Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sevgililer günü ve sevgiliye saygı

    Hürriyet Haber
    12.02.2006 - 19:49 | Son Güncelleme:

    Hani derler ya Adanalı sevdi mi pazara kadar değil, mezara kadar sever ve Allah’ına kadar sevmek deyimi de bunun bir başka anlatımıdır… Siz her ne kadar televizyonlarda çatal bıçakla kadınlara saldırıldığını görüyorsanız da asıl Adanalılar kadına çok saygılıdır… İşte size bir bunla ilgili bir hikaye... ÇUKUROVA’DAN/ Y.Sinan TANYILDIZ

    Yaşı 50’nin üzerinde olanlar iyi hatırlar. O yıllarda sevgilinizle elele gezmek, bir yerlerde oturup saatlerce konuşmak mümkün değildi. Gençler üzerinde müthiş bir baskı vardı ama yine de herkes sevdalanır, sevda şiirleri yakılırdı…

     

    Ayrıca sevgiliye saygı duyurulur, kırılmaması, üzülmemesi için elden gelen ne varsa yapılırdı. Bütün bunlar mektuplarla gerçekleşirdi. Birini sevdiniz mi duygularınızı kağıda dökmeniz gerekiyordu ki yazılanlar sizin ne olduğunuzu ortaya çıkardı…

     

    İşte böyle bir sevdanın hikayesidir bu…

     

    Anlatandan size naklediyorum, buyurun okuyalım:

     

    “Söylediğiniz yıllarda henüz gencim, bir sevdalandım ki sormayın gitsin. İlk görüşte kıza aşık oldum. O bana bakıyor, ben ona. Birbirimize yaklaşamıyoruz. Uzaktan sadece bakışıyoruz. Geceleri uykum kaçıyor. Sonunda oturup kıza mektup yazmaya karar verdim…

     

    Herkesin yattığına emin olup masanın başına geçince duygularımı öylesine yazdım ki ben bile okuyunca kendime aşık oldum…

     

    Yalnız bir sorun vardı…

     

    Mektubun sonuna imza atmak gerekiyordu. Tarık dersem ola ki mektup babasının eline geçer ve kıza eziyet eder korkusuyla Tamer yazıverdim…

     

    Aklım sıra babası mektubu bulursa Tamer’in kim olduğunu araştıracak ve adım Tarık olduğu için beni bulamayacaktı, böylece kız da zulümden kurtulacaktı…

     

    Mektubu bizim ufaklıkla ona gönderdim…

     

    Sonra defalarca Tamer takma adı ile mektuplar yazdım. Birkaç kere de pastanelerde gizli gizli buluştuk. Hepsini toplasanız on dakika etmez. Buna rağmen mutluyduk… O beni uzun bir süre Tamer olarak tanıdı ve mektuplarına Sevgili Tamer diye başladı. Oysa benim adım Tarık’tı…

     

    İsimlerin ne önemi var düşüncesiyle bu yalanımı asla düzeltmedim ve ona karşı sevgim her geçen gün arttı. O da beni daha çok sevmeye başladı.

     

    Okulu bitirdikten sonra iş hayatın atıldım. Bir gün kendimi işime vermiş çalışıyordum ki misafirin var dediler ve odama o kız girdi. Gözleri yaşlıydı. Başına bir şey geldi sandım.

     

    “Neden ağlıyorsun?” diye sordum.

     

    “Sen bana yalan söyledin…” dedi…

     

    Ama sesi hesap sorar gibi değil de daha çok bana saygı göstermedin der gibiydi… Nedenlerini sıralasaydım inandırıcı olacağımı sanmadığım için yeni bir yalan uydurmak zorunda kaldım. Ve şöyle dedim:

     

    “Ben ortaokulu şehir dışında bir ailenin yanında okudum. Bu ailenin bir çocuğu vardı. Adı Tamer’di. Beni de çok sevdiler ve Tamer demeye başladılar. Okul bittiğinde bir daha geri dönmeyeceğimi bildikleri için çok üzüldüler. Evin kızı olan ablam beni bir kenara çekti ve şöyle dedi. Bizden başta sana hiç kimse Tamer demesin. Seni en çok seven kişi sana Tamer desin… Beni de en çok sen seviyorsun, Tamer demeni istedim. Sence bu yalan mı?”

     

    Sevdiğim kızın gözleri güldü ve o gün uzun bir süre birlikte oturduk…”

     

    İşte hikaye bu… Sevgiliyi kaybetmeme uğruna söylenen masum yalanlar vardı… Amaç sadece onun zarar görmemesiydi…

     

    Biz bu günleri yaşadık, sevgiliye saygı gösterdik… Şimdi sizce sevgililer ne kadar saygı görüyor ki?

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı