SEYAHAT 10. YIL

28.06.2013 - 17:42 | Son Güncelleme:

Seyahat İlavesi 10 yıldır, yazarlarıyla, okurlarıyla dünyayı geziyor.

SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL
SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL   SEYAHAT 10. YIL 

Unutulmaz yolculuklar hayalle başlar. Seyahat İlavesi 10 yıldır, yazarlarıyla, okurlarıyla dünyayı geziyor. Farklı kültürleri, coğrafyaları sayfalarına taşıyor. Seyahat hayallerini kışkırtıyor. Yaşgünümüzü özel sayıyla kutluyoruz. Hürriyet Seyahat jürisinin seçtiği, ödüllendirdiği 10 okurumuzun fotoğraf ve yazılarıyla sizi hayal kurmaya davet ediyoruz…

NEYYİRE ÖZKAN (Kurucu editör, 1994-2008 Hürriyet Yan Yayınlar Yönetmeni)
Bilgisi kullanılır, okuyucusuyla iletişim kuran bir yayın hazırladık

Seyahat İlavesi, ilan servisiyle yazı işlerinin ortak projesiydi. Fikir Reklam Başkanı Ayşe Sözeri’den geldi. Tatil sezonunda, seyahat ilanlarını bir araya getiren özel bir ek tasarlanmıştı. Seyahat firmalarıyla görüşüldü, onlar da olumlu karşılayınca içerik hazırlandı. 10 gün sonra ilk sayıyı yayımladık. İsminin Avare olması düşünülmüştü; bu ismi Doğan Hızlan sevdi, her hafta okurlar için seçtiği şiiri, önerdiği kitap ve müzikleri içeren bir köşe yazmaya başladı. İlaveye de gezi, tatil yerine Seyahat ismini seçtik. The New York Times, The Guardian’ın seyahat ilavelerini, Conde Nast Traveller gibi dergileri örnek alamazdık, bütçemiz kısıtlıydı. İçeriğimizi koşullarımıza göre belirledik: Yurtdışı kadar yerli destinasyonlara da yer veren, verdiği bilgiler kullanılabilir olan, okuyucuyla iletişim kuran bir yayıncılık anlayışıyla yola çıktık. Seyahatin sanıldığı kadar pahalı olmadığını göstermek istedik. Reyan Tuvi, Türkiye’yi şehir, şehir gezmeye başladı. Başlangıçta biraz zorlandık. Reklamverenler ilaveye ilan verme konusunda tereddütlüydü. Reyan Tuvi detayları önemseyen bir gazeteciydi, her hafta bir ya da birkaç şehirden yeterince bilgi toplamak çok zamanını alıyordu... Fakat kısa zamanda her şey rayına oturdu. Seyahat’in sezonluk yayımlanması planlanırken, sürekli ilaveler arasına katıldı. Sektörün hızla gelişmesi, desteği, okurlarımızın kendi tecrübelerini sayfalarımızda paylaşması Seyahat’i bugünlere getirdi. Aradan geçen 10 yılda internet hayatımızda daha önemli bir yer aldı. Hürriyet Gazetesi bu gelişmeler ışığında yeniden yapılandı. Günümüzde seyahat, internetteki önemli içeriklerden biri. Seyahat İlavesi’nin Hürriyet Dünyası’yla birlikte güçlenerek, sanal dünyada da vazgeçilmez bir yer edineceğine inanıyorum.

AYŞE SÖZERİ CEMAL (Reklam Başkanı)
İçeriğimiz önceleri uçuk bulunmuştu

Çevremizdeki arkadaşlarımız, en başta kendimiz için tatil vazgeçilmez bir konu. Reklam departmanı olarak bunu bir gelir modeline dönüştürmenin yolunu arıyorduk. O dönemde proje grubunun başındaki arkadaşımız Altuğ Acar, özel bir ek çıkarmanın “fizible” olduğunu söylüyordu ve çok ısrarcıydı. Okumaktan keyif alacağımız, gidemesek de hayal kurmamızı sağlayacak bir gazete olmalıydı. Tur firmalarının yanı sıra finans, tekstil, otomotiv sektöründen de ilan almayı hedefledik. Ekibimizdeki Gönül Birkiye ve İris Cıngı da ilan potansiyelinin bulunduğunu söyleyince proje hayata geçti. Tabii Neyyire Özkan projeye inanmasaydı, asla gerçekleştiremezdik. İlave yayımlanmaya başladığında turizm dışındaki sektörden de önemli destek geldi. Reyan Tuvi’nin yazı dizisine Petrol Ofisi, Volkswagen, Hyundai sponsor oldu. Fakat seyahat acentaları endişeliydi. Yazılar üst düzeyde, hatta uçuk bulunmuştu. “Yazdığınız yerlere tur yapılmaz” gibi tepkiler aldık. Fakat kısa zaman sonra alışıldı. Seyahat İlavesi, hem turla hem de bireysel gezenlerin gazetesi oldu. İlavelerimizin bazıları kendini tekrarladığı, bazıları ise sürdürülebilir gelir oluşturamadığı için zaman içinde kapanırken Seyahat, kendini sürekli yenileyerek yolculuğunu sürdürüyor. Nice 10 yıllara...

EDİTÖRDEN
Serhan Yedig
syedig@hurriyet.com.tr

Pazar kahvaltınıza hayallerimizi taşıyoruz

Pazartesi günleri okumaya alıştığınız Seyahat, 10’uncu yaşını özel sayıyla kutluyor. Yazarlarımız ve okurlarımızın ödüllü yazıları, fotoğraflarıyla bu sabah kahvaltı sofranıza konuk olacağız. Bu vesileyle gezginlik serüvenimde başıma gelen birkaç komik öyküyü size aktaracağım. Kıssadan hisse için... Yarın yine seyahat günü...

Cehennem gibi sıcak günlerdi. Bir gece aniden karar verdim. Ertesi gün, ilk kez yaz ortasında izne çıktım. İstanbul’dan kaçıp Rize’ye sığındım. Fırtına Deresi’ni besleyen vadilerde, çiğdemlerin, orkidelerin açtığı yaylalarda yürüyüp krater göllerinin lacivert suyunda yüzecektim. Birkaç yıl önce trans Kaçkar yürüyüşü yapmış, bu coğrafyayı unutamamıştım.

Ayder Yaylası kalabalıktı. “Çat’ı deneyin, az bilinir, sakindir, buradan yürüyerek birçok yaylaya ulaşabilirsiniz” dediler. Çamlıhemşin’den bir minibüse atladım. Yaklaşık 30 kilometrelik orman yolundan hoplayıp, zıplayarak ulaşmam yaklaşık 1,5 saat aldı. Çat’ın tek pansiyonu, köyün yegane bakkalına aitti. Üst katındaki dört odadan birine yerleştim. Kahvaltı ve akşam yemeğimi, sandviçimi bakkal hazırlıyordu. Sürprizle karşılaşacağımı sezmiştim, her birini peşin ödüyordum. Bizim bakkalda fiyatlar İstanbul Hilton düzeyindeydi: Sahanda muhlama 30 TL, yumurta, çorba 10 TL! İkinci gün dayanamayıp sordum: “Neden bu kadar pahalı?”
60 yaşlarındaki bakkal göbeğini oğuşturdu. “Bak şimdi...” deyip biraz düşündü. “Ben burada yıllardır durmaksızın çalışıyorum. Hiç tatile çıkmıyorum. Neden tatile çıkılır? Para yemek için!”
Aynı cümleyi birkaç yıl sonra Gökçeada’da duyunca anladım ki, memleketin dört bir köşesinde aynı görüş yaygın. Maçahel’de 3 kilometrelik yol için 70 TL alan müteşebbis pansiyoncu, Sevilla’da 20 Euro’luk flamenko konseri için 50 Euro’mu alan çifte diplomalı rehber, sözüm size: Seyahate çıkmak için zengin olmak gerekmez... 2009’da sayfalarımıza konuk olan bilgisayar mühendisi Başar Bilge, anlatmıştı... İran’dan başlayıp Ortadoğu’yu, Pakistan’ı, Çin’i aşıp, Sibirya’nın kuzeyine ulaştığı iki aylık yolculuk boyunca sadece 1200 dolar harcamıştı...

* * *

Polonya’ya yolum düştüğünde dikkatimi çekti ilk kez. İlkbahardı. Çalı türünde bir bitki, bembeyaz çiçekler açıyordu. Krakow ve Varşova’da pek çok bahçede rastladım, fotoğraflarını çektim. Eve döndüğümde heyecanla kitaplığımdaki bitki kılavuzlarını karıştırdım. Ve adını buldum: Filbahri... Anavatanı Güney Amerika’ydı, Türkiye’de de yetişiyordu. Ertesi sabah, işe koştururken karşı apartmanın bahçesinde, köşeye sıkışmış beyaz çiçekli bitki dikkatimi çekti. Neredeyse 3 metreydi yüksekliği! Yaklaştım, yaklaştım. Sonra halime gülmeye başladım...
2010’da sayfalarımıza konuk olan Karafırın’ın Rizeli sahibi Orhan Karal “Yurtdışında çıktığım her yolculukta kendimi, Hemşin ve Anadolu kültürünü yeniden keşfettim” diyordu...
Seyahat sadece gittiğimiz ülkeleri değil, kendimizi, ülkemizi, kültürümüzü keşfetmek için de bir fırsat...

* * *

1995’te, bayram tatilinde Yunanistan’ı keşfetmek üzere İstanbul’dan yola çıktık. Beş gazeteci, üç çocuk, dört otomobil. Macera sınırda başladı. Zehir hafiye gümrük memuru birimizin pasaportundaki meslek hanesinde “gazeteci” yazdığını görmüştü. Turist vizesini kabul etmiyordu. Pasaportumuzdaki “journalist”i gösterip “hepimiz gazeteciyiz” deyince ayıldı. Binbir nazla geçmemize izin verdi.
Sınırdan ayrılır ayrılmaz sivil polis takibine alınmıştık. İlçe sınırlarında ekip değişiyordu. Batı Trakya sorunu için geldiğimizi sanıyorlardı. Tehditkar bir tavırla takip eden ekiplerden biri virajda, içinde çocuk olan otomobili sıkıştırdı, az kalsın kaza yapıyorduk. Hepimiz gerilmiştik. Yunanca tabelaları okuyamayıp sık sık yolu kaybediyor, yanlış yola sapınca önden giden sivil polisimizi bekliyorduk. Bir kasabada yolumuzu iyice kaybedince durduk. Otomobilden inip, sivil ekibe gittim. Birbirleriyle konuşup, bize bakmıyormuş numarası yapıyorlardı. Camı vurdum, soru dolu gözlerle açtılar. “Kavala’ya gidiyoruz, oradan Selanik ve Atina’ya devam edeceğiz. Sık sık yolumuzu kaybediyoruz. Bu işin çabuk bitmesini istiyorsanız, bize yolu gösterin. Kavala’da temiz bir otel bulmamıza yardım edin” dedim. Birbirlerine baktılar, “okey” dediler. Ertesi sabah kahvaltıya kadar otelden çıkmayacağımızı söylediğim halde gece boyunca nöbet tuttular. Sabah onların önerisi ve eskortuyla eski medresenin üstündeki manzaralı terasa gittik, kahvaltı yaptık. Onlara verdiğimiz günlük programı uyguladık. Bir gün sonra Halkidiki Yarımadası’nda konaklayacak oteli yine takipteki ekip buldu. Üçüncü gün, dört otomobillik konvoyumuza üstünde ışıldak olan resmi polis otomobili yol gösteriyordu. Üstelik filmlerimizin bittiğini söylemiştik, bizi fotoğrafçıya götürüyordu... Bu peşimizdeki son ekip oldu...
“Türkün Türkten başka dostu yok” derler. Panzehiri seyahattir. Ben seyahat ederek öğrendim Türkün Türkten büyük düşmanı olmadığını...

Önceliğimiz deniz tatili tercihimiz 3-4 yıldızlı oteller

Son 10 yılda ulaşım ve turizm sektöründeki gelişmeler seyahat tercihlerinde de önemli değişime yol açtı. İşte Türk gezgininin dünden bugüne sayılarla portresi:

YURTİÇİ UÇUŞ
156 bin (2003)
600 bin (2012)

YURTDIŞI UÇUŞ
218 bin (2003)
492 bin (2012)

YURTDIŞINA GİDENLER
645 bin kişi (2004)
1 milyon 605 bin kişi (2012)

ŞEHİRLERARASI GEZİYE ÇIKANLAR
9.1 milyon yolcu (2003)
65.7 milyon yolcu (2012)

YURTİÇİ KONAKLAMA YAPANLAR
7.6 milyon kişi BBT, 8.4 milyon kişi TİBT (2003)
15.6 milyon kişi BBT, 14.3 milyon kişi TİBT (2011)
BBT: Belediye İşletme Belgeli Tesisler, TİBT: Turizm işletme belgeli tesisler

YURTİÇİ KONAKLAMA SAYISI
12.5 milyon konaklama BBT, 16.2 milyon konaklama TİBT (2003)
27 milyon konaklama BBT, 27.6 milyon konaklama TİBT (2011)

YURTİÇİ ORTALAMA KONAKLAMA SÜRESİ
1.7 gece BBT, 1.9 gece TİBT (2003)
1.7 gece, 1.9 gece TİBT (2011)

TATİL, EĞLENCE SEYAHATİ İÇİN
KİŞİ BAŞINA ORTALAMA HARCAMA
326 TL (2009)
438 TL (2012)

KÜLTÜR SEYAHATİ İÇİN
KİŞİ BAŞINA ORTALAMA HARCAMA
205 TL (2009)
325 TL (2012)

TOPLAM PAKET TUR HARCAMASI
605.6 milyon TL (2009)
932.4 milyon TL (2013)

ERKEN REZERVASYONDAN YARARLANANLAR
300 bin kişi (2009)
2 milyon kişi (2013)

SEYAHAT TERCİHLERİ
1) Deniz tatili 2) Kültürel tatil 3) Kongre, toplantı 4) Termal/sağlık 5) İnanç turizmi 6) Kayak turizmi 7) Hafta sonu şehir turları 8) Hafta sonu doğa turları 9) İş seyahatleri 10) Doğa sporları

YAŞ GRUPLARI
1) 25-44 2) 15-24 3) 14 ve altı 4) 45-49 5) 60 ve üzeri

ÖNCELİKLİ BÖLGE SEÇİMLERİ
1) Akdeniz 2) Ege 3) İç Anadolu 4) Marmara 5) Karadeniz 6) Güney Doğu Anadolu

TESİS TERCİHLERİ
1) 3-4 yıldızlı tesisler 2) 5 yıldızlı tesisler 3) 2 ve altı yıldız 4) Apart 5) Pansiyon

ULAŞIM ARACI
1) Otobüs 2) Özel araç 3) Uçak 4) Tren 5) Gemi

REZERVASYON DÖNEMİ
1) Haziran-eylül 2) ulusal bayramlar 3) Dini bayramlar

(Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği)


10. YIL ÖDÜLLERİ/images/100/0x0/55eaa18df018fbb8f88ca091

BİRİNCİ
Uzay gibi: Geçen temmuzda Ankara’dan Aksaray’a giderken Tuz Gölü’nün kıyısından geçtik. Su seviyesi azalmış, tuz tabakasının üstünde birkaç parmak kalmıştı. İki genç kız fotoğraf sehpasına makinelerini yerleştirmiş, birbirinin fotoğraflını çekiyordu. Sanki dünya dışı bir yerdi. * Orkun Taşkın

KİMDİR 
Orkun Taşkın (38), “Her yerin mutlaka gizli kalmış, çekilmemiş bir fotoğrafı vardır” diyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu. Sağlık sektöründeki bir firmada bölge müdürü. Ankara’da yaşıyor. Evli, 2 yaşında bir kızı var. İş seyahatinde ve tatilinde en bilindik yerlerin, daha önce görülmemiş fotoğraflarını çekmeye çalışıyor.

 

İKİNCİ /images/100/0x0/55eaa18df018fbb8f88ca093
Spiral Merdivenler: Vatikan Müzesi’ne gelmeden önce internette araştırma yaparken gördüğüm ve hayran kaldığım spiral merdivenler… İnsanlığın sonsuz döngüsünü ve hayatın kendini tekrar edişini hatırlatıyor bana. Vatikan Müzesi’nde Sistine Şapeli’nden sonra en etkilendiğim yerdi burası…
* Seda Aksoy Evren

KİMDİR
Seda Aksoy Evren (36), kaşif ruhunu çocukluğunda babasının çektiği seyahat fotoğrafları ve masal kitaplarına borçlu. Robert Kolej’deki öğrenimi gezginlik arzusunu tetiklemiş. İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü mezunu. Marka yönetimi konusunda uzman. Pazarlama müdürü olarak çalışıyor. Eşiyle seyahat ediyor.

 

ÜÇÜNCÜ/images/100/0x0/55eaa18df018fbb8f88ca095
Sahra’nın kehribar renkli kalesi: Fotoğrafı Fas’ta Ouarzazate şehri yakınlarında çektim. Ounila Nehri kıyısındaki Ait Benhaddou, geçmişte Sahra Çölü’nü Marakeş’e bağlayan kervan yolu üstündeki korunaklı bir kasabaymış. Tarihi yapısı nedeniyle 1987’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Kasabada sadece sekiz aile kalmış, halkın çoğu nehrin karşı kıyısındaki yeni yerleşimde... Bence Sahra Çölü’ndeki en etkileyici tarihi yerleşimlerden biri. * Cenk Ertekin

KİMDİR
Cenk Ertekin (41), Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü mezunu. Basın fotoğrafçısı. Üniversitede başladığı dağcılık faaliyetini sürdürüyor. Demavent, Elbrus, Lenin, Petrowski, Kilimanjaro, Kenya Dağı, Mont Blanc, Kazbek, Julian Alpleri, Dinaric Alpleri, Bavyera Alpleri ve Pireneler’de solo tırmanışlar yaptı. Fotoğrafları dergi ve gazetelerde yayımlandı.

 
 
 
 

 
 
 

 

 

Etiketler:
    Sayfa Başı