Ege Haberleri

EGE

    Sevda 10 bin yıl sürer mi?

    Hürriyet Haber
    22.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    BİR gün size sorsalar,‘‘ Şairler daha çok hangi meslektendir'' diye, sanırım yanıtınız ‘‘Doktor'' olur. Bu doğru mu, böyle bir araştırma yapılmış mı bilemiyorum. Yalnız bizde besteci ve şair denince meslek olarak akla hemen doktor gelir. Hatta şöyle bir espri de vardır. Tamamı tamamına böyle midir anımsamıyorum ama, özetle şöyledir: Tıbbiyeden şair, besteci, şarkıcı çıkar, ara sıra da doktor. Yalnız nedense son günlerde okuduğum şiirlerin çoğu hukukçuların. Rüstem Girgin, Berin Taşan... Son olarak da Veysel Gültaş. Gültaş, bir hukukçu. Karşıyaka Hakimi. Mührü Bozulmamış Sevdalar'ın şairi. Onun özgeçmişinden söz etmeyeceğim uzun uzun. Kendisi özetleyiveriyor bunu Kimlik'te:

    ulusu olmayan şiir ülkesindenim eksilirim ölümlerde çoğalırım sevinçlerde

    ‘‘Kalemimde 10 bin yıllık sevda'' diyor bir de Gültaş. Bir sevda 10 bin yıl sürebilir mi? Özünüzde, canınızda, teninizde hissediyorsanız sevdayı, sürer. Arasıra karamsarlığa kapılıp

    güneş de batar erkenden

    içime gölgeler düşer

    deseniz de, sürer sevda 10 bin yıl. Bu ülkeyi, Akdeniz'den Van Gölü'ne, bir ucundan öbür ucuna, Veysel Gültaş gibi seviyorsanız, sevda bir ömür de sürer, bin yıl da sürer, 10 bin yıl da.

    Çünkü Gültaş, yüreğini sadece bu topraklara değil, bu toprakların doğasına, çevresine, çocuklarına da açmış

    denizleri biz kirlettik

    balıkları biz öldürdük

    bütün denizlerin kiri

    içime aksın

    temizler bu yürek

    *

    sıcak ekmek çaldı diye

    kelepçe taktık ellere

    günahın hepsi bizde

    koşun çocuklar koşun

    bağışlar bu yürek

    Gültaş'ın şiiri hep insana endeksli, doğayı yazıyormuş gibi görünürken, o doğanın içindeki insanı, mitolojiyi yazıyormuş gibi görünürken, o mitolojiyi yaratan insanı anlatıyor aslında. Biçim olarak da bir kalıba tutsak etmemiş kendini. Bir bakıyorsunuz iki dizeyi şiir eylemiş, bir bakıyorsunuz uzun mu uzun. Ancak kısa şiirlerinde inanılmaz etkili ve usta. Bir uzun öyküyü, bir bitmeyecek duygu sağanağını 5-6 sözcüğe hapsediveriyor.

    Veysel Gültaş'ın kitabını okurken, sanki Anadolu'nun 10 bin yıllık mitolojik tarihini bir örtü gibi bir ucundan, yani Ege'den tutup, doğuya doğru kaldırıyormuşum gibi geldi. Kitabı bitirdiğimde de

    Kara cübbesinden soyunup

    maviyi kuşandı zaman.

    T.K.

    KARDEŞE SESLENİŞ

    <ı>Emine Koçtürk için

    Bak dinle beni, iyi dinle

    Lütfen daha fazla inat etme

    Çok uzun günler var önünde

    Göğüsleyemezsin bu zoru kendi kendine

    *

    Soğuk günler geçmez odsuz, ocaksız

    Karın doymaz yemeksiz aşsız

    Karanlık odan aydınlanmaz şavksız

    Zorluklara katlanılmaz eşsiz arkadaşsız

    *

    Gel bölüşelim seninle evimizi

    Gel bölüşelim tatlı ekmeğimizi

    Yalnız gecelerinde sana olalım eş

    İnan geçinir gideriz kardeş kardeş

    *

    Dilerim birgün düzelir yuvan

    Yeni doğan gün gibi aydınlanır dünyan

    Gerçekleşene dek bu rüyan

    Düşünme bu zorlukları, bizimle dayan

    *

    Benim sözlerim değildir davet

    Biliyorum ki böyle olmalı, sabret

    Senin varlığın olmaz bize külfet

    Evet de lütfen, ruhumuza dolsun saadet

    Hülya BİTİK

    PİA

    <ı>ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın

    ellerini bir tutsam ölsem

    böyle uzak uzak seslenmese

    ben bir şehre geldiğim vakit

    o başka bir şehre gitmese

    otelleri bomboş bulmasam

    içlenip buzlu bir kadeh gibi

    buğulanıp buğulanıp durmasam

    ne olur sabaha karşı rıhtımda

    çocuklar pia'yı görseler

    bana haber salsalar bilsem

    içimi büsbütün yıldız basar

    bir hançer gibi çıkıp giderdim

    ben bir şehre geldiğim vakit

    o başka bir şehre gitmese

    singapur yolunda demeseler

    bana bunu yapmasalar yorgunum

    üstelik parasızım pasaportsuzum

    ne olur sabaha karşı rıhtımda

    seslendiğini duysam pia'nın

    sırtında yoksul bir yağmurluk

    çocuk gözleri büyük büyük

    üşümüş ürpermiş soluk

    ellerini tutabilsem pia'nın

    ölsem eksiksiz ölürüm

    ATTİLA İLHAN

    SONBAHAR

    Yine bir sonbahar geldi

    Düştü yapraklar

    Bitkiler soldu, dondu yapraklar

    Yere düştü çiçeğin biri

    Boynunu eğdi.

    Aynı benim gibi

    Kaderine razı geldi

    Neşe YILDIRIM

    NEDENSE

    Ne zaman duysam

    Eski bir şarkı

    bir tuhaf olur, irkilirim

    kapatınca gözlerimi

    Sarar beni hatıralar

    Ve, sen hemen yanımda olursun

    Nedense

    Yenilerini öğrenmek gelmez içimden

    Eski şarkılar beni

    Ben, eski şarkıları okurum

    Şadi ALALP

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı