Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serengeti diye bir cennet...

Bu yazıyı, Tanzania’nın Serengeti bölgesinde yazdım. Otelin balkonundan, önümde binlerce kilometrekarelik bomboş bir vadi uzanıyor. Yeşilin her türlüsü var. Hiç duymadığım kuş ve hayvan sesleri. Buna cennet denmez de, neye denir acaba…

Ngongoro’dan özel arabalara bindik, kraterin içindeki onbirlerce hayvanı kendi doğal yaşamlarıyla başbaşa bırakıp, Serengeti vadisine (haritaya bakın) doğru yola çıktık.

Serengeti, hani o filmlerde görmüşsünüzdür, yüzbinlerce hayvanın bir yerden bir yere (Kenya’dan buraya) göç ettkileri yer… Toplam 100 bin kilometrekarelik bir bölge. Hiçbir inşaatın yapılmadığı, yerleşim merkezinin bulunmadığı, sadece ve sadece doğa’nın kendi başına bırakıldığı yer. Eskiden dünya nasılmış diye merak ederek geldim ve aradığımı buldum.

Meğer daha birşey görmemişim.

Vadiye’ye girmemizle birlikte önce bir gergedan ailesi ile karşılaştık. Merakla biz onlara, onlar da bize baktılar.

Her geçtiğimiz kilometrede bitki yapısı değişti ve yavaş yavaş kalabalık arttı. Bir süre sonra gözlerime inanamadım. Hayretten donakaldım.

Binler, onbinler değil, yüzbinlerce hayvanın ortasındaydık.

Bir yanda buffalo’lar, öte yanda zürafa’lar, filler, zebra’lar, mandalar, ceylan’lar…

Aklınıza kim gelirse orada.

Herhalde başka bir yerde böylesine muazzam bir doğal yaşam ve hayvan birikimi bulunamaz.

MASAİ’LERLE TANIŞTIK…

Vadiden arabalarla geçerken, uzakta kırmızı pelerinli insanlar gördük. Rehberimiz “işte Masai’ler” dedi. Koyun, keçi ve ineklerini otlatmaya çıkartmışlar.

Masai’ler aslında bütün bu toprakların eski sahipleri.

Arslanlardan korkmazlar mı diye merak ettik. Meğer kırmızıya hücum etmezlermiş. Üstelik etrafta avlanacakları o kadar çok hayvan var ki, çok nadir saldırırlarmış.

Bölgede 10-15 milyon Masai yaşadığı tahmin ediliyor. En ilginç yanları, primitif hayatlarından hiç ödün vermemeleri. Korumaya alınan topraklarda ise, onlardan başka kimseye oturma izni yok. 60 bin kadarı hükümetle özel anlaşma yapmış. Kurutulmuş otlar ve çamurdan oluşturulmuş evleri var. Ne elektrik, ne araba. Hiçbir modern yaşam işareti yok.

Küçük bir köye uğradık.

Araba başına 60 dolara şarkı söylüyorlar, incik boncuk ve avlamada kullandıkları mızraklardan satıyorlar. Para ile pek ilişkileri olmadığı, istedikleri fiyatlardan anlaşılıveriyor. Topladıkları parayı da, arada bir kente gidip satın aldıkları ilaç için kullanırlarmış.

Giysileri hiç değişmemiş. Pantolan-ceket giyen yok. Hepsi geleneksel Masai giysileri.

Küçük bir de okulları var. Aralarında çok zeki ve uyanık birkaç çocuğu seçip, kentlerde yüksek öğretime yollarlarmış. Tabii gidenler bir daha geri gelmezmiş. Zira bu yaşama ayak uydurmaları söz konusu değil.

Bölgedeki Masai’ler medeniyete karşı direnirken, buralara gelmeyip şehirlerde kalanlar ise, ister istemez modern yaşama boyun eğmişler.

Masai’leri görünce insan adeta zaman tünelinde gerilere gidiyor. Olayın ilginç yanı, Masai’ler bu yaşam şeklini turistik bir şekle de sokmamışlar. Sadece 1-2 köyü ziyaret ettiriyorlar. Diğerlerinin yanına dahi yaklaşamıyorsunuz.

Serengeti ovasını dolaşırken, dünyamızı nasıl mahvettiğimizi çok daha iyi görüyorsunuz. Tabiatın güzelliğini, hayvanların yaşamını çıplak gözle izlemek insanı müthiş etkiliyor.

FAKİRLER, ANCAK KORUMASINI BİLİYORLAR

Kenya-Zanzibar sınırındaki 100 bin metrekarelik bölge, dünya’nın en iyi korunan doğal yaşam alanı.

Birleşmiş Milletlerin yönlendirmesi ve onlarca doğal yaşamı koruma vakfı, buranın üzerine titriyor. Hükümetler de işin ciddiyetini artık kavramışlar.

Nesli tükenmekte olanlara özel itina gösteriliyor. Hayvanlara yiyecek vermemek, aşırı gürültü ile onları rahatsız etmemek, vazgeçilmez kuralların başında geliyor. Arada bir gizlice avlanmaya gelenlere de öylesine ağır cezalar veriliyor ki, kaçakçılık kontrol edilir düzeylere inmiş. Turizm gelirleri de, hem yapılan harcamaları karşılıyor, hem de para kazandırıyor.

Buraları gördükten sonra, hayatlarını doğal yaşamı korumaya vakfetmiş insanları daha iyi anladım. Bizlere, bu güzellikleri görebilme imkanı verdikleri için hepsine içimden teşekkür ettim.

İmkanı olanlara, buraları görmelerini tavsiye ederim. İnsanın, dünya’ya ve yaşama bakışı değişiyor.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X