Serdar Turgut: Tuhaf soyutlamalar ülkesi






Serdar TURGUT
Haberin Devamı

BAZI insanlar Türkiye'de de felsefi düşünce geleneğinin olduğunu iddia ediyorlar.

Bu düşüncelerine kanıt olarak da felsefe üzerine düşünen, yazan birkaç insanı gösteriyorlar.

Halbuki onlar sadece bir kahraman; çünkü düşünceye saygının olmadığı bir ülkede, hatta gündelik yaşamın insanın düşünce kapasitesini yok ettiği bir yerde, onlar sadece soyut fikirlerle yaşama gibi zor bir şeyi seçmişler.

***

Nüfusunun yüze 45'inin hálá köylü olduğu bir ülkede felsefi düşüncenin olamaması normal.

Bu normal de, anormal olan bir durum gayet tabii ki var.

Türkiye insanı inanılmaz biçimde soyutlama yaparak düşünmeye alışmış durumda.

Soyutlama, derin düşünce, bilgi birikimi ve felsefe gerektiren bir olaydır.

Bütün bunlar yokken durmadan soyutlamalar yapılırsa o zaman da olağanüstü tuhaf bir durum çıkar ortaya.

Örneğin, sık sık duyduğumuz bir laf ‘‘Bilmemnenin katilleri ölü olarak yakalandı’’ lafıdır.

Batı'da herhangi bir hukuk felsefecisi, bu lafı duyduğunda kahkahalarla güler. Eğer depresif durumda filan ise muhakkak intihar girişiminde bulunur.

Türkler bu lafla ortaya konulan soyutlama düzeyine arada öyle kademeleri atlayarak ulaşırlar ki, var olan bütün mantık silsileleri yerle bir olur.

Şüpheli yoktur artık, zanlı, sanık, mahkeme, savunma, iddia, delil hiçbiri yoktur bu düşünce biçiminde ve katil ölü ele geçince de dosya hiçbir vicdani rahatsızlık duyulmadan kapanır.

***

Gündelik yaşamımıza hákim olmuştur bu düşünce biçimi.

Düşünmeyen, sorgulamayan beyinler, kendilerine göre tanımladıkları ve dolayısıyla da inanılmaz derecede çarpıttıkları kavramlarla tavırlar alırlar durmadan.

Ve toplumumuz da bu tür insanların sayısının her artışında, onların iktidara her gelişlerinde Batı normlarından adım adım uzaklaşır.

***

Şüpheli, sanık, savunma hakkı, delil gibi alt soyutlama düzeyindeki kavramların olmadığı bir ülkede ‘‘Katiller ölü ele geçti’’ açıklaması da ‘‘Yarın İstanbul'da yağmur bekleniyor’’ anonsu kadar insana doğal gelmeye başlar.

Böyle şeylerin doğal olarak algılanabildiği bir toplumda ise bir insanın başına gelebilecek en kötü şey onun mahkûm olması, cezaevine atılmasıdır.

Tabii ki bu, her toplumda bireyin başına gelebilecek kötü bir olaydır.

Ancak Batı toplumlarında belirli bir felsefi gelenek, bir düşünme geleneği olduğundan ve oralarda insanın yaşamını ilgilendiren soyutlamalar kademe kademe ve dikkatle yapıldığından mahkûmlar da belirli sınırlar içinde haklarını kullanırlar.

***

Geçen gün bir haber yer aldı gazetelerde. F tipi cezaevlerinden bir tanesinde hapishane yönetimi, ‘‘İsteyen teröristler cimnastik salonunu kullanabilirler’’ diye bir anons yaptırmış.

Hayata insanın tüylerini ürperten bir bakışı yansıtıyor bu. Aslında mizah yazısı konusu da olabilir ama iş ciddi; çünkü hemen her gün iki insan can veriyor bu meseleyi çözmek için ve insan hayatı söz konusu olan konuda da gülünecek bir şey olamaz.

‘‘Mahkum’’ kavramı da üzerinde düşünülmesi gereken bir soyutlama düzeyidir.

Suç işlediği iddia edilen insanlar belirli aşamalardan geçtikten sonra ceza alırlarsa mahkûm olurlar.

Ondan sonra onların yaşamı artık devletin elindedir. ‘‘Habeas Corpus’’ denilen şeyi ve buna bağlantılı felsefi düşünceleri ben eminim ki bir zamanlar aynı fakültede mesai arkadaşlığı yapmış olduğumuz Hikmet Sami Türk de bilir.

İnsan mahkûm olunca vücudunu devlete teslim eder ve devlet onun cezasını çekerken de insan gibi yaşamasını, beslenmesini, hastalanırsa tedavi edilmesini garanti eder.

***

Yani teori bu. ‘‘Mahkûm’’ kategorisini daha alt soyutlama düzeylerine çekip, bazılarını ‘‘terörist’’ diye adlandırmakta ısrar ederseniz, ‘‘Katiller ölü yakalandı’’ lafını doğal görmeniz gibi, onların ölüm orucu sonucunda ölmelerini de normal, rutin görmeye başlarsınız.

Türkiye ilkel bir ülke olmamalı. Ben bu cumhuriyetin pasaportunu taşıyorsam, yurtdışına gittiğimde bunu kullanırken hapishanelerinde bilmemkaç mahkûmun ölüm orucu nedeniyle öldüğü bir ülkeden gelmiş olmak beni utandırır, yerin dibine batırır.

Bizimkilerin haberi var mı bilemiyorum, ama modern devletler de utanırlar böyle bir gelişmeden. O nedenle artık yeni ölüm haberleri gelmeden mutlaka bir şeyler yapılsın.

Yazarın Tüm Yazıları