|
|
| Seyahat |
20 TL’ye hafta sonu yürüyüşü yaptım Seyhan Gölü kıyısına hayran kaldım Havayolu firmalarının hızla artması, yurtiçi uçuşlardaki inanılmaz indirimler yeni bir gezgin türü yarattı: Promosyon gezginleri. İnternet haberciliği yapan Nethaber’in sahibi Nevzat Basım (45) bu gezginlerden. Promosyonları takip ediyor, 10 TL’ye bilet alıyor ve ayda en az bir kez, hafta sonu yürüyüşünü farklı kentlerde yapıyor. Tarihi mekanları, lezzet duraklarını keşfediyor. “Baharda herkese promosyon fırsatlarını değerlendirmeyi tavsiye ederim” diyor.
Yürümek, benim için kişisel bir rehabilitasyon. Ayda bir kez, eşimden ve iki kızımdan izin isteyip, tek başıma uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Ruhumu sağlığa kavuşturmaya çalışıyorum. Geçmişte, sadece İstanbul yakınlarında yürüyordum. Şimdi, havayolu şirketlerinin promosyonlarını kovalıyorum. UÇAKTA İSTEDİĞİM YERE OTURDUM İlk gezide tereddütlüydüm: 10 TL’lik bilete farklı muamele yapılabilir, uçağın en izbe, dar koltuğunda uçmaya zorlanabilirdim. Cam kenarında, istediğim koltuğa oturdum. Farkettim ki, havayolu şirketlerinin ücretsiz otopark hizmeti de varmış. Otoparka 40 TL vermek gerekmiyormuş. Harika... Tek sorun cumartesi gün ağarmadan kalkıp, havaalanına gitmek... Aralıkta Adana ile başladım. Ardından Van, Elazığ, Gaziantep geldi. Gelecek aylar için Mardin, Şanlıurfa ve Antakya’ya 40 ila 60 TL’lik biletler buldum. Bu durumda bile gidiş dönüş gezinin maliyeti en fazla 120 TL. Yani günübirlik harika bir şehir keşfi için, maksimum 200 TL yetiyor. TUR BEDAVA KEBAP 16 TL Fırsatçı gezgin olarak, ilk seferimi kış başında Adana’ya yapmıştım. Şehri yıllar önce görmüştüm, son halini merak ediyordum. Saat 06.00 uçağıyla İstanbul’dan ayrıldım. Adana Havaalanı, şehre 3,5 kilometre uzakta. Saat 07.30’da Adanalılar işlerine koşarken, ben belimde adım ölçerim, sırtımda çantamla yoldayım. Hedefim, önce eski Adana’yı keşfetmek: Saat kulesi, eski çarşı, Ulucami ve ardından Seyhan Nehri kıyısı, Taşköprü. Sonra simgesel anlamlar yüklenen Sabancı Camii ve Galeria’nın gerisindeki zengin mahallesini turlayacağım. Gezimin ilk bölümü Fatih Terim’in de gittiği Kebap 52’de noktalanacak. 45 KİLOMETRE YÜRÜMÜŞÜM Seyhan’ın kenarında harika yürüyüş yolları, parklar var. Tanıştığım bir Adanalı, doğduğum Eskişehir’deki Porsuk’la karşılaştırıyor burayı. “Orada nehrin kenarında evler var, daha şenlikli; Seyhan’ımız kırsal” diyor. Bu fikre hiç katılmıyorum. Şehre nefes alma alanı yaratılmış. Baktım, nehir kıyısında çok sayıda kişi yürüyor, spor yapıyor, dinleniyor. Ben Seyhan’ın kırsallığını daha çok sevdim. Uzun bir yürüyüşle Seyhan Baraj Gölü’ne ulaşıyorum. Yahu, burası ne harika bir yer olmuş! En sevdiğim yürüyüş rotam Caddebostan sahiline benzemiş. Nefis yürüme parkurları, yeme - içme mekanları; görülmeye değer bir manzara. Gölü, deyim yerindeyse “ağzı açık ayran budalası gibi” turladım. Yoruldum mu? Evet... Pedometreme göre, 35 kilometreyi bulmuşum. Dönüş uçağına 4 saatim var. Ne yapsam? Aynı yolu yürüyerek dönmeye karar veriyorum. Gün batarken, nefis bir Adana akşamını içime sindirerek Galleria’nın bulunduğu bölgeye ulaşıyorum. Kesmiyor... Havaalanı yolundaki tatlıcıdan aldığım enerjiyle devam ediyorum. Havaalanına geldiğimde pedometrem 45 kilometreyi gösteriyor! Yorgun, ama mutluyum. Uzun yürüyüşte düşünmüş, içimdeki pek çok meseleyi halletmiş, gelecek hayalleri kurmuşum. EN SEVDİĞİ BEŞ YER Seyahatte ne okur nerede kalır ne giyer: ne yer ne içer: neyle seyahat eder: gittiği yerden ne alır
|
| 8 Mart 2010 |