Sevgiyle ilgili yazdıklarınız beni çok etkiledi

Sevgili Güzin Ablacığım, bu yazıyı size sevgimi ve şükran duygularımı belirtmek için yazıyorum.

Bir yazınızda okurunuza söyledikleriniz ve onun size yazdıkları beni etkiledi. Bu yazıda sevgiden söz ediyordunuz. Çünkü ortada bir gerçek var. İşe önce kendimizi sevmekle başlamalıyız.

Aslında sevgi üstüne yazılacak, söylenecek çok şey var. Siz de yazılarınızla bu yüce duyguyu bizlerle paylaşıyorsunuz. Zaten sizin her satırınız sevginin birer kanıtıdır bana göre.

İnsanlar ellerindeki değerleri bilmeliler. En değerlisi, yaşadığımız ve nefes aldığımız her gündür. Hayatta bazı şeyleri oluruna bırakmak, zamanla her şeyin düzeleceğine inanmak gerekir. Eğer inancımızı yitirip, kendimizi yargılamaya başlarsak hiçbir şeyde başarılı olamayız. Umut ve her şeye karşı inançlı olmak, sevginin, aşkın, tüm güzel duyguların anahtarıdır.

Biliyorum şu anda sizin bizlere yaptığınızı ben yapmaya çalışmış gibi oluyorum. Bir anlamda sizin yerinize Güzin Ablalık yapıyorum, ama bana inanın, konu sevgi olunca, duygularımı sizinle ve okurlarınızla paylaşmak istedim.

Umarım ilerde hastalarına sizin gibi sevgiyle yaklaşan ve onları rahatlatan bir psikolog olabilirim... Size sevgiler ve saygılar sunuyorum Güzin Ablacığım...

RUMUZ: PSİKOLOJİ ÖĞRENCİSİ

Sevgili okurum, mektubunuz beni çok mutlu etti. Hem beni hem de okurlarımı ne kadar güzel tahlil etmişsiniz. Evet, her zaman sevgiyle ilgili bir şeyler yazmaktan hoşlanırım. Sevgiyi hálá değerini bilerek yaşayanları gördükçe mutlu oluyorum. Bugünün yüzeysel aşklarını ve insanların giderek maddi değerlere önem verdiklerini gördükçe de huzursuz olmamak elde mi?

Ancak zaman zaman gençlerin her şeye rağmen sevmeyi bildiklerine, romantik aşklara eskisi gibi önem verdiklerine şahit olunca da yeniden umutlanıyorum. Evet, kendimizi sevmekten başlayıp, sevgiyi her yönüyle yaşamalıyız. Ailemizi, çevremizi, doğayı, insanı ve hayvanı sevmekten vazgeçmemeliyiz.

"İnsan umut ettikçe yaşar" lafı boşuna mı söylenmiş? Ben de günümüzde paranın saltanatına rağmen manevi değerlerin de yok olup gitmediğini umut ederek yaşıyorum. Evet, ben de sizleri çok seviyorum. Sevmesem bu yaptığım zor görevi sürdürebilir miyim sanıyorsunuz?

Evli bir erkeğe aşık olduğum için mutsuzum

Sevgili Güzin Abla, ben 21 yaşında, okuyan genç bir kızım. Benim sorunum da evli bir erkeğe gönül vermek... Görüşmelerimiz arkadaşça devam ediyor. Bir gün bana beni sevdiğini açıkça söyledi. "Ben de seni seviyorum" diyemedim. Her ne kadar kendisi bunun farkında olsa da, açıkça ifade edemedim duygularımı. Bir daha da bu konuyu açmadık.

Fakat ben çok mutsuzum. Aklımdan ve kalbimden çıkaramıyorum onu. Biliyorum ki o bir başkasına ait ve ben başkasının mutluluğuna gölge düşürmekten korkuyorum. Ama ortada da bir gerçek var: Birbirimizi seviyoruz... Eşine saygı duyduğunu ama aşkının bittiğini, evlendiğine beni tanıdıktan sonra pişman olduğunu söylüyor. Bu durumda ne yapacağımı bilemiyorum. Bir yandan da ikimizin mutluluğu söz konusu... Aklım karmakarışık. Onunla olabilmek için boşanmasını ümit etmek ne kadar doğru ki? Böyle düşününce içimi bir utanç kaplıyor, ama gelin görün ki elimde değil. Güzin Abla, siz bu konuya hiç sıcak bakmazsınız biliyorum, ama hayallerimi feda etmekten başka çarem yok mu gerçekten?

RUMUZ: GÖNÜL YORGUNU

Sevgili kızım, mutsuz olacağını sen de hissediyorsun işte... Bu genç adam eğer severek ve aşık olarak evlenmişse, birkaç yıl sonra ise aşkı bitmiş, sevgisi sönmüş ve artık evlendiğine bile pişmanlık duyacak hale gelmişse, bunu seninle evlenince de yapmayacağına kim garanti verebilir?

Hadi, evliliğinde eşinin bazı olumsuz davranışları bu durumu yarattı diyelim... Belki bu yüzden ondan soğumuş olabilir. Ancak arada bir çocuk varsa işin çok zor. Çocuk yoksa biraz daha umutlu olabilirsin. Sonuçta evinde mutsuzsa, eşini de mutlu etmesi mümkün değildir artık...

Evlendikten sonra birbirimizi eskisi gibi arzulamaz olduk

Sevgili Güzin Ablacığım, sıcak ilginiz için size binlerce teşekkür... Ben 33 yaşında, daha önce birkaç erkekle arkadaşlık kurmuş bir genç kadınım. Çok hoş bir insanla da kısa süren bir beraberlik sonunda evlendim. Şimdiye kadar hiçbir erkeğe gerçek anlamda bağlanmamıştım. Ama bu defa bambaşka duygular içindeyim.

Bu genç adam, ilk eşinden ayrılmış. Biz evleneli ise 4 ay oldu ve beni hálá çok seviyor. Bana nasıl ilgili, nasıl sevgi dolu, bilemezsiniz... Cinsel açıdan da çok iyi anlaşıyorduk. Ama bir süredir çok önemli bir sorun yaşamaya başladık. Evlendikten sonra birbirimizi eskisi gibi arzulamaz olduk. Aramıza bir soğukluk girdi.

O bana evliliğin aşkı öldürdüğünü, özellikle cinsel hayatı yok ettiğini, bu yüzden aslında evlenmemiş olmamız gerektiğini söylüyor. Sevgili kalsaymışız, gizli saklı bir beraberlik yaşarmışız ve bu sayede aramızdaki heyecan hiç sönmezmiş. Nikáh yapmasaymışız beraberliğimizi asla bitirmezmişiz.

Bunlar bana çok saçma geliyor, çok ters düşüyor. Çok üzülüyorum. Bu yüzden hayattan hiç zevk alamaz oldum. Acaba söyledikleri doğru mu? Sizden bu konudaki fikirlerinizi almak isterim.

RUMUZ: EVLİLİK VE CİNSELLİK

Sevgili kızım, bu genç adam, yaşadığı kötü evlilik yüzünden evliliği bağımlılık gibi görenlerden biri olabilir. Evlenmeden yaşama fikrinin erkeklerde sorumluluktan kaçma eğiliminden kaynaklandığını ve sık rastlandığını da kabul edelim. Bana kalırsa eşin, her ne kadar sana şimdiye kadar rastladığın erkeklerden çok daha farklı görünüp sende böyle bir sevgi yaratmış olsa da, güvenilecek biri değil gibi...

Bu düşünceler insanda kuşkular uyandırıyor. Ben bu işten hoşlanmadım. Belki evlilik yıllar içinde bir tür alışkanlık haline geldiğinde cinsel arzular azalabilir ve birbirine karşı çekilmede bazı değişiklikler yaşanabilir. Ama bu, evliliğin üçüncü-dördüncü aylarında olacak iş değil. Belli ki eşin evlilikten hoşlanmıyor, hatta belki bu yüzden ilk karısından ayrılmıştır.

Sendeki soğukluk da tamamen ondaki seksten kopuşun bir sonucu olmalı. Bu adam bana pek güven vermedi. Hayatında bir başkası olmadığından emin misin?
Yazarın Tüm Yazıları