Gündem Haberleri

    Sessiz tehlikeye dikkat

    Hürriyet Haber
    29.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yetersiz beslenme (Malnutrisyon) tehlikesinin boyutlarına ilişkin bilimsel kanıtların giderek artmasına rağmen, tüm dünyayı içine alan malnutrisyon krizi, kamuoyunda hak ettiği sesi bir türlü bulamıyor. Türkiye'nin en önemli sağlık sorunlarından olan iyot yetersizliğine bağlı hastalıklar ve zeka geriliğine karşı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi 2 Mayıs ‘‘Dünya İyot Yetersizliğine Bağlı Hastalıklar Günü’’nde 'Bağış Mektubu' kampanyası başlatıyor.

    ‘Malnutrisyon, dünyada her yıl meydana gelen altı milyon çocuk ölümüyle doğrudan ya da dolaylı biçimde ilişkilidir.'

    Büyük bir tehlikeyi haber veren bu cümle, UNICEF'in geçtiğimiz günlerde yayımladığı 'Dünya Çocuklarının Durumu 1998' adlı raporundan. Malnutrisyon, genellikle, yetersiz diyetle enfeksiyonun birleşmesi sonucunda ortaya çıkıyor. Raporun ana fikrine göre yetersiz beslenme dünya çocukları için kıtlık ya da açlık tehlikesinden çok daha önemli bir sorun. Bunun belki en önemli nedeni, malnutrisyonun dışarıdan pek az anlaşılır olması. Teşhis konulmasının güçlüğü nedeniyle malnutrisyonun yol açtığı zararların süreklileşmesi, bu sorunu dünya tarihinde 'Kara Ölüm' adı verilen vebadan sonra en tehlikeli sağlık sorunu yapıyor. Bu özelliği nedeniyle de 'Sessiz Tehlike' olarak anılıyor.

    Malnutrisyon tehlikesinin boyutlarına ilişkin bilimsel kanıtların giderek artmasına rağmen, tüm dünyayı içine alan malnutrisyon krizi, kamuoyunda hak ettiği sesi bir türlü bulamıyor. Bu konudaki yetersiz bilgi, sorunun her geçen gün büyümesine neden oluyor. Örneğin genel kanının tersine, malnutrisyon çocuğun karnının doyurulmaması değil. Yani karnını doyuracak kadar beslenen çocuk da kötü besleniyor olabilir. Çünkü vücudun küçük miktarlarda gereksinim duyduğu iyot, A vitamini, demir, çinko ve folatın alınmaması bodurluk, zeka geriliği, anemi ve bağışıklık sistemi zaaflarına neden oluyor.

    Ayrıca tüm dünyada malnutrisyonla ilgili nedenler yüzünden ölen çocukların dörtte üçü, beslenme uzmanlarının 'hafif' ya da 'orta' malnutrisyonlu olarak tanımladıkları ve sıradan bir gözlemciye herhangi bir sorunu yokmuş gibi görünen çocuklar. Ayrıca malnutrisyonun küresel zararları, genelde düşünüldüğü gibi sadece kıtlıkların, savaşların ve büyük felaketlerin sonucu değil. Aksine bu tür felaketler malnutrisyonun küçük bir bölümünden sorumlu.

    YOKSULLAŞTIRIYOR

    Kamuoyunda yaygın yanılsamalar ne olursa olsun, malnutrisyon krizinin boyutları aslında açıkça ortada. Sorun en başta, çok sayıda çocuğun ölümü ve sakat kalışıyla; kısmen de olsa beslenme yetersizlikleri yüzünden anne ölüm istatistiklerine giren binlerce kadınla; ve kalkınmayı boğup umutları tüketen toplumsal ve ekonomik maliyetlerle ilgili bir sorun. Malnutrisyon uzun yıllardır yoksulluğun bir sonucu olarak algılanıyordu, ama bugün yoksulluğa neden olan bir sorun haline geldi. Raporda verilen bilgilere göre, malnutrisyon ile mücadelede özellikle Latin Amerika ve Doğu Asya'da büyük başarılar kazanılmasına karşın, dünya ölçeğinde toplam sayının artışı engellenemiyor. Örneğin bugün Güney Asya'daki çocukların yarısında malnutrisyon görülüyor. Afrika kıtasında her üç çocuktan biri düşük kilolu.

    UNICEF raporuna göre, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler kategorisinde, önlenebilir hastalıklar yüzünden her yıl öldüğü tahmin edilen beş yaşından küçük 12 milyon çocuktan yedi milyonunun, yani yüzde 55'inin ölümü, malnutrisyonla doğrudan ya da dolaylı biçimde ilgili. Afrika ve Asya'da meydana gelen doğum sonrası anne ölümlerinin yüzde 20 ila 33'ü oranında malnutrisyon sonucu ortaya çıkan aneminin payı var. Ana rahmindeki bebeklerdeki iyot eksikliği, kretenizm adı verilen ciddi zeka geriliğine neden oluyor. Örneğin Gürcistan Cumhuriyet'inde sadece 1996 yılında doğan 50 bin bebek, iyot yetersizliğinin yaygınlığı yüzünden toplam 500 bin zeka puanı eksik olarak dünyaya gelmiş. A vitamini eksikliğinin körlüğe neden olduğu uzun yıllardan beri biliniyor, ama son bulgular hafif derecede bir A vitami eksikliğinin bile bağışıklık sistemini yıprattığını ortaya koydu. Yani her yıl 2.2 milyon çocuğun ölümüne neden olan ishal ve bir milyon çocuğun ölümüne neden olan kızamığa karşı direncini yitiren çocukları kurtarmak A vitaminini yeterince sağlamaktan geçiyor.

    UNICEF malnutrisyona karşı mücadelesini ilk kez 1980 yılında Tanzanya'nın Iringa bölgesinde başlatmış. Bölgede yaşayan çocukların kilo ve boy ölçümleri gibi oldukça mütevazı bir şekilde başlayan çalışma, toplumsal teşhisin konulması ve çözüme ilişkin adımlarla, kısa bir süre içinde Iringa bölgesinde ağır malnutrisyon ortadan kaldırılmış. İtalya'nın mali ve UNICEF'in teknik desteği ile yapılan bu başarılı çalışma, Birleşmiş Milletler tarafından geniş uygulamaya aktarılmış.

    ANNE SÜTÜ ŞART

    UNICEF'in önerdiği reçetenin ilk şıkkı anne sütü ile beslenme. Anne sütünün çocukları ilk altı ay enfeksiyonlara karşı koruduğu bilinen bir bulgu. Ama altı ay sonrası ek besinler mutlaka gerekli. Tabii bu durumda annenin iyi beslenmesi daha büyük bir önem kazanıyor. 1980 yılında başlayan mücadelede yapılan kurumsal çalışmaların başında, 1981 yılında hemen tüm ülkelerin sağlık bakanlarının katıldığı Dünya Sağlık Asemblesi'nde alınan Bebek Mamaları Pazarlamasına İlişkin Uluslararası Yasa kararı geliyor. Bu yasanın getirdiği zorunlulukların ulusal düzeylere indirilmesi çalışmaları yavaş ilerlemekle birlikte 17 ülke yasayı tamamiyle uygulamaya başlamış. İkinci büyük adım UNICEF'in Dünya Sağlık Taşkilatı (WHO) ile ortaklaşa yürüttüğü anne sütü ile beslenmenin yaygınlaştırılması ve desteklenmesine yönelik Bebek Dostu Hastane Girişimi çalışması.

    UNICEF ayrıca A vitamini eksikliğinin yoğun olduğu 38 ülkeden üçü hariç hepsinde 1997 yılında vitamin takviye çalışması yürüttü. Eksikliğin klinik düzeye ulaşmadığı 40 ülkeden 13'ünde benzer programlar yürütülüyor. Anemiye yol açan demir/folat eksikliğine karşı UNICEF, 1993 yılından 1996 yılına kadar toplam 122 ülkede 2.7 milyar demir/folat tableti dağıttı. Ayrıca tüm dünyada malnutrisyonun tanımı ve çözümü konusunda eğitim çalışmaları yürütülüyor.

    TÜRKİYE'DE DURUM

    Çözüm için 8 bin lira yeterli

    Raporda verilen istatistiki bilgilerde Türkiye gelişmekte olan ülkeler kategorisinde değerlendiriliyor. Raporun en önemli gösterge olarak verdiği 'Beş yaş altı çocuklarda ölüm oranı' sıralamasında bin canlı doğum bazında 47 ölümle 82. sırada yer alıyor. Türkiye'nin bir üstünde yine 47 ölüm ile Çin, bir altında ise 45 ölüm ile Kazakistan geliyor. Listenin birinci sırasında 320 ölü ile Nijer var. İsveç dört ölüm ile sonuncu sırada.

    Ülkemizde 1960 yılında bu rakam 219. En ilginç rakam yine Nijer'e ait 1960 ve 1996 tarihlerinde oran hiç değişmemiş: 320. Ülkemizde UNİCEF'in verdiği rakamlara göre toplam guatrlı sayısı 6-11 yaş çocuklarda yüzde 36 gibi yüksek bir rakam ve iyotlu tuz tüketen hane sayısı ise yüzde 18. Öyle ki verilere ulaşılan ülkeler arasında bizi geçen Bangladeş (50), Gine (55), Orta Afrika Cumhuriyeti (63) ve Şili (95) gibi birkaç ülke var. 1990 rakamlarına göre Türkiye'de her 100 bin canlı doğum başına 'anne ölüm oranı' 180. Bu rakamın vehametini ortaya koymak için tablodan birkaç örnek vermek yeterli: Bu oran Çin'de 95, Şili ve Moğolistan'da 65, Özbekistan ve Kosta Rika'da 55, Samoa'da 35, Almanya'da 22, Belçika'da 10, Kanada'da 6.

    UNICEF Türkiye Milli Komitesi, malnutrisyon ile mücadeledeye 2 Mayıs Dünya İyot Yetersizliğine Bağlı Hastalıklar Günü'nde Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa yürüteceği Bağış Mektubu kampanyası ile başlayacak. Komite yetkilileri iyot yetersizliğinin yol açtığı sorunlarının çözümünün çocuk başına yılda sadece sekiz bin Türk Lirası olduğunu belirtiyorlar. Özellikle nufüsun yüzde 8'inde iyot yetersizliğine bağlı guatr hastalığı olan Karadeniz bölgesinde yoğunlaşan iyot eksikliği ile mücadele için Türkiye Milli Komitesi tarafından hazırlanan iyotlu tuz tabletleri kampanya bünyesinde dağıtılacak. Komite tarım yapılan topraklarda mineralleri yok eden ve malnutrisyonun ülkemizdeki en önemli nedenlerinden olan erozyona karşı önümüzdeki aylarda başlatacağı mücadelede TEMA vakfı ile çalışmayı planlıyor.






    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı