Sevip terk etmenin anlamı üzerine

Hürriyet Haber
07.10.2007 - 20:56 | Son Güncelleme:

Güven Pınar: Cezaevi aracının önündeki "Ya sev ya terk et" yazısının medya tarafından "skandal" olarak nitelenmesini, üstüne üstlük bu konuda yetkili makam tarafından adli ve idari soruşturma başlatılmış olmasını büyük hayret, esef ve elemle karşılıyorum ve kınıyorum.

Yazının ortasında ay yıldız olduğuna göre kastedilenin bayrağımız ve ülkemiz olduğu aşikár ve bunun bir skandal olarak nitelenmesini anlamak mümkün değil. Bu ülke, bu bayrak bizim olduğuna göre gayet tabii ki seveceğiz. Sevmeyen de burasını terk edip gidecek. İki kere iki dört. Bunu skandal olarak niteleyenleri, soruşturma açanları hepimiz kınamalı, protesto etmeliyiz. Nerede, ne iş yaptığı belli olmayan dernekler? Nerede bayraklarla meydanları dolduranlar? Nerede köşe yazarları? Yazıklar olsun hepinize! Bu bayrak ve bu vatan elden gittiğinde hepiniz kıymetini anlayacaksınız. Bu ülkeyi ve bayrağını seven bir yurttaş.Okur Temsilcisi’nin Notu: Burada bir sorun ile karşı karşıyayız. Hem de çok ciddi bir sorun bu. Bir siyasi parti tarafından zamanında kullanılmış bir sloganın, devletin kolluk kuvvetlerinin bir aracında ortaya çıkması tabii ki dikkat çekicidir. Üstelik bu sloganın, Türkiye’nin başını epey ağrıtan ve ağrıtacak olan karanlık bir cinayetin tek zanlısının yargılandığı bir dava öncesinde kullanılmış olması işi daha da ciddileştirir. Bunların ötesinde, "Ya sev, ya terk et" bölücü bir slogandır. Kimin, ülkeyi nasıl seveceğine dair bir standart yoktur, olamaz. Bu sloganı hayata geçiren bazı siyasetçilerin yol açtığı kıyımlar herkesin hafızalarındadır. Bunlardan bize en yakını, 1990’ların başında Bosna Hersek’te Sırplar’ın "Ya sev, ya terk et" mantığı ile "Türk" diye adlandırdıkları Boşnaklara karşı gerçekleştirdiği etnik katliamdır. Tüm bu nedenlerle de, bu sloganın bazı güvenlik görevlilerince benimsenmesine dönük eleştiriler yerindedir, doğaldır; tersi çok büyük yanlış olurdu.Magazin haberlerine eleştiri varAyşegül Keten: Ben sürekli olarak Hürriyet okuyorum. Rahatsız olduğum tek şey, magazin haberlerinde biraz daha seçici davranılmaması, kişilerin gerçekten yaptığı sanat ile haber olmaması, skandal yaratan uygunsuz halde yakalanan, bize bir şey kazandırmayan, aksine kötü örnek olan kişilerin haberlerinin yayınlanmasıdır. Bu tip haberleri kendine örnek alan gençler, yetişkinler var ve ben buna üzülüyorum. Hürriyet’e yakışmıyor.Teşekkür mü etseydiÖzdemir Akkuyruk: 30 Eylül’de "Bir Kurtarma Macerası" başlıklı bir haber yayımladınız. Bu haberde, ABD’de köprü altına sıkışan bir ayının kurtarılışı anlatılıyordu. Kurtulan ayının yürürken çekilmiş bir fotoğrafı üzerine de büyük harflerle "Yürüyüp gitti" yazılmış. Ayıdan beklenen neydi acaba? Uçarak mı gidecekti, yoksa dönüp kurtarıcılarına teşekkür mü edecekti?Okur Temsilcisi’nin Notu: Beni çok güldüren bu mesajınız için teşekkürler.Fener hangi ligin lideriHayrettin Altınörs: Hürriyet’in birinci sayfasında 3 Ekim tarihinde yer alan "Fener kendi liginde lider" manşetinin, Fenerbahçe’nin grubunda lider olduğuna işaret eden manasından çok, Fenerbahçe taraftarı olmayanlara yapılan bir gönderme gibi algılandığını düşünmekteyim. Bu tarz hamaset içeren haberlerin, tarafsız olduğuna inandığım Hürriyet’e yakışmadığını belirtmek isterim. Fenerbahçe taraftarı olmayan biri olarak Deivid’in Inter ve CSKA Moskova maçlarında attığı gollerden sonra ellerim şişene kadar yaptığım alkışları da manşeti atan gazeteci arkadaşa armağan ederim.Okur Temsilcisi’nin Notu: Canı yanan bir Beşiktaş taraftarı olarak, ellerim şişene kadar alkışlamadıysam bile, ben de...Tırnak içindeki başlıkProf. Yahya Karaman: 30 Eylül’de gazetenizi ve web sayfasını açtığımda şu başlıklı haberle karşılaştım: "Dağdaki gençlerin marifeti. 13 ölü." Bu ne biçim haber? Dağdaki gençler kim? Ölü kim? Bu kimin gazetesi ve hangi ülkede yayınlanıyor. Terör örgütüne gençler diyorsunuz. Yazıklar olsun size, çok üzüldüm. Kimlere hizmet ediyorsunuz siz?"Okur Temsilcisi’nin Notu:Bu okurun mesajı, bir haberin öncesini çok fazla göz önünde bulundurmadan yazılmış, öfkeli ve suçlayıcı mesajların en güzel örneklerinden biri. Eğer okur dikkatli olsaydı, bu cinayetlerden birkaç gün önce, bir siyasi partinin yöneticisinin, PKK militanlarını "dağdaki gençler" olarak nitelediğini hatırlar ve Hürriyet’in tırnak içinde attığı başlığın, aslında, o partinin siyasi duruşunu eleştiri amacı taşıdığını bilirdi. Bu okurun mesajındaki ciddi hakaret unsurlarını haliyle yayımlamıyorum ve ekliyorum: Prof. Karaman, Hürriyet’e özür borçlusunuz. Yazmadan önce biraz daha soğukkanlılıkla düşünmenizi öneririm.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı