Sevişmek genç işidir!

Siz hiç kahramanlarının iki yaşlı insan olduğu sevişme sahnesine rastladınız mı filmin birinde?

En fazla şefkátle sarılır yaşlılar birbirine. O da ayakta ve giyinik.

Neden?

Yeri gelmediği için değildir herhalde.

Hiç mi gelmedi yeri yani?

Üstelik gençler sözkonusu olduğunda yeri gelmese de getiriliyor biliyorsunuz.

Peki "zaten gerçek hayatta da yaşlılar sevişmezler" diyebilir misiniz?

Sebep bu da olmamalı.

Zira uzmanlar bas bas bağırıyorlar, "Ölene kadar seks mümkündür."

Zaten yaşlıların da maşallahı var duyduğuma göre. Jinekolog bir arkadaşım anlatmıştı... Mantar teşhisi koyduğu ve cinsel hayatının sürdüğü apaçık ortada olan 70’li yaşlardaki hastasına ilişkiyi bir süreliğine yasakladığında, "Beyim kapıda, sen söyleyiver kızım, beni dinlemez" demiş kadıncağız.

Kapıya çıkmış arkadaşım, bastonlu, gözlüklü ak sakallı ihtiyara iletmiş yasağı. "Peki peki" demiş 80’ini geçmiş adam... Ama epey kızgın olarak.

Günahını almayayım, belki de genel olarak bütün yasaklara karşıydı adamcağız!

*

Yaşlıların seviştirilmemesinin sebebi şu olabilir mi peki.

Yaşlı bedenlerde sevişmenin şık durmayışı?

Evet evet, olabilir.

Kim seyretmek ister ki titrek dokunuşları?

Baleye benzemeli oysa sevişmek. Ya da buz patenine.

Genç, sırım gibi iki insan birbirine uyumlu hareketlerle, zorlanmadan, uçar gibi savrulmalı oradan oraya.

Buz üstünde kayar gibi gerçekleşmeli sevişme.

Bundan gayrısı "sevişme"den ziyade "çiftleşme" olur ki onun da seyredilesi bir yanı yok.

İşte böyle düşündüğümüzden belki de filmlerde hep gençler sevişiyor.

Pratikte var olan şey yok sayılıyor.

Sırf gençlik de değil aslında. Güzel bedenler görmek istiyor seyirci. Hiç olmazsa göze batacak çirkinliklerin olmadığı bedenler... Sarkmış göğüslerin, yağlı göbeklerin olmadığı...

Onun için hep güzel erkeklerle güzel kadınlar sevişiyor filmlerde.

Kendi sevişmelerinde bile güzellikler arıyor insan. Karşısındakinde değil kendinde. Özellikle kadın... Eğer göğüsleri istediği gibi değilse mesela, veremiyor kendini sevişmeye.

Yani göğüs dikleştirme ya da büyütme operasyonlarının esas nedeni "orgazmı tatma arzusu" olabilir.

*

Diyeceğim, yaşlılar sevişme konusunda da ıskartaya çıkmış durumdalar.

Belki de en çok bu konuda.

Bir ateşli öpüşme bile çok görülüyor onlara.

Bizi kışkırtamıyorlar çünkü.

Tam tersine soğutabilmeleri ihtimali var.

Her yaşlıda ana-babamızı gördüğümüzden belki de.

İşte bir tek "şefkátli bir kucaklaşma" uygun görülüyor kendilerine.

Ne demeli...

"Sevişmek genç işidir!"

Ya da...

"Yaşlı sevişmeler dört duvar arasında olmalıdır!"

Bütün sevişmeler dört duvar arasında olmalıdır elbet ama yaşlıların duvarı çift örülmelidir!

Bütün dünyada durum budur.

Bizde ise daha da beterdir. Bırakın öpüşmeyi, sevişmeyi, kendilerine ait bir hikáyeleri bile yoktur yaşlıların. Gençlerin hikáyelerinde kenarda bir yerde dururlar öylece.

Filmlerden bahsediyorum elbet. Ama kendinize de bir bakın... Kaçınız figürandan öte görüyorsunuz onları?

Neyse ki genç yönetmenler kamerayı biraz daha çok tutmaya başladılar yaşlıların üzerinde.

Darısı hayatın başına!

MIŞ MUŞ

Türk tüketici zengin olsaymış Versace alırmış.

"Gönül zengini" oluyoruz bu durumda.

Demirel "Siyaset tek kapısı olan bir binadır, ’in’ vardır, ’out’ yoktur" demiş.

Görüyoruz nitekim.

Baykal "Başbakan’ın tedavi edilmesi gerekir" demiş.

Lakin tıp aciz kalıyor.

Maliye Bakanı’nın, yeşil tafta elbise giyip yeşil üstüne pembe çiçekli türban takan eşi, "Yeşil gelincik oldum" demiş.

Ne diyeyim... Türkiye’ye renk kattınız hanımefendi!
Yazarın Tüm Yazıları