"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Sergen'in kalemi ve yorumu

SERGEN Yalçın seyrettiğim en büyük futbol yeteneklerinden biriydi.

Herkesin bildiği "Ah biraz aklını kullansaydı Real'de, Milan'da oynardı" muhabbetine ben de bir noktaya kadar katılırım.

Sergen oralarda oynayamadı, çünkü onunla aynı yeteneğe sahip başka insanlar vardı ve onlar futbolu daha çok önemsiyordu. Yorumcu Sergen Yalçın'ı heyecanla bekledim. Beklediğime de değdi. Sergen futbolu kadar renkli bir yorumcu oldu. Yazılarından çok televizyondaki performansını bekliyorum ve her seferinde çok eğleniyorum.

Parıltısı, yıldız kumaşı, esprileri, cesaretiyle gayet iyi bir yorumcu.

Futbolcuları eleştirirken "Daha fazla sorumluluk almalı... İşlerini ciddi yapmıyorlar... Böyle koşmayan futbolcu olur mu?" dedikçe seyreden herkesin "Dinime küfreden müslüman olsa!.." diye hop turup hop kalkıyor ya; esas ona bayılıyorum. Sergen bence inadına yapıyor bunu. Her neyse, Sergen Yalçın'ın çok tartışılan yorumculuğunu sonuna kadar destekliyorum. Kalem mevzuuna gelince...

Sergen ekrana ilk çıktığı günlerde aslan gibi bir Mont Blanc kalem kullanıyordu.

Ekrana çıkan adamın kalemi mühimdir. "Helal olsun!" demiştim. Fakat şimdilerde bakıyorum, programdan önce NTV Spor Müdürü Fuat Bey'in kalemliğinden rast gele kalem seçiyormuş gibi bir hava oluştu. Aksesuara dikkat Sergen Yalçın... Tükenmezi bırak en azından çakma da olsa bir dolmakalem kap! Tebrik ve teşekkür...

İngilizce yayın işe yarıyordu

LİG TV'nin en sevdiğim yanlarından biri eleştiriye açık olmaları. Bunu laf olsun diye değil samimiyetle yapıyorlar.

Daha önce seyirci olarak yaptığım çeşitli ufak tefek şikayetlerde hem sağolsunlar bilgilendirdiler hem de varsa yardımcı olabilecek görüşlerimi istediler. Şimdi gelelim meseleye.

Spor Max açıldı. Çeşitli liglerden futbol ve basketbol maçları yayınlıyorlar. Gayet iyi.

Ancak bu maçlar Fox Sports'tayken (İngiltere liginden bahsediyorum) "kumandamızın dil seçeneği" marifetiyle maçı hem İngilizce hem Türkçe dinlemek mümkün oluyordu.

Ancak bu uygulama Spor Max'ta kısa bir süre sonra kaldırıldı. Türkçe anlatımda bir problem yok. Fakat Digitürk'ün üyeleri arasında Türkiye'de yaşayan yabancılar veya canı isterse maçı İngilizce takip edecek vatandaşlar da var.

Teknik açıdan büyük bir zorluk yoksa bu uygulamaya geri dönülmesini bir grup şikayetçi adına iletmek de bana düşsün...

Barça otobüste ne dinliyor

TELEVİZYON kanalları çoğunlukla birbirinin kopyası. Bilinen modele sadık kalınıyor, sözü dikkat çeken birkaç spor yazarı toplanıp konuşuyor, bizler de dinliyoruz.

Bu formatla pek bir sıkıntım yok; yıllardır öğrenerek, eğlenerek, öfkelenerek, sorgulayarak seyrediyoruz.

Fakat insan biraz daha farklı bir program arayışını da sürdürüyor.

Sonunda içimi rahatlatan, zihnimi açan, yeni ve "butik" bilgilere ulaşmamı sağlayan bir program buldum.

Cumartesi günü Haber Türk'te rastladığım "Futbol Blog" sayesinde Barcelona takımının maça giderken Coldplay'in son albümünü dinlediklerini öğrendim mesela.

Teknik direktörün seçimiymiş. Sonra fanatik Boca Juniors taraftarı olan idolüm Diego Maradona'nın yaşadığı bir dramı (daha?) öğrendim.

Meğer reddettiği öz oğlu, Boca'nın ezeli rakibi River Plate'ye transfer olmuş. Reddedilen evladın intikamı!

Galatasaray Dergisi sayesinde tanıdığım Bülent Timurlenk ve genç nesil spikerlerin en başarılılarından Ali Okancı beraber hazırlıyorlar programı.

Kendisi de çok başarılı bir futbol bloguna sahip olan (aceto balsamico) Bülent ve Ali Okancı, okur/yazar futbolseverler için birer cennet köşesi olan blog'ları tanıtıyor, buralardan derlenen ilginç fikirleri, notları aktarıyorlar.

Kaçırılmaması gereken, mühim bir program.

Arda gaza getirdi!

ARDA harika oynadı pazar akşamı. Zaten tüm Galatasaray taraftarının gözbebeği. Onun kadar sevilen futbolcu pek görmedim. Ben de çok seviyorum... Ancaaaak! Yok bir kusurunu yazmayacağım, sadece matrak bir ayrıntı.

Lincoln golü attı, bireysel dalda sevinç gösterisini sunuyor Yeni Açık önlerinde... Takım koştu yanına geldi. Lincoln de onları bayrak direğiyle yaptığı dansla eğlendirdi!

Sarı kart görürdü görmezdi meselesi başka. Zaten göreceği varmış, gitti topu elledi, rahatladı. Ancak bir CSI dedektifi hassasiyetiyle incelediğim ağır çekimde şöyle bir detay yakaladım. Lincoln eli kulağında gezinirken Arda geliyor ve "Samba... Samba..." diyor.

Lincoln de bu dans isteğini geri çevirmiyor ve dansa başlıyor. Yani olayları tetikleyen hınzır Arda'ydı.
X