Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sevinelim mi?

<B>BAŞBAKAN </B>Sayın <B>Bülent Ecevit'</B>in kamuoyuna verdiği bilgiye göre, ülkemizle <B>Avrupa Birliği </B>arasında iki yıla yakın zamandır çözülemeyen bir sorun, hiç değilse bizim açımızdan çözüme bağlandı:

Başbakan, hem Türkiye'nin ‘‘Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’’ (AGSP) konusunda bugüne kadar sergilediği tavırdan kesinlikle vazgeçmediğini söylüyor hem de kabul ettiğimiz koşulların ‘‘beklentilerimizi büyük çapta karşıladığını’’ ifade ediyor.

Ne var ki sadece bu söz bile ‘‘beklentilerimizle kabul ettiklerimiz arasında bir açıklık bulunduğunu’’ ortaya koyuyor.

Bu durumda, beklentilerimizde aşırılık var mıydı sorusuna yanıt aramak ve elde ettiklerimizin Türkiye'nin pozisyonundan vazgeçtiği anlamına gelip gelmediğini irdelemek gerekiyor.

Hemen belirtelim ki, bir kısım deneyimli diplomatlarımız ‘‘aşırı beklentiler sergilediğimiz için’’ hükümeti eleştiriyorlardı.

Kuşkusuz başka boyutlar da söz konusu... Ama onlara girmeyelim.

Önce Türkiye bir şeylerden vazgeçti mi geçmedi mi sorusuna yanıt arayalım:

Yanlış anımsamıyorsak Türkiye, ‘‘AB tarafından kurulacak askeri gücün NATO olanaklarından yararlanabileceği her durumda’’ söz sahibi olmayı yani ‘‘karar alacak yerde bulunmayı’’ istiyordu. Oysa şimdi Türkiye bu görüşten vazgeçiyor. Sadece ‘‘NATO olanaklarından yararlanmayı gerektiren STRATEJİK nitelikli’’ operasyonlarda Türkiye'nin de görüşü alınacak.

İyi de hangi operasyonun stratejik nitelikte olduğuna eğer AB karar verirse, Türkiye o zaman ne yapacak?

Neyse ki burada kimin karar vereceği meselesi bizim kadar NATO'yu da ilgilendiriyor. O yüzden fazla dertlenmeye sebep yok.

Bizi asıl, Türkiye'nin ulusal güvenliği ve ulusal çıkarları söz konusu olduğunda AB gücünün Türkiye'ye karşı kullanılıp kullanılmayacağı ilgilendiriyordu.

Verilen bilgiye göre tamam, AB gücü Türkiye'ye karşı kullanılmayacak. Özellikle Türk-Yunan ihtilaflarında bu garantiyi alıyoruz. Lakin bu güvence eğer böyle mektupla yahut Türkiye ile AB dönem başkanı arasında varılacak mutabakatla filan veriliyorsa, Helsinki zirvesinde dönem başkanı olan Finlandiya Cumhurbaşkanı'nın verdiği güvencelerin şimdi buharlaşmakta olduğunu, çünkü üye devletlerin ‘‘Bizim imzamız var mı?’’ demeye başladıklarını unutmayalım. O yüzden bu güvencelerin AB tarafından kurulacak gücün STATÜSÜNE de net olarak konulması lazım.

Sonra, aldığımız güvencenin esasen bize önerilmiş olanla sınırlı kaldığını unutmayalım. Tabii AB gücünün bizim için hayati önemi olan yerlerde operasyon yapacağı zaman bize de sormayı vaat etmelerini fazla önemsiyorsanız o başka...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI