"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Sevmenin yaşı ve zamanı yokmuş

Eşim “O kızı hâlâ seviyor musun?” diye sorunca bende jeton düştü. Onu hâlâ ne kadar sevdiğimi anladım...

Ben 49 yaşındayım. 16 yıllık evliyim ve biri 11, diğeri 9 yaşında iki çocuğum var.
Yedi yıl önce çalıştığım bölüme gelen, benden 15 yaş küçük bir genç kıza aşık oldum. Ondan başka hiçbir şeyi gözüm görmüyordu.
Eşimden ayrılıp başka bir yerde yaşadım iki aylığına.
Bu arada eşim ve annesi, kızın evine telefon etmiş. Kızın ailesi de kendilerini savunmak için benimle onun arasındaki yakınlığı anlatmış. Olayı, benim kızın peşinden koştuğum şeklinde yansıtmışlar.
Sonuçta kız benden ayrıldı ve bana bizimkilerle olan telefon konuşmalarından bahsetti.
Benimle ilgili konuları eşimle ve annesiyle konuşması beni kızdırdı. Bu kızı gözümde fazla büyüttüğümü düşündüm.
Onu bir daha aramadım, buluşmaya da gitmedim.
Evime döndüm ama ailemdeki huzursuzluk, mutsuzluk devam etti.
Her şey eski tas eski hamamdı kısacası.
İlk başlarda çok zordu onu görmeden yaşamak ama zamanla unuttum. Bir süre sonra bir yerde karşılaştık ama aramızda hiçbir konuşma geçmedi.
Yıllar böyle geçti. Bir gün eşim bana “O kızı hâlâ seviyor musun?” diye sorunca bende jeton düştü. Bunca yıl bilinçaltına attığım şey serbest kaldı; onu hâlâ ne kadar sevdiğimi anladım.
Eşim onun masraflı bir nişandan sonra nişanı attığını söyleyince bunu hissettim. “Niye evlenmiyor?” diye düşündüm.
Şimdi hep o günleri düşünüyorum. Aklımda bir sürü düşünce var; farklı davransaydım ne olurdu gibi...
Onu o kadar sevmiştim ki, bunu kendime bile itiraf edemedim ve gerekeni yapamadım. Kader yollarımızı çok garip bir şekilde ayırdı.
Bir araya gelmek artık mümkün mü bilemiyorum ama aradan bir 10 yıl daha geçse de sanırım içimdeki bu duygu bitmeyecek.
İyi bir yaşantısı olan ben, artık her gün Orhan Gencebay ve Sibel Can’dan “Sevmenin Zamanı Yok”u dinliyorum. Okuyucularınıza mesajım; sevgiyi yakaladığınızı hissederseniz sakın peşini bırakmayın, ne olursa olsun.
Rumuz: K.K.

Sevgili okurum, sevmek elbette çok kutsal bir duygu, gerçek sevgiyi yakalamak da bir o kadar zor.
Ancak evli ve iki çocuklu bir erkek olduğunuzu tamamen unutuyor gibisiniz. Böyle bir durumda zaten tercih yapmak zorundaydınız.
Olayların böyle gelişmesi, zaten sizi bu tercihe yöneltmiş. Doğal olarak evinizi ve eşinizi seçmişsiniz. Bence iyi de olmuş.
Onun evlenmemesi ise sizi heyecanlandırmış, eski günlere götürmüş. Ama artık bunun imkansız bir aşk olduğunu kabul etmek zorundasınız.

Erkekler rahat bırakmıyor ben de onu dövüyorum

Sevdiğim kız çok güzel ve bundan dolayı erkekler onu hiç rahat bırakmıyor. Telefon, Facebook gibi yerlerde ya da yolda yürürken ona hep sataşıyorlar. Çok kıskanç olduğumdan, kendimi tutamayıp ona şiddet uyguluyorum. Kız da bundan hiç hoşlanmıyor. Ne yapmalıyım?
Rumuz: Hayal

Yok canım, bir de hoşlanacaktı! Dayak yiyip de bundan hoşlanan birkaç ruh hastası dışında, şiddet karşısında tepki göstermeyen kadın olabilir mi?
Bir de bu yaptığınızı marifet gibi anlatıyorsunuz. Hem de bana; dayağa, şiddete her zaman öfke duyan, erkekleri bu nedenle zayıflıkla suçlayan benim gibi birine yazıyorsunuz bunu!
Kız güzelse, ne suçu var? Suçu olsa bile, sizin onu dövmeye ne hakkınız var? Akıllanıp sizi terk eder umarım...

X