« Hürriyet.com.tr

Sevgi'nin diviti

Hürriyet Haber
X
İngiltere’deki ‘en büyük erkek evlat’ kanunu bizde olsaydı Amucazade Hüseyin Paşa Yalısı böyle harap olmazdı.

Şıngır mıngır Boğaziçi, Salah Birsel'in Boğaziçi üzerine yazdığı bir risalenin adıdır. Boğaziçi hakikaten şıngır mıngır mı bilemem. Motorlardan gelen yüksek sesli müzik, turist rehberinin megafonla bile bağıra bağıra verdiği izahatlar, motorlu teknelerin monoton sesli gürültüleri ve sayıları gitgide artan kocaman tankerlerin gölgesiyle bence şangır şungur oldu. Müthiş bir gürültü kirliliği var.

Genç arkadaş grubum Boğaz'da dolaşan Lüfer isimli seyir motorlarından birini kiralamışlar. Bizi de davet ettiler. Uzun zamandır Boğaz'da kıyı kıyı gezmemiştim. Tam hava kararırken ve daha mehtap yükselmeden motora bindik. Çoluk çocuk kalabalık bir gruptuk. Yemekler ve içkiler evdendi. Motorun ucunda da bacası tüten bir mangalda, ızgara köfte, pirzola pişirilecekti.

Bu motorların kaptanları bu tür seyir işini iyi bellemişler. Gayet yavaş ve kıyı kıyı süzülerek önünden geçtiğimiz yalıları temaşa etmemize, haklarında fikir yürütmemize, dedikodu yapmamıza vakit vermekteydiler.

Anadoluhisarı'ndaki Amucazade Hüseyin Paşa Yalısı dışında metruk kalmış bina yoktu. Bütün evler varlıklı insanların eline geçmiş ve bakımlıydılar. Birkaç çirkin yapılmış apartman dışında hepsi muntazam ve güzeldi.

MANOLYA VE MÜREBBİYELER

Bazı yalılarda hayat vardı. Çilingir sofrası kurulmuş, Boğaz'ın keyfine varıyorlar. Bazı evlerde hayat yoktu. Pancurlar sıkı sıkı kapalı, in cin top oynuyor gibiydi. Bazı evlerde yaşamın sevincini, bazı evlerde ruhsuzluğun derinliğini hissediyordunuz. Bazı bahçelerde fıstık çamları veya manolya ağaçlarının dipleri ortancalarla süslü idi. Tipik bir Boğaz karakteri. Bu arada manolya ağacının ve mürebbiyenin İstanbul hayatına Tanzimat'la girdiklerini öğrendim.

Amucazade Hüseyin Paşa Yalısı, Boğaz'daki en eski binalardan biridir. Tek odası kalmış olan bu yalı bir aile vakfına ait olup 100 kişilik bir varis listesi vardır. Aralarından bir kul da çıkıp sahiplenmiyor. Yakında bu binayı Boğaz'ın derin ve serin suları içine gömülmüş bulursanız hiç şaşırmayınız.

Demokrasinin beşiği İngiltere'de öyle feodal bir kanun vardır ki Allah, Allah dersiniz. Bu kanuna göre gayrimenkuller (arazi, toprak ve malikane) en büyük erkek çocuğa kalacaktır. Haksızlığın daniskasıdır. İyi ki Türkiye'de yok bu kanun, zira her şey R.M. Koç'a kalacaktı. Ama işte bu kanun sayesinde toprağın en ufak bir parçası bile bölünmemiştir, çiftçilik verimlidir. Hiçbir malikánenin eşyası dağılmamıştır ve de miras kavgaları yüzünden terk edilip bakımsızlıktan perişanlık tablosuna sahne olmamıştır. Bir de Amucazade Hüseyin Paşa Yalısı’nın yürekleri sızlatan, içler acısı durumuna bakınız.

Biz Türkler çok demokratız ya, o yüzden bizde böyle bir kanun yapılamaz. Velev ki Meclis yanıldı ve böyle bir kanun çıktı, bu sefer de Sayın Cumhurbaşkanımız veto eder. Onun için dünyanın en güzel noktalarından biri olan Boğaz'daki yalı sahipleri, siz siz olun, kendi kanunlarınızı kendiniz yapın ve evlerinizi tek sahipli kılabilmek için çocuklarınızdan birini seçin ve ona bırakın. Ötekilerin hakkını da başka türlü kollayın. Belki biraz haksızlık olacaktır ama hatıralarınızla dolu olan bu yalıların çirkin miras kavgalarına sahne olmasına yer vermeyin.

Gezinti çok hoştu, nostaljikti ve keyifliydi. Davet edenlere teşekkürler.

Kaynak:

GezginGezgin
Kanada ile Amerika'yı birleştiren masalsı adalar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Avrupa'nın orta yerinde iki ilginç hayalet kasaba
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Ölmeden önce görülmesi gereken 100 yer seçildi! Listeye Türkiye'den üç yer girdi
YazYaz
Enerjik bir bayram tatili planlayanlara özel öneriler
YazYaz
Bayramın en güzel yurt içi adresleri
YazYaz
Midilli’nin yıldızı Molivos