Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Radikal şıklık sosyetesi

Serdar TURGUT

Siyah Panterler (Black Panthers) 1960'lı yılların sonuna doğru örgütlenen ve ‘ırkçı beyaz rejimi’ devirmek için Amerika'da silahlı çatışmayı öneren bir örgüttü.

Bunların taraftarı zenciler arasında bile az sayıdaydı.

Ünlü yönetmen Leonard Bernstein 1970 yılında Manhattan'daki lüks dairesinde Siyah Panterler'in yöneticilerine bir büyük parti verdi.

Ve silahlı ayaklanmaya hazırlanan kadro New York'un zengin ve etkili insanlarının hayranlık dolu bakışları altında bir uzun gece yaşadılar.

Romancı Tom Wolfe bu partiden sonra yazdığı makalede olan biteni ‘Radical Chic’ (Radikal Şıklık) olarak adlandırdı.

***

‘Radikal şıklık’ aslında son derece aşağılayıcı bir terim.

Sola yakın liberal görüşlü, hali vakti yerinde olup da, sosyal mnücadelelere fiilen girmeye cesareti olamayan, bu yüzden vicdani huzursuzluk altında ezilen ve kurtuluşu da uç noktralardaki insanlara fiili destekler vererek bulmaya çalışan insanları anlatıyor bu kavram.

Bir tür zihinsel yalakalık aslında radikal şıklık.

Radikal şıklık yapmaya çalışan insanlar aslında son derece korkak insanlardır. Kendilerini ‘iyi hissetmek için’ marjinal militan hareketleri desteklerken ne kadar ateşli konuşurlarsa konuşsunlar, sonuçta uzaktan alkışlayıcı oldukları için tribünlerde olmanın verdiği güven duygusu içindedirler hep.

Uzaktan alkışlayıcılar için kendilerini iyi hissetmek, vicdan temizlemek için destek verdikleri hareket kendilerine ne kadar uzak, kendilerinden ne kadar farklı olursa o kadar da iyidir.

Çünkü desteklenen şeyin önemi yoktur onlar için. Önemli olan uzaktan alkışı başarmaları ve böylece de kendileriyle sosyal rekabet içinde olan diğer radikal şıklık peşindeki gruplara da nisbet yapabilmeleridir.

***

Ben meseleye böyle baktığım için durup dururken birdenbire büyük bir PKK savunucusu haline dönüşen Batılı parlamenter ve aydınlara hiç şaşırmıyorum.

Bunlar bir dönem kendi ülkelerinde kendilerini tatmin edecek grupçuklar buldular.

Gelişmeler bu tür grupları sisteme yayarak yedirince bu kez de kendi ülkeleri dışında destek verecek gruplar, hareketler aramaya başladılar.

Radikal şıklık peşindeki insanlar destek verecek bir hareket, bir grup bulamadıklarında kendi varlık nedenlerini kaybederler. Paniklerler.

Şu anda da bazıları da PKK sempatizanı oldu. Bunda şaşıracak bir şey yok, yarın onu tüketince de başka gruplara geçerler destekçi olarak.

***

Dediklerim biraz abartılı geliyorsa şu anlatacağımı da okuyun lütfen.

Şu aralar Amerika'da bir Mumia Abu-Jamal olayı yaşanıyor.

1981 yılında Philedelphia'da bir gece 26 yaşındaki beyaz polis memuru Daniel Faulkner'i sokakta silahla vurarak öldürdü. Genç polis bir yıllık evliydi.

Polis olay yerine geldiğinde Mumia hálá oradaydı. Silahı oturmakta olduğu kaldırımın üstünde, hemen yanındaydı.

Mumia sonradan konuştuğu kişilere cinayeti kendisinin işlediğini de anlattı.

Ve tabii ki idam cezasına mahkûm edildi.

Birden radikal şıklık arayışındaki insanlar devreye girdi.

Öldürülen beyaz, öldüren de zenci ya, bu mahkemenin ırkçı davranmış olabileceği düşüncesiyle ortalığı birbirine katmaya başladılar.

Aralarında Türkiye'yi sadece atlastan tanıdıkları halde ülkemizdeki insan hakları ihlallerini durdurmak için imza veren yazar ve sanatçıların da bulunduğu bir grup, inanılmaz bir kampanya başlattılar.

Olan bitene ilk başlarda şaşıran Mumia Abu-Jamal da dolduruşa geldi.

O da radikal şıklık peşindeki sosyetenin kendisi hakkında söylediklerine inanarak kahramanmış gibi davranmaya başladı.

Bugün yazılar yazıyor, hücrede doldurduğu söylev kasetleri radyoda çalınıyor, adı protesto gösterilerinde haykırılıyor.

***

Ağustos ayının Vanity Fair Dergisi'ni okurken muhteşem bir şeye rastladım.

Derginin Avrupa baskısının 33'üncü sayfasında Mumia Abu-Jamal'a Avrupa'dan da büyük destek gelmeye başladığı yazılmış.

Özellikle de Almanlar ayağa kalkmışlar.

Hatta Alman Parlamentosu'ndan Dr. Winfred Wolf Philedelphia'ya gelip ölüm hücresinde Mumia'yı ziyaret etmek istemiş.

Amerika'da ölüm hücresinde bulunan mahkûmların ziyaretçi trafiği çok net kurallara tabidir.

Yabancı ziyaretçiler belirli aralıklarla hapishaneye alınırlar.

Alman parlamenter Philedelphia'ya kadar gelmesine rağmen kahramanı Mumia'yı görememiş.

Çünkü uluslararası radikal şık sosyeteden başka bir önemli misafir o günlerde Mumia'yı ziyaret etmiş olduğundan, ikinci yabancı misafire izin verilmemiş.

Kimmiş biliyor musunuz o önemli misafir?

Daniella Mitterand.

Hani yıllarca önce radikal PKK sempatizanı haline dönüşmüş bayan var ya, işte o şimdi de kendine yeni bir hobi bulmuş anlaşılan.

Görüyorsunuz değil mi radikal şıklık peşindeki sosyetenin uluslararası bağlantılarını? Halleri komik gerçekten de.



X