo Refuggio adlı restoran yüzümüzü güldürdü. Son gün açan güneşle birlikte yaptığımız tekne turu ve Red Frog Beach gayet iyiydi. Sonradan öğrendiğimize göre Bocas Del Torro, 70’lerde çok daha özel bir hippi adasıymış, sonradan diğer şehirlerden ve ülkelerden gelen feribot seferleriyle ileski cazibesini yitirmiş. Bir de bu arada, ucuz gibi gözüküp aslında o kadar da ucuz olmayan bir ada. Tekne turumuz sırasında öğlen yemeği için durduğumuz ultra salaş yerde, zorla pişirilmiş ve servis edilmiş iki makarna, bir balık ve iki kola için 70 dolar öderken bir yerlerde bir yanlışlık olduğunu düşünmemek elde değildi.

GİDİŞ VAR, DÖNÜŞ YOK

Dönülmez seyahatin ufkundayım

Cartagena çok güzel, sempatik ve büyülü bir şehir. Anında Güney Amerika’da olduğunuzu hissettiren müzik, dans, tarih, mimari, meydanlar, katedraller ve doğa sizi kucaklıyor. Çok şık oteller ve restoranlar, çok iyi kalitede yemek ve servis öne çıkıyor. Kolombiyalıların Bodrum’u olan Cartagena’ya, başkent Bogota’dan ve Panama City’den bir saatlik bir uçuşla varıyorsunuz. Salsa geceleri, eğlence, yeme-içme, müzik ve etrafındaki adalardaki sahilleri ile dolu dolu bir şehir. Kolombiya’lı moda tasarımcısı Esteban Cortazar ve ailesinin davetlisi olarak gittiğimiz Cartagena’yı şehrin yerlileri ile beraber yaşamak elbet seyahatimizi daha da özel kıldı. Casa Chiqiue’nin özel ev partisi -hayatımızda gördüğümüz en güzel ev olduğuna grupça karar verdik. Kesin!

Esteban Cortazar’ın W Hotel Bogota’yla gerçekleştirdiği yılbaşı öncesi parti ve yılbaşına Cortazar’ların adasında girmek unutulmazdı. Şehrin en ikonik restoranı La Vitrola’da akşam yemekleri ve salsa, Punta Iguana adasından denize girmek ve birbirinden güzel Cartagena’ya özel el işi çantaların arasında kaybolmak tam bir Güney Amerika deneyimi yaşatmış oldu bize. Moda dünyasından Kolombiyalı olan Lauren Santa Domingo gibi isimlerin bulunduğu bu dönem hava da tam bizlik. Sıcak ve esintili, hiç ama hiç bunaltıcı değil. Dünyanın en meşhur uyuşturucu baronlarından Pablo Escobar günlerinden ise geriye sadece Old City dışında motorlu gezen halk kalmış, yani güvenlikle ilgili bir problem hiç yok.

False