Hürriyet'i Takip Et

Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

Kazdağları’nın kış manzaraları Erhan’ın unutulmaz lezzetleri

Reyan TUVİ
6 Şubat 2012
Kazdağları’nın kış manzaraları Erhan’ın unutulmaz

Edremit Körfezi’nin kuzeyinde, Çanakkale’den Balıkesir’e uzanan Kazdağları uçsuz bucaksız zeytinlikleri, dereleri, geleneklerini yaşatan Türkmen köyleri, antikçağ efsaneleriyle farklı bir dünya. Yaz aylarında sahillerden taşan kalabalıkla canlanan dağlar, köyler kışın yalnızlığa bürünüyor.

Doyumsuz Ege manzarası, yöre lezzetlerini sunan butik oteller, termal tesisler damak tadına düşkün doğaseverlere kalıyor. Erhan Şeker’in yeni yayımlanan kitabı “Kaz Dağları’ndan Bir Lezzet Öyküsü” vesilesiyle Edremit’e yolum düştü. Uykuya çekilen doğanın bağrında, kış lezzetlerini tattım.

Çamlıbel Köyü’nün bakkalı sabah ayazına rağmen, “kışımız sabah saat 10’a kadardır” diye övünüyor. Gerçekten de Kazdağları’nda kış soğuğu çoğu zaman gezmeyi engellemeyecek seviyededir. Yükseklerde kar yağabilir ve iyi bir rehberiniz varsa dağın birçok bölgesinde yürüyüşe çıkmak mümkündür. Kışın derelerin suları coşar, şelaleler oluşur. Zeytinli Köyü’nden ulaşılan Hasanboğuldu Göleti ve 17 metreden dökülen Sutüven Şelalesi, yazın mesire yeri atmosferine karşın kışın yapayalnızdır. Kayaların üzerinden atlayarak göletin yakınına kadar gidebilirsiniz. Yolda yürüyen yaşlı köylüleri otomobilinize alıp köye kadar bırakacak olursanız, kısa sohbetinize rağmen, bölge insanı ve yaşamı hakkında çok şey öğrenebilirsiniz.
KARANFİLLİ EKMEĞİ ZEYTİNYAĞINA BANIN
Zeytinli Köyü’ne uğramanız için, Kazdağları Milli Parkı’nın doğasını görmekten başka nedenleriniz de var. Örneğin, kahvede erken hasat zeytinyağıyla kahvaltı etmek... Kahveye oturmadan önce uğramanız gereken birkaç yer var. Önce Zeytinli Meydan Odun Fırını’ndan ıspanak ve ısırganlı börek alın. Fırıncı Niyazi Bey’in “akşam evde yengelere yaptırıyorum, çok sosyetik değil ama idare eder” diye sabah sohbetine konu ettiği böreklerin yanı sıra fırının köy ekmeği ve karanfilli ekmeği de ünlü. Ardından olmazsa olmaz durağınız Esen Kardeşler (Tel: 0266 377 10 64). Küçücük dükkânda tadını merak etmeyeceğiniz çok az şey çıkacaktır. Esen Kardeşler, Girit’ten gelen dedelerinden kalma zeytinliklerden, ekolojik tarımla zeytin ve zeytinyağı elde ediyor. Bu yılın en heyecan verici ürünü, erken hasat zeytinyağı. Önce rengi çarpıyor sonra da tadı. Hüseyin Esen’e kahvede kahvaltı etmek istediğinizi söyleyin ve gerisini ona bırakın. Karanfilli ekmeği banacağınız erken hasat zeytinyağı ile güneşte kurutulmuş domates salçası birlikteliği ve şehirlerdeki lor peynirinden çok farklı bir tada sahip olduğunu teslim edeceğiniz buraların lorunun üzerine karadut reçeli, Erhan’ın yemekleriyle birlikte kesinlikle Kazdağları’nın damakta kalacak lezzetlerinden olacak. Dükkânda ayrıca kestane, ıhlamur, kekik karışımı bal, yöresel peynirler, tereyağ, kurutulmuş domates ve çeşitli zeytinler de var. Buram buram kokan zeytinyağlı sabun da kendi üretimleri. Ortasına soba kurulmuş kahvede Egeli konukseverliğiyle birlikte size mükellef bir kahvaltı sofrası kurulacaktır. Hüseyin Esen’in zeytinyağı hakkındaki engin bilgisinden de yararlanabilirsiniz.
ALİBEY, MÜZEYE EŞİNİN HEYKELİNİ DİKTİRDİ
Kazdağları endemik bitkileri, şifalı otlarıyla ünlüdür. Yürüyüşlerde dere yataklarından, derin vadilerden, taş evlerden geçilir, kekik, adaçayı, nane toplanır. Küçük müzelerini de atlamayın. Son derece ilginç Evren Ertür Zeytinyağı ve Zeytinyağı Aletleri Müzesi, Edremit ile Akçay arasında. Erürler Zeytinyağı Fabrikası’nın hemen yanında. Zeytin ve zeytinyağı üzerine aydınlanmanın yeri burası. Müzede çeşitli dönemlere ait zeytinyağı üretim sistemlerinden Evren Bey’in dedesine padişah tarafından verilmiş başarı fermanına, 120 yıllık kâğıt sabundan sabun kalıplarına, zeytinyağı üzerine farklı dönemlere ait birçok ilginç eşya görebilirsiniz. Eğer vakti varsa, müzeyi Enver Bey’den dinlemeyi talep edin. Anlatacağı ilginç hikâyeler var.
Alevi Türkmenleri’nin yaşamına ve anılarına tanık olmak için Tahtakuşlar Köyü Özel Etnografya Galerisi’ne uğrayın. Edremit’e bağlı dokuz Türkmen köyü var. Halk aydın, aynı zamanda da geleneklerine bağlı. Orta Asya’dan gelen Türkmenler, ormansız yaşayamadıklarından Toroslar’a yerleşirler. Ağaç işlerinde ustadırlar, bu yüzden de “Tahtacılar” diye anılırlar. Burası, uluslararası üne sahip, UNESCO ödüllü, Türkiye’nin ilk özel köy etnografya galerisi. Kurucusu Alibey Kudar. Savaştepe Köy Enstitüsü’nün son mezunlarından. İsteyenlere hoş sohbetle karışık, müzeyi gezdiriyor. Müzesinin başından kolay kolay ayrılmıyor. Zaten evi hemen yan bina. Evinin bahçesine, “heykeli dikilecek kadın” için büst yaptırmış. O kadın, eşi Esma Hanım. Evliliklerinin 50’nci yıldönümü şerefine.
TERMALLERDE ISININ
Kazdağları kış tatili merkezi olarak bilinmez. Yıl boyunca gerçek doğa tutkunları gelir, kitle turizminden uzak durmuştur. Yeşil florası, ünlü faunası, temiz havası, suyu, eski kültürlerle yoğrulmuş köyleriyle bilinen bölgenin kış halini yaşayanlar pek fazla değildir. Özellikle, kar yürüyüşü yapmak isteyenler emekli avukat İskender Azatoğlu (0532 636 34 50, www.idakoy.com) ve oğlu Deniz’e katılabilir. Yürüyüşlerde çınarlı kahvelerde mola verilir. Sucuk, ekmek, peynir ve helvayla piknik yapılır. Azatoğlu’nun yazdığı “Kazdağı/ İda Doğa ve Kültür Gezi Rehberi”nde yöre kültürü ve yürüyüş parkurları hakkında birçok bilgiye de ulaşmak mümkün.
Kazdağları, kışın da sizi alternatifsiz bırakmaz. Bir köy düğününe davet edilirseniz mutlaka katılın. Zeytin hasadında neşeli Egeli kadınlarının birbirlerine takılmalarına kulak kabartın, zeytin ağaçlarının altına kurdukları sofrayı geri çevirmeyin. Zirvede Sarıkız’ın türbesini ziyaret edin. Kışın çok sakin olan güzel Adatepe Köyü’nü, Küçükkuyu’daki Adatepe Zeytinyağı Fabrikası ve Müzesi’ni gezin. Küçükkuyu’ya 3 kilometre mesafedeki tanrıların tanrısı Zeus’un sunağından geriye pek bir şey kalmamışsa da, Edremit Körfezi manzarasına karşı, tanrılara bir kadeh şarap sunarken günbatımını seyredin. Ege’nin en güzel, yaşayan köylerinden biri olan Yeşilyurt’un sokaklarında dolaşın. Bir kış yürüyüşünün ardından Güre’deki termallerde ısının. Pazarlarda dolaşmayı ihmal etmeyin, her biri bir diğerinden farklı hoşluklar ve karakterlerle karşınıza çıkacaktır. Peynir, tereyağ, ot derken bölgenin bütün nimetlerini bavulunuza sığdırmaya çalıştığınızı fark edeceksiniz.

BİZ BURAYA AŞIK OLDUK

Oyuncu Tuncel Kurtiz, “tek çarem var, gitmek bu şehirden” dediği İstanbul’u geride bıraktığında, eşiyle birlikte kendini uzun yıllar hasretini çektiği Edremit’in Çamlıbel köyünde bulur. İsviçre’deki Alpler’de gezinirken bile buraları yad etmiş ve arkadaşına “ama Kaz Dağı akşamlarının günbatımı; yazı, kışı, sonbaharı, ilkbaharı; işte o renkler dünyanın hiçbir yerinde yok” demişti. Köy çocuklarında görüp imrendiği salçalı ekmek özlemini, bugün Zeytinbağı bahçesinde Erhan’ın kara kazanlarda, odun ateşinde yaptığı biber ve domates salçasıyla gidermeye çalışıyor. Kurtiz, her gün 15 kilometre yürüyor. Duruşu, konuşması, birikimi ve 76 yaşıyla son derece dinç ve mutlu görünüyor. “Biz buraya aşık olduk. Öyle mutluyum ki; yağmur yağar, güneş açar, şubatın sonuna doğru beyaz pembe bademler fışkırır, köylü ot toplamaya başlar, biz kendi zeytinimizi yaparız, ne demiş Nazım Baba: 70’inden sonra bile zeytin dikeceksin, çocuklar için değil, yaşamak için, yaşamak ağır bastığından... Buraya geldiğimizde sadece iki zeytin ağacı vardı. İnşaat için 80 yaşında taş ustaları 45 kilometre mesafeden gelirdi. Ekmek yer gibi, ibadet eder gibi çalışırlardı. Unutulmuş Anadolu köylüsünü yeniden burada gördüm. Eşimin kardeşi Erhan yarattı burayı, biz ‘hık’ dedik. Şimdi de, bence antropolojik bir eser olan kitabını yazdı. Aileyi, köylüleri, pazarları, otları ve bu dağı anlatması çok anlamlı.” Kurtiz, taş evinin en üst katındaki kütüphanesinde kitap, müzik ve filmleri arasında yaşıyor. Duvarda annesinin fotoğrafı, antika çalışma masasında kaymakam babası Vala Kurtiz’in isim levhası. Tam karşıda, Zeytinbağı’nın bahçesinde, hurdaya çıkmış bir gemi güvertesi duruyor. Üzerinde Tuncel Kurtiz’in ressam arkadaşı Muzaffer Akyol’un çizimleri var. Bir de şiir: “Düşümde bir gemi gördüm. Dalları zeytin ağacı. Kanatları Anka kuşu. Dalgalarla dalga geçti, uçtu dağın tepesine. Yükün nedir, diye sordum. Mütevazı yanıt verdi; aşk taşırım, meşk taşırım. Yediveren gül taşırım, Tuncel Kurtiz’i taşırım”.
- Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok. Yorumlarınızı Yazınız.
 ADnet  
Reklam için
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding