Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ses doğudan yükselir

    Hürriyet Haber
    27 Eylül 1998 - 00:00Son Güncelleme : 27 Eylül 1998 - 00:01

    Sınırları aşmak, pop lügatında önemli bir kavram. İnatla kültürel sınırların cenderesi içinde kalmak, 1970'lerden beri, verimsizlikle özdeşleşmişti. Dünya boşuna merakla birbirine bakmaya başlamadı: O zamana dek duyulmamış sesler, birden, farklı anlam kazandı. Sınırların çok ötesinde, tanımadığımız, ama bilmeden de olsa, paylaştığımız sesler.

    Bugün pop hemen tüm dünyayı kapsama alanı içine almış durumda. Youssou N'Dour veya Gilberto Gil'i dinlerken kendimizi evimizde hissediyoruz. George Dalaras, Lucio Dalla, Celine Dion, Ryuichi Sakamoto komşu evdeki çalgıcılar gibi. Yaptığı berbat müziğe rağmen Vanessa Mae de bu akımın içinde kendisine yer bulabildi. Çünkü ilgi çok büyük.

    Son zamanlarda kriz ve sokak çatışmaları nedeniyle varlığını hatırladığımız Endonezya da bu 'küresel ses' içinde iddialı. Aslında ülkenin Bali adasındaki Gamelan müziği çok uzun bir süredir LaMonte Young ve Philip Glass gibi minimalistlere malzeme olmuştu, ama pop içinde sanki bir kıpırdanma yok gibiydi.

    Ta ki, Anggun, ülkesinin 20 yıllık süper starı olarak, kendisini dünyaya tanıtma kararını verinceye kadar. Batıda yayınlanan ilk albümü 'Snow On The Sahara', nedense 'etnik pop' diye adlandırılan (sanki Pet Shop Boys öyle değilmiş gibi!) türde, adından ısrarla söz ettirmekte.

    Aslında dünya yeni tanıyor, ama henüz 24 yaşındaki Anggun, ülkesinde şimdiye kadar milyonlarca satış yapmış bir popüler kişilik. Müzikle içiçe yaşayan Jakartalı bir ailenin çocuğu. İlk albümünü sekiz yaşında çıkarmış. 12 yaşından 19 yaşına kadar çıkardığı altı albümün herbiri, ülkesinde bir numara olmuş. 1984'ten bu yana kendisine ait bir plak şirketi var.

    Pop içinde yer edinmek, sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Anggun, yerinde sayarak ve ülkesinde 'kolay para' kazanarak, 'rahatım nasılsa yerinde, ne diye uluslararası kariyer paşinde koşayım' diyenlerden değil. Endonezya'da Bon Jovi ve Guns'N Roses etkisi altında bir müzisyen ve şarkıcı olarak yapacağını yapınca, kısa sürede 'pop taşının batıda ağır olduğunun' farkına varmış.

    Önce Londra'ya geçmiş, ardından da -çok doğru bir kararla- Paris'e. Fransa başkenti, sadece dünya müziğinin potası değil şu anda, pop camiası için de Londra'nın yerini alıyor yavaş. Şimdilerde fıkır fıkır kaynayan Paris, dünya müziğini ezbere bilen sımsıkı yapımcılarıyla ünlü. Burada bizzat gidip efsanevi Eric Benzi'nin kapısını çalmış. Benzi deyip geçmeyelim, çünkü bu şahsiyet Celine Dion ve Cheb Khaled'in yapımcısı. 2000 yılına kadar dolu olmasına rağmen, Anggun'un projesini dinleyince teklifi kabul etmiş Fransız yapımcı.

    Ortaya çıkan albüm, sıcak ve mistik. Heavy metal geleneğinden gelmiş olan bir şarkıcı yok burada: Anggun koyu tonları ağır basan, loş ve geniş titreşimli bir sese sahip. Hem doğulu, hem de batılı. İlk dinleyişte bölgesel kimliği hemen belirmiyor, ama giderek hoşluklarla dolu bir alaşım çıkıyor ortaya.

    'A Rose in the Wind' ve 'Valparaiso' iz bırakan yorumlar. Kimi anlarda klişe tuzağı beliriyorsa da, Benzi'nin ses işçiliği durumu kurtarıyor. Düzgün bir albüm: Anggun, en azından, Mae'inkinden kat be kat fazla ilgiyi hakediyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı