Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ses yok, yanıt yok, soruşturma yok!

<B>DÜN </B>bütün günümü <B>İ: Melih Gökçek</B>, avukatı <B>Mehmet Ali Alan</B> ve Yüksek Hákimler ve Savcılar Kurulu üyesi <B>Hüseyin Demirörs</B>'ten gelecek yanıtları bekleyerek geçirdim.

Ama hiçbir şey gelmedi.

Ankara adliyesinde yüzlerce davası olan bir kimse ile avukatı, hákim ve savcıların imparatoru konumundaki Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun bazı üyeleriyle birebir ilişkiler kuruyor, davetler ve ziyaretler yapılıyor, birlikte yemekler yeniliyor!

Kurul'un Başkanvekili Ergül Güryel'in oğluna belediyeden iş veriliyor. Ayrıca Güryel, ismini kullanan bu avukatın adliyede işler yaptığını, bu yüzden kendisiyle artık görüşmediğini söylüyor.

Dünkü yazımda söz ettiğim Kurul üyesi Hüseyin Demirörs niçin ‘‘susma hakkını’’ kullanıyor? Böyle durumlarda susulur mu? İnsan açıklama yapıp ‘‘Yazdıkların doğrudur’’, ya da ‘‘Yalandır, yanlıştır’’ demez mi?

Aksi takdirde pek çok kimsenin aklına ‘‘Bu adalete güvenilmez’’ kuşkusu düşmez mi?

* * *

İ. Melih Gökçek'in yaptıklarını sizlere burada defalarca duyurdum. Örneğin Sayıştay'ın belediyeleri denetlemekle yükümlü grubuna Ankara'nın en seçkin yerinde, Batıkent metrosunun hemen girişinde arazi vermişti.

Yüce Sayıştay'ın belediye ekibi kooperatif kurdu. Sonra bu arazi bir firmaya satıldı ve her biri ortalama 75 bin mark açıktan para kazandı.

Sen Sayıştay'da belediyeleri denetlemekle yükümlü olanlara bu avantajı sağlayacaksın, senin davalarına bakan yargının bazı mensuplarıyla böylesine içli dışlı olacaksın, ama sorulan soruların birine bile yanıt veremeyeceksin.

Önüne gelen herkesi dava edeceksin, Ankara'nın bütün mahkemeleri senin dosyalarınla dolu olacak ve sen, avukatınla birlikte onların amiri konumunda olan Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun bazı üyeleriyle böylesine ilişkiler kuracaksın!

Benzer ilişkiyi Sayıştay'la, seni denetlemekle yükümlü olan grupla kuracaksın, onlara açıktan rant sağlayıp para kazandıracaksın. Buna Sayıştay'ın o günlerdeki başkanı Vecdi Gönül dahil!

Şu ilişkiler yumağını dikkatinize sunuyorum.

* * *

Ankara'da yaşayan bir vatandaş olarak, burada belli konuları defalarca gündeme getirdim.

Örneğin bir Alfagas olayı vardır. Şeriatçı vakıflarla bağlantılı bu küçük imalathaneye Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı EGO, bugüne kadar yüz milyon dolardan fazla miktarda doğalgaz sayacı işi verdi. Ortalık karışınca bu firma ismini değiştirip Elektromed adını aldı.

Sayaç üretimini tek tabanca olarak ve dolarla sürdürüyor. Dahası, buna su sayaçları da eklendi.

Yine Ankara'da bir Akay kavşağı ihalesi açıldı. Buraya da 100 milyon dolara yakın para gömüldü. İş, Salih Bezci'nin Besa isimli şirketine verildi. Bezci, bizim Melih'in en yakınlarından biri.

Hep sordum ve sormaya devam edeceğim: Bu ihaleye kimler girmişti, verilen fiyatlar neydi, kaça verilmişti, kaça çıktı? Arada giden trilyonlar ne oldu? Aylarca süren gecikmenin bedeli alındı mı?

Bunların hesabını niçin kimse sormuyor?

Cumhurbaşkanı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu, Başbakan'a bağlı Başbakanlık Teftiş Kurulu, Maliye ve İçişleri Bakanlığı'nın teftiş kurulları, Hesap Uzmanları Kurulu nerede?

Yazıyoruz, uyarıyoruz, bir dolara muhtaç olduğumuz şu ortamda, sadece Ankara'nın göbeğinde Türkiye'nin milyonlarca dolarının boşa gittiğini iddia ediyoruz, hiçbir makamdan ses yok, girişim yok. Bu nasıl iştir? Bu nasıl duyarsızlıktır?

Bakın, devlet İstanbul'a, Tayyip ve Gürtuna dönemlerine el attı, ortaya neler döküldü.

Bu durumda birileri Melih'i koruyor mu, ne oluyor?

* * *

EGO'nun çok sayıda avukatı var. Buna karşın iyi para getirecek büyük davalar, dışarıdan sözleşmeyle Mehmet Ali Alan'a veriliyor. Yani bizim Melih adına yüzlerce dava açan kişisel avukatına.

Bu işleri denetleyecek, soru soracak hiçbir makam yok mu Türkiye'de?

Kamu parasının böyle yöntemlerle ‘‘özgürce’’ harcanması yasal ve mümkünse, o zaman biz devleti niçin küçültmeye çalışıyoruz? Niçin gariban memurun lojmanına göz dikiyoruz? Niçin her gün binlerce insanımızı işsizliğin pençesine atıp sefalete itiyoruz?

Kim kimi aldatıyor?

İki günden beri yaptığım çağrıyı burada bir kez daha yineliyorum:

Şu yargı ilişkileri konusunda Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu üyesi Hüseyin Demirörs, İ. Melih Gökçek ve avukatı M. Ali Alan'dan somut yanıtlar bekliyorum.

Haydi, buyursunlar!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI