Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sessiz Dışişleri Bakanı

TÜRKİYE, soykırım tasarısı yüzünden en önemli müttefiki ABD ile tarihinde ilk kez büyükelçisini geri çekecek kadar olağanüstü sonuç veren bir gerginlik yaşıyor, Kuzey Irak’a asker göndermek için tezkere çıkarıyor.

Türkiye’nin savaşın eşiğine gelebileceği böylesi kararlar alınırken, ülkenin dış dünyadaki başavukatı Dışişleri Bakanı ne diyor, bilen var mı?

Dışişleri bakanları iyi drama oyuncuları olur; açıklamaları ile en büyük sorunları küçücük, en küçük sorunları da devasa gösterebilirler.

Herhalde Ali Babacan, bu iki sorunu küçük gördüğü için sessiz.

"Daha kaç günlük, o nedenle zaman vermek gerekir" diyebiliriz; ama yılların başmüzakerecesi ve hazine sorumlusu bakanından söz ediyoruz.

Beş yıllık deneyimine rağmen görüşü sorulduğunda hálá, "Ayaküstü konuşmam" gerekçesine sığınması, böyle bir bakan için kabul edilemez.

Düşünebiliyor musunuz, partisinin grup toplantısında dahi tezkere için bilgisine başvurulmayan, görüşü merak edilmeyen bir Dışişleri Bakanı var.

SORUMLULUĞU KİME

Kabul; son dönemin bakanları Hikmet Çetin, İsmail Cem ve Abdullah Gül’ün ardından o koltukta gerektiği gibi görünmek oldukça zor.

Ancak, biraz soruşturduğumuzda Babacan’ın asıl zorluğunun, "Kendisi Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan’a karşı sorumlu, kamuoyuna değil" yargısının altında kalmasından kaynaklandığını görüyoruz.

Birlikte çalışan herkes kabul ediyor; Babacan çok teknik, çok çalışkan bir öğrenci, verilen tüm dosyaları bir anda yutuyor ve öğreniyor.

Ancak bunları özümseyip kamuoyuna anlatmada aynı başarıyı gösteremiyor.

Oysa dünya hiper medya çağını yaşıyor, oradan bilgileniyor, öğreniyor.

Bir eksik yandan daha söz ediliyor; ilgili dosyayı okuduktan sonra, artık konuyu iyi bildiği düşüncesiyle, istişareleri sürdürmüyor.

Ayrıca gençliğini, sempatikliğe ve ataklığa çevirmekte zorluk çekiyor.

Yabancı diplomatlar nezdinde "Light" bulunmaya başladığını; TSK ile henüz yeterince bağ kurmadığı görüntüsü verdiğini de söylemeli.

OSKANYAN BRÜKSEL’DE BAĞIŞ ABD’DE

Babacan, tamam, konuşmayı çok sevmiyor olabilir; ama dış gezilerini de görünmez hale getiriyor, Gül’ün aksine yanında gazeteci götürmüyor.

Gezilerine çıkış ve dönüşte yeterli bilgi verdiği kabul edilmiyor.

Sonuçta ne oluyor; Türkiye ve dünya, önemli konularda, dış politikada iddialı, konuşmaktan çekinmeyen, kendinden emin görüntü veren AKP Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış’ın ne dediğine bakıyor, ABD’ye karşı izlenecek politikanın ipuçlarını Bağış’ın sözlerinde buluyor.

Dışişleri Bakanı olarak pek ortalıkta görünmeyen Babacan, başmüzakerecilik görevini de sürdürüyor.

Hani, bu sıralar yoğun olarak AB başkenti Brüksel’de bulunuyor olabilir.

Hayır, Babacan orda da yok; peki, kimler günlerce oradaydı?

Ermenistan Devlet Başkanı ile Ermenistan Dışişleri Bakanı.

Çabaları da AB’ye soykırım iddialarını kabul ettirmek.

Yalnız hakkını verelim, Babacan, haftalardır Ortadoğu’da dolaşıp duruyor, Gül’ün davet mektuplarını devlet başkanlarına verip dönüyor.

Bu gezilerine Kuzey Irak nedeniyle olumlu bakılabilir; ama bu konuda bir sonuç aldıysa hiç değilse ipuçlarını Türkiye ile paylaşsa olmaz mı?
X