GeriSeyahat Buz gibi değil buzlu suya atladım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Buz gibi değil buzlu suya atladım

Buz gibi değil buzlu suya atladım

Türkiye’de ne zaman bir adrenalin dolu bir yarışma olsa katılmak için can atıyorum. Bu sefer aradığımı Kayseri Erciyes’te buldum. 2 bin metrede yüksekte, buz tutmuş eksi 6 derecedeki bir havuza incecik kıyafetle atladım. Nasıl mıydı? İlk saniyeler fişimin çekildiğini hissettim. İlk 30 saniye beynimin durduğunu sandım. Dakikalar sonra kendime geldim. Elimdeki iğnelenmenin çözülmesi saatler sürdü. Ama sonunda her şeye değdi...

Sanırım bu katıldığım 6. Red Bull yarışıydı. İlk kez 2008’de strafordan yapılmış, tekerlekli dev bir fotoğraf makinesiyle Soapbox yarışı için Maçka Parkı’ndan kaymıştım. Sonra Formulaz, Flugtag, Jump and Freeze derken halka açık yarışların neredeyse tamamına katıldım. Üstelik birden fazla kez. Jump and Freeze, yeni adıyla Kar Havuzu etkinliğine ise bu yıl 3. kez katıldım. Ancak her seferinde yeni bir heyecan, yeni bir adrenalin oluyor. Bu sefer de öyle oldu.

Buz gibi değil buzlu suya atladım


Bursa Uludağ’ın ardından son üç yıldır Kayseri Erciyes’te düzenleniyor. Erciyes bana kalırsa Türkiye’nin en iyi kayak merkezlerinden biri. 250 kilometrelik pistleri, birbirine entegre olmuş 4 ayrı bölümü (Tekir Kapı, Develi Kapı, Hisarcık Kapı ve Hacılar Kapı) bulanan Erciyes, ayrıca Türkiye’de dağ yönetimini tek elde tutan tek yer. Bu yılki yarışta konseptim Kayseri Ateşi idi. Aslında Anadolu Ateşi’nin eski bir dansçısı olarak gruptan ödünç aldığım Roman kıyafetini giydim. Planım atlayış öncesi Kayserilileri ‘Yekte Yavrum Yekte’ türküsüyle coşturmaktı ancak teknik aksaklık kurbanı oldum.

Buz gibi değil buzlu suya atladım


Ve atlayış anı...

Aslında bu yarışta tecrübeli olmak dezavantaj. Neden mi? Hemen açıklayayım. Buzlu bir havuza aniden atlayınca başınıza ne geleceğini biliyorsunuz. Birden fişiniz çekiliyor. Düşünemiyorsunuz, kımıldayamıyorsunuz, sadece çırpınıyorsunuz. Ancak sunucu Selim’in verdiği gaz, yarış heyecanı, halkın coşkusu derken biran için gaza gelip kaymaya başlıyorsunuz. Yine öyle yaptım. Yüzümde büyük bir tebessümle yokuştan aşağı bıraktım kendimi snowboard’umla... Alkışlar alkışlar... Ve cup... Fiş çekildi.

Buz gibi değil buzlu suya atladım


Su eksi 6 derece. Suya girdiğiniz anda her yerinize dikenler battığını hissediyorsunuz. Bir şeyler yapmak istiyorsunuz, hemen sudan çıkmak gibi. Ancak yapamıyorsunuz. Zaten ayaklarınız da bağlı. Kımıldama kabiliyeti de yok. Sizi bir halatla sudan dışarı çekiyorlar. O da halatı tutabilirseniz. Tutamayanlar için de hazırda dalgıç bekliyor. Çırpınarak ya halata ya da dalgıça sarılıyorsunuz. 30 saniye içinde aslında sudan çıkıyorsunuz. Ancak bu hayatınızın en uzun 30 saniyesi oluyor...

Çıktıktan sonra hemen havlulara sarıyorlar ve sıcak bur ortama götürüp normale dönmenizi sağlıyorlar... 5-10 dakika sonra beyin fonksiyonlarını tekrar yerine getirmeye başlıyor. Bu yıl yarışmacılar da iddialıydı. PAC-MAN’den Super Mario’ya, Battal Gazi’den Taş Devri’ne, Dr. Who’dan Up filminin ana karakteri Carl Fredrickson’dan Harley Quinn’e kadar birçok karakter vardı. Yarışmacıların hepsi dersine çalışıp gelmişti.

Buz gibi değil buzlu suya atladım


Jüride gazeteci tanıdıklarım olmasına ve yoğun bir lobi faaliyeti yapmama rağmen dereceye giremedim. Birinciliği Herkül-Ejderha Katili takımına kaptırdım. İkincili ikinciliği ‘Atını Seven Kovboy’ elde etti. Gangsta Banana takımı da üçüncü oldu. En iyi kostüm ödülünü ise Skiboard isimli takım kazandı. Bana da ıslak kıyafetlerimi kurulamak kaldı... Şimdi sırada Uçuş Günü etkinliği var. Haziranda Caddebostan’da düzenlenecek Flugtag etkinliği için şimdiden kafamda Marmara Denizi’ne nasıl uçacağımın planlarını yapmaya başladım...

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle