"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

“Sesi Duyulmayanları Dinlemek”

Merhabalar sevgili okurlar. Sesi duyulmayanları dinlemek istediniz mi hiç? Hatta, farkında mısınız etrafınızda sesi duyulmayanlar olabileceğinin?

Avustralya’da yerleşik bir sivil toplum kuruluşu olan Scope “Sesi Duyulmayanları Dinlemek” adlı bir video film hazırlamış. Filmin amacı; zihinsel engelli bireylerin, yakınlarının desteği ile, kendi kararlarını verebilmelerini sağlamak. Pilot ailelerle altı ay süren bir çalışma sonucunda gerçekleşmiş bu film. Biri nispeten hafif, diğeri ise ağır engelli iki genç üzerinden veriliyor anlatılmak istenenler. Ağır engelli gencin kararları, ne yemek istediği, nasıl rahat oturduğu gibi temel konularla sınırlı kalırken; nispeten hafif engelli gencinkiler hoşlandığı aktivitelere kadar uzanıyor. Her iki genç de konuşamıyor, yani ne istediğini söyleyemiyor. Ağır engelli olan tekerlekli sandalyede sürdürüyor yaşamını. Film; işte bu iki genç üzerinden, zihinsel engelli bireylerin tercihlerini nasıl anlayabileceklerini anlatıyor engelli yakınlarına ve bakıcılarına.

Şimdi bir de İzmirli okurum Esra’nın söylediklerine kulak verelim:

“Benim bugün sizinle paylaşmak istediğim öncellikle çok sevdiğim kız kardeşimi, sonrasında da bu ülkede yaşayan tüm zihinsel engelli çocukları ilgilendiriyor. Kardeşim Aslı 30 yaşında. 18 aylıkken geçirdiği menenjit sonrası zihinsel engelli oldu; ama dünyanın en tatlı en güzel meleği, tıpkı diğer bütün engelliler gibi. Tam 6 yaşından beri sürekli eğitim alıyor, eğitimle ve müthiş bir aile bakımıyla bugün geldiği nokta bir mucize. Okul bu tarz çocukların zevk aldığı, sosyalleştiği, kendi dilinde arkadaş bulabildiği tek yer. Uzun zamandır Örnekköy’de bulunan Konak İş Eğitim Merkezi’ne gidiyor. Burası o kadar güzel bir okul ki. her şeyi tamamen bu çocuklar için inşa edilmiş. Buradaki çocuklar hem eğitim alıyor hem de okul içinde kurulan atölyelerde (mum, galoş yapımı ) çalışıyorlar, hatta cüzi de olsa para bile kazanıyorlar. Mesela Ege Üniversitesi’nin tüm galoşları burada, bu çocuklar tarafından yapılıyor. Okuldaki çocukların ortak noktaları 18 yaşından büyük olmaları ve maalesef  yeni çıkan 4+4+4 eğitim sistemi kapsamında 21 yaşını doldurmuş tüm zihinsel engelliler eğitim gördükleri okullardan atıldılar. Burası bu çocukların yuvasıydı; şimdi devlet diyor ki, ‘benim seni eğitme işim bitti, sen artık sadece halk eğitim merkezlerine gideceksin.’ Ancak işin komik tarafı, halk eğitimlerin bu yasadan haberi bile yok. Bu çocukların hepsi yardıma muhtaç, servise muhtaç. Hiçbiri tek başına bir şey yapamaz. Eylül başından beri ailelerin tümü isyanda, bir çare bulabilmek için her yolu deniyorlar. Son bir haftadır önce okulda daha sonra Konak'ta seslerini duyurabilmek için eylem yapıyorlar. Okulda yaptıkları eylem sonrası Sayın Başbakan'a ulaşabilmek için Kemalpaşa'ya bile gittiler, ancak hükümetten kimse seslerini duymadı.
Sizden isteğimiz bu konuyu herkese duyurmanız. Keşke o çocukları görebilseniz… Hepsi okulları için gözyaşı döküyor, tekrar gidebilecekleri günü bekliyorlar.
Lütfen herkes elini vicdanına koysun, bugün onlarsa yarın bizler engelli olabiliriz. Onlara bizler engel olmayalım…”
      
Bu mesaj ve yazımın başında söz ettiğim video film eş zamanlı olarak ulaştı elime. Düşüncelerimi, duyduğum iç acısını anlatmakta zorlanıyorum.

Konuyu biraz araştırdım ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın zorunlu eğitimini tamamlamamış zihinsel engelli çocuk kalmamasını amaçladığını anladım. Bu çok doğru bir yaklaşım. Ancak bunu yaparken, halen eğitimini sürdürmekte olan gençlerin haklarını ellerinden almak ne derece doğru bilemiyorum.

Çoğunuzun bildiği gibi, zihinsel engelli bireylerin eğitimi ömür boyu devam etmek zorunda. Kanımca, böylesine önemli kararların uygulamaya geçirilmesinden önce gerekli hazırlıkların tamamlanması gerekir. Aslında, bu konuda yürütülen bazı çalışmalar var. Örneğin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı “korumalı işyerleri” modeli üzerinde çalışıyor. Bu model uygulamaya geçtiğinde, zihinsel engelli bireyler de üretime katılabilecekler.

Engellilerle ilgili bir başka üzücü habere ise Milliyet Gazetesi’nde rastladım bir iki gün önce.
Balıkesir’in Bandırma İlçesi’ndeki Süleyman Şeker İlköğretim Okulu’nun giriş katında bulunan Rehberlik Araştırma Merkezi, asansörü bozuk olan Şehit Pilot Üsteğmen Cemil Kaya İlköğretim Okulu’nun 4’ncü katına taşınmış. Gönen, Manyas, Erdek,Marmara ilçeleri ve Avşa Beldesi’nde bulunan 700’e yakın bedensel ve zihinsel engelliye hizmet veren Rehberlik Araştırma Merkezi’nin eski yeri ise, İmam Hatip Okulu’na dönüştürülmüş.

Çoğunuzun bildiği gibi, çocuklarını kaynaştırma eğitiminden ya da özel eğitimden yararlandırmak isteyen veliler Rehberlik Araştırma Merkezi’nden rapor almak zorunda. Bu merkezlere gitmeleri gerekenlerin çoğu merdiven çıkamaz durumda. Bu yüzden bu merkezlerin, mümkün olduğunca, giriş katlarına yerleştirilmeleri uygun olur. Geçtiğimiz yıl ben de bir yakınımın çocuğu için Kadıköy Rehberlik Araştırma Merkezi’ne gittim. Bu merkez Erenköy’de eski bir köşkte hizmet veriyor. Basamaklar kapının dışında başlıyor ve içeride devam ediyor. Ben bahçede bekledim, ilgili öğretmen benimle görüşmek için dışarıya geldi. Engelli çocukları nasıl üst katlara çıkardıklarını ise hiç anlatmayayım.

Tüm bu olumsuzlukları aşıp Scope’un hazırladığına benzer video filmler yapacağımız günlere ulaşmayı dört gözle bekliyorum.

Engellerimizi hissettirmeyecek, engelsiz bir yaşam dileği ile...

X