"Engin Kratzer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Engin Kratzer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Engin Kratzer

Servis vole "out" - arka çizgi "in"

Roger Federer çim korta gelmiş geçmiş en iyi oynayan tenisçi olarak kabul ediliyor.

Doksanlı yılların Wimbledon kralı ise Amerikalı Pete Sampras idi. Mütevazı Sampras’ın oyun tarzı tamamen servisten sonra file önüne çıkması ile biliniyordu. Erkelerde bugünün Wimbledon maçlarına baktığımızda büyük çoğunluk arka çizgide kalmayı ve oradan toplara vurmayı tercih ediyorlar. Sampras ile Federer sadece bir kez karşılaştılar. 1991 Wimbledon çeyrek finalinde kıran kırana geçen maçı beş sette Federer kazanmıştı. Sampras 5 set boyunca servisten sonra ve her fırsatta file önünde vole vurdu. Kolay değil...  Federer henüz 19 yaşında ve yıldızı parlayan bir tenisçi olarak kortlarda esiyordu. Sampras ise artık 29 yaşına gelmiş, eklem ağrıları ve muhteşem ayak oyunlarının artık yavaşladığı bir dönemde idi. Yani kaportası çürümeye başlamıştı. Oyunlar en çok 2 dakika sürüyordu. Puanlar çabuk sonuçlanıyordu. Ve en önemlisi oyunun bir akışı vardı. Yani Servis atmadan önce Djokovic gibi topu 20 defa sektiren,veya Nadal’ın servis hareketine başlamadan poposun dan şortu çekmesi,saçlarını düzeltmesi gibi.... hazırlıklar yoktu. Kıyasladığımızda şimdiki tenis nerede ise ağır çekim gibi kalıyor. Bence Sampras oynadığı riskli oyun tarzı ile çim sahada o zamanın koşullarına göre Federer’den daha başarılı bir tenisçi. Kazandıkları Wimbledon şampiyonluklarını kıyaslamıyorum. Federer (  8),  Sampras (7) kez kazandı. Riskli oyun tarzından bahsediyorum. Peki, ne oldu da Wimbledon’un çiminde herkes arka çizgide kalmaya başladı.

Öncelikle servis karşılama vuruşları artık daha üst seviyede. File önüne çıkmak için yürek ve akıcı,kıvamında servis gerekiyor Diğer önemeli neden ise ;Wimbledon’un doğal çimi o tarihlerde şimdikinden daha hızlı idi.İngilizler Çim’i  2001 yılında  daha yavaş bir zemin haline dönüştürdü. Öncesinde çimin yoğunluğu yüzde yetmiş lerde idi. Bu durumda Wimbledon’un ikinci haftasında kortların üçte biri yıpranıp toprağa dönüşüyordu. Final maçlarında zemin pek çim korta benzemiyordu. Üstelik yağmur yağdıktan sonra zemin iyice yumuşuyordu. Arka çizginin etrafı balçıktan farksız değildi

O tarihten beri ise çim oranı yüzde yüz. Böylece zemin daha yavaş ve hemen yıpranmıyor. 2002 Wimbledon finalinde David Nalbandian ile Lleyton Hewitt bir kez olsun servisten sonra file önüne çıkmadılar.

Ve böylece Wimbledon’un yeni süreci de başlamış oldu. Zeminin daha yavaş olması

Tenisin en önemli stratejisi yani servis –vole oyununu da nerede ise yok etmiş oldu.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI