GeriSeyahat Bursa’nın merkezine seyahat
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Bursa’nın merkezine seyahat

Bursa’nın merkezine seyahat

Başlık her ne kadar Jules Verne’in ‘Arzın Merkezine Seyahat’ kitabından ilham almış olsa da yazının içeriği İtalo Calvino’nun ‘Görünmez Kentler’ine selam yolluyor aslında. Bursa için böylesi bir girizgâh yapmayı uygun buldum… Çünkü şehre gelenlerin geneli, bilhassa Instagram’da popüler olmuş yerleri görmekle yetiniyor. Halbuki adımlanan yerlerin biraz ötesinde, çokça yakınında Bursa’nın asıl hikâyesini duyacaksınız. O zaman gelin, ‘gizli özne’leri görünür kılalım...

Bursa, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti. İstanbul’un fethinden 127 yıl önce, ikinci Osmanlı padişahı Orhan Gazi tarafından 6 Nisan 1326 tarihinde alınır. Yeri gelmişken şu bilgiyi araya sıkıştıralım: 36 Osmanlı hükümdarı var. İlk altı Sultan, Bursa’da, 29’u İstanbul’da, son hükümdar Vahdettin Han ise Şam’da uyuyor, son uykularını. Tophane, İmparatorluğa adını veren ilk padişah Osman Gazi ile Orhan Gazi’nin metfun bulunduğu, aynı zamanda Avrupa’ya seyahat eden ilk heykeli olan tek Osmanlı hükümdarı Sultan Abdülaziz döneminde yapılmış. Daha sonra II. Abdülhamid’in tahta çıkışı onuruna yenilenmiş saat kulesinin olduğu yer. Kule, altı kattan müteşekkil ve her biri şehirde yatan bulunan padişahlara gönderme.

Bursa’nın ilk camisi

Asıl şehri gezmeye Tophane’den başlayalım. İstikamet Ortapazar Caddesi... Yönünüzü padişahların şehre giriş yaptıkları Saltanat Kapı’dan yukarı doğru verin ve yavaş yavaş yürümeye başlayın.

Bursa’nın merkezine seyahat


Caddenin sonuna doğru, Mimar Sinan’ın Süleymaniye Cami’ni yaparken ekosistemini örnek aldığı İsa Bey Fenari Cami’ni göreceksiniz. “İsa Bey kim?” derseniz, İmparatorluğun ilk şeyhülislamı Molla Fenari’nin torunu, hatırlatalım. Artık Alaaddin mahallesindesiniz demektir. Sınırlarına adım attığınız yer, şehrin fethedildiği alan bir nevi Bursa’nın suriçi…

Bursa’nın merkezine seyahat


Zapt edilen muhit, yedi mahalleden oluşan 2 bin haneli 5-10 bin nüfuslu küçük bir yerleşim yeri. İşte, burada Osmanlı’nın Bursa’daki ilk mabedi Alaaddin Paşa Cami yer alıyor. 1326 tarihli yapı, o gün bugündür ayakta... Caminin banisi, Orhan Bey’in ağabeyi Alaaddin Paşa. Aslında Osman Gazi’den sonra tahta geçme sırası kendisinde olduğu halde, bu hakkından feragat ederek; saltanatı kardeşine bırakacak kadar derviş bir isim. Bazı tarihçiler onun bu tavrını Şeyh Edebali’nin torunu olmasına bağlar ki yerinde bir iyi niyettir. Alaaddin Paşa Cami’nde dikkat çeken detaylar mevcut. Son cemaat yerindeki korint sütun başlıklarını, Bursa Mevlevihanesi’nden getirilen minberi ve1855 Depremi sonrası yenilenen revakları mutlaka fotoğraflayın.

Bursa’nın merkezine seyahat


Hisar: Şehrin içdenizi

Geçmişin ‘sessiz ev’lerinde kaybolmak istiyorsanız; Hisar, çok özel ve özerk bir sahne. Her insanın kendine ait bir mahallesi vardır, kendine döndüğü, kendini bulduğu, orada tekrar doğduğu ve öldüğü, kendi renklerinden eleğimsağmalar çizdiği, üşüdüğü, güldüğü, ağladığı, ömrün bütün devrelerini yeniden yaşadığı bir ‘ikinci zaman’ı vardır. Turgut Uyar’dan mülhem “dünyanın en güzel Bursa”sında bu tarifsiz anlar, hemen hemen her mekânda hissedilir. Üzerine mazinin tılsımlı şalını geçiren bu duygu, hangi sokağına girsek peşimizden gelir. Ya da o hep oradadır da bizi buyur eder kendine. İşte Hisar Bölgesi, ‘ikinci zaman’ın ete kemiğe büründüğü, içinde aşkın, yalnızlığın, sabrın, çilenin her dem var olduğu, bu hislerin havasına nakış nakış işlendiği bir eski zaman güzellemesidir.

Bursa’nın merkezine seyahat

Bursa’nın merkezine seyahat


Turgut Cansever, Osmanlı şehir imajında belirttiği gibi, sonsuz mekânlar içinde oluşmuş bütün Osmanlı cennetlerinin (şehirlerinin) her birinin dünyayı güzelleştirmek ve şekillendirme prensipleriyle vücuda getirilmiş olduğunu söyler. Siz ovayı beton çöplüğüne çevirenlere tepkinizi koymaktan çekinmeyin; ama Bilge Mimar, bu düzenin Bursa’nın hâlâ anlaşılabilecek kadar korunmuş bulunan mahallelerinde görmenin mümkün olduğu tespitinde bulunurken Hisar’ı işaret eder.

‘Ad kavminin bakıyyesi’

Âmin Maalouf’un Semerkant romanını okuyanlar, Benjamin O. Lesage’in Ömer Hayyam’a ait ‘Semerkant Yazması’na ulaşmak için verdiği mücadeleyi hatırlarlar muhakkak. 1072 yılında Semerkant’ta başlayan ve 1912’de Titanik’in Kuzey Atlantik’te batmasıyla son bulan hikâye, aradan geçen 840 senelik zamanın dışında, mazinin hiç dinmeyen şarkısını söyler bize. Belki de bu yüzden maziye ait bir şeye ulaşmak, bizi o âna götürecekmiş hissini beraberinde taşır. Hüseyin Vassaf’ın 2008’e kadar ‘Kayıp Bursa Hatırası’ isimli eseri de yüzyıl öncesinden günümüze ulaşan, kapımızı çalan bir misafir gibi ama kendisine davet etmek için. Hazret, burada Hisar’la alakalı öyle ilginç bilgiler aktarır ki... Mesela şehrin Ad kavminin bakıyyesi olduğunu, burayı Kavm-i Ad’ın bina eylediğini anlatır.

Bursa’nın merkezine seyahat

Bursa’nın merkezine seyahat


Böylesi bir zaman tünelinin içinde, geçmişin halatlarına tutunun; çünkü betonarme yapıların istila etmediği, cumbalı evlerin cümbüşü ruhunuzu saracak. Acele etmeden kadraja alın mazinin solmayan renklerini, seslerini... Osmanlı askerlerinin şehre girdiği ‘Fetih Kapı’ya yaslayın sırtınızı. İmparatorluğun ilk mesire alanı Pınarbaşı’nda demlenin biraz. Evliya Çelebi’nin deyişiyle en önemli hayat suyunun aktığı yer burası. Dar Alanda Kısa Paslaşmalar’ın çekildiği sahneleri yeniden yaşayın. Kulağınızaa ‘hayat, fena halde futbola benzer’ repliğinin çalındığını duyacaksınız, şaşırmayın!

Bursa’nın merkezine seyahat


Zeki Müren’e ilham olan Manolya!

Sanat Güneşi Zeki Müren, Bursalı sanatçılardan... Onun birçok şarkısına ilham olan bir şehir Bursa. Paşa’nın “Koklamaya kıyamam/Benim güzel manolyam” adlı meşhur şarkısını yazdığı ağaç, Kaleiçi Otel’in bahçesinde yer alıyor. 200 yaşını geçen manolya ağacının altında her akşam ut sanatçısının canlı müziğiyle hatıralar yâd ediliyor. Şehrin katmanlarından sızıp gelen hikâyeler, bugüne ses veriyor. Kartacalı Anibal’ın direktifleriyle kurulan bir şehir Bursa. Osmangazi Belediyesi’nin gayretiyle yürütülen Hisar Arkeopark çalışmaları bu keyfiyete bir örnek örneğin. Burası turizme kazandırıldığında şüphesiz birçok kişinin uğrak yeri olacak. Çünkü Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ait objeler gün be gün ortaya çıkıyor, not alınız.

Bursa’nın merkezine seyahat

Bursa’nın merkezine seyahat


Mavi gözlü bir dev yatar Bursa Kalesi’nde...

Hisar’ı gezmeye devam ediyoruz... Tam burada Nâzım Hikmet’i analım... Ömrünün 13 yılını mapusanede geçiren şair, 11 yılını Bursa hapishanesinde yatar. Birçok meşhur şiirini burada kaleme alır: Memleketimden İnsan Manzaraları’nı bu şehirde tamamlar. Ve “Sevdalınız komünisttir/On yıldan beri hapistir/Yatar Bursa kalesinde...” der. İşte, Bursa Kalesi’nin tam içindeyiz. Hemen her sokağı başka bir âleme Hisar’ın kapıları, dünyayla tek bağlantımız. Birbirinden ilginç tarihî camileri görmeyi ihmal etmeyin. Mesela Veledi Yaniç Cami... Minaresi cami kapısının karşısında bulunuyor. Çan kulesini andıran kaidenin altındaki çeşme de mimarî bir zarafet.

Geyikli Baba’nın yadigârı...

Tanpınar’ın ifadesiyle Bursa’nın fethini masallaştıran biri olan Geyikli Baba, Orhan Gazi zamanında yaşamış ve kendisine İnegöl yakınlarında topraklar yurtluk olarak verilmiş. Neşrî’nin anlattığına göre Orhan Gazi, ‘Baba İlyas müridi, Seyit Ebulvefa yoldaşı’ bu zatı yakından tanımak ister; ancak Padişah bir türlü kendisiyle görüşemez. Fakat Sultan Orhan, veli kişiyi görmek istiyordur. Geyikli Baba, nihayet gelen elçiye, “Vaktinde beyin huzuruna vararak dua ederiz.” dedikten sonra şehre gelir. Bir kavak ağacını omzuna alarak; Hisar’daki Bey Sarayı’nın avlusunun iç yanına diker. Bu ağaç, eski halinden eser kalmasa da Kavaklı Cami’nin bahçesinde hayatına devam ediyor. Bu arada hatırlatalım: İmparatorluğun ilk sarayı Bey Sarayı adıyla Bursa Orduevi’nin altında yer alıyor. Umulur ki Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık’ın önayak olduğu ‘Osmanlı arkeolojisi’ devam eder ve bu nadide manzume ortaya çıkarılır.

Bursa’nın merkezine seyahat


Haraççıoğlu Medresesi’nde yorgunluk kahvesi

Artık yorulduk, dinlenme ve demlenme zamanı... Haraççıoğlu Medresesi, 1784’te Cizyedarzade Hacı Hüseyin Ağa tarafından kurulan ve Nakşibendi tarikatına ait bir tekke iken 1853 yılında medreseye dönüştürülen bir yer. Haraççıoğlu ismi, Bursa’daki gayrimüslimlerin haraç ve cizyeleri burada toplanmasından geliyor. ‘Sarıklı İhtilalci’ Ali Suavi’nin de bir dönem kütüphanesinde çalıştığı medrese, 1925’ten sonra atıl hale gelir. 2006 yılında Bursa Osmangazi Belediyesi tarafından restore edilerek; sosyal tesis haline getirilir. Bu sükûnet bahçesinde çay ya da kahve içebilir, şayet acıktıysanız mantısından tadabilirsiniz... ‘İkinci zaman’ın evi Bursa’ya, şimdilik veda zamanı... Bakalım başka nereleri gezip göreceğiz...

Bursa’nın merkezine seyahat

Bursa’nın merkezine seyahat

Orhan Gazi Türbesi


Yorumları Göster
Yorumları Gizle