Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Şermin Sarıbaş: Seyirci niye Yüzme Şampiyonası'na gitmez?

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Şermin SARIBAŞ

Günlerdir gazetelerde, televizyonlarda ağır eleştiriler var. Bin yılın son Avrupa Yüzme Şampiyonası, İstanbul Ataköy'de yapılıyor. Avrupa'nın en gözde 993 sporcusu orada. Üstelik giriş fiyatı, bir milyon lira gibi komik bir fiyat. Ama tribünler bomboş.

Yabancı televizyonların her naklen yayınında boş tribünleri görünce, hepimizin içi burkuluyor.

<ı>UTANIP GİTTİM

Bütün bu yapılan suçlamalardan çok utanmış, ‘‘Utancın neresinden dönsek kárdır’’ diyordum. Hatta utanmadım, arkadaşlara telefon açıp, ‘‘Arkadaşlar, yüzme şampiyonasına seyirci lazımmış, kimse gitmiyormuş gidelim ve memleketin yüzakı olalım’’ dedim.

Arkadaşlarımla buluşup Ataköy'e doğru yola çıktık. Şampiyonanın yapıldığı yere geldiğimizde otoparkın önünde arabalar kuyruk oluşturmuştu ama kimse otoparka giremiyordu. Çünkü otopark doluymuş. Arabalarımızı da nereye park edeceğimiz görevlileri ilgilendirmezmiş.

Biz ‘‘şimdi n'apıcaz’’ diye düşünürken bir polis, ileri gidin yolun sağına park edin diye sorunumuza çare buldu. Bizimle beraber 50'ye yakın araba daha ileriye park etti.

Bu kez bir başka polis, ‘‘Arabaları buraya bırakamazsınız, amirimle konuştuk çektiririz. Zaten 40-50 çekici gelir, arabalarınızı da nereye çekeceklerini bilemeyiz, arar durursunuz sonra’’ diyerek başımızın çaresine bakmamızı söyledi.

<ı>50-56'YA SOR

İtiraz ettik, ‘‘Ben yardımcı olamam kardeşim, elli ellialtı ile konuşun’’ dedi. Biz ‘‘Hıı’’, dediğimizde ‘‘50-56’’ diye tekrarladı. Neymiş 50-56, Levis'in yeni modelimi diye düşünürken ‘‘O, bizim amiriz gidin onla konuşun’’ diyerek eliyle uzaklarda bir yeri işaret etti.

Herkes başının çaresine baktı. Arabalarını Ataköy'ün sokaklarına park etti ve yarışma yerine kadar yürüdü.

Nihayet içerdeydik. Pazar günü olması sebebiyle içerisi tahminimizden daha kalabalıktı. Saat 14-15.30 arası yapılan, enfes ‘‘Kadınlar 3 Metre Tramplen Atlama’’ yarışmasını izledik.

Bundan sonraki yarış, saat 17.00'de başlıyordu. Güneş tepemizde. Boş geçecek bir buçuk saatimiz vardı. Bu arada bir şeyler içelim bári diyerek, büfeye gittik. Ben Kola'mı 400.000 TL'ye, İngiliz arkadaşımsa 800.000 TL'ye aldı.

<ı>YABANCIYA İKİ MİSLİ

Kola, yabancılara iki misli fiyata satılıyordu.

Büfe tıklım tıklım, üstelik tuvaletlere de oldukça yakın bir yerdeydi. Bir buçuk saatimizi burda geçirmeyip, Ataköy civarında birşeyler içip dönelim dedik. Kapıdaki görevlilere, ‘‘Biz şimdi çıkacağız, 17.00'de başlayacak yarışlar için geri döneceğiz. Bu biletlerle tekrar girebiliriz değil mi?’’ diye sorduğumuzda, gülerek, bize şu cevabı verdi: ‘‘Hayır, giremezsiniz. Bir daha bilet alacaksınız. Hem alın n'olucak bilet satmamız lazım zaten.’’

İçeride beklemektense, dışarı çıkıp tekrar bilet almaya razı olduk ve çıktık. Geri döndüğümüzde, gişenin önündeki kişiyi bile göremeyecek kadar uzun bir kuyruk vardı önümüzde. İçeride kalan bir arkadaşıma telefon açtım ‘‘Biz bıraktığımızda yeteri kadar kalabalıktı. Herkes bizim gibi dışarı da çıkmadı. Dışarda da onca insan var. Nerede oturuyor bunca insan?’’ diye sordum.

<ı>EN İYİSİ TV

Cevabı ‘‘Herkes kucak kucağa. Oturacak yer yok’’ oldu.

Eve doğru yola çıktığımızda bir markete uğrayarak herkese aynı fiyattan satılan 225.000 TL'lik kolalarımızı aldık ve yarışmaların geri kalanını da evimize dönerek televizyondan izledik. Artık içimiz rahattı, ‘‘Seyirci niye gitmiyor’’ sorusuna verilecek cevaplarımız vardı.




Bunları da Beğenebilirsiniz