Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Psikologdan mektup

Serdar TURGUT

Amerika'dan yine bir mektup geldi.

Ben bir görüşmeye çağrılmamı fırsat bilerek gizlice girdiğim genel yayın yönetmeninin odasından bunu aynen çaldım.

Hakkımda kurulan komploları gözler önüne serebilmek, hangi güçlerle nasıl mücadele ettiğimi anlatabilmek için bu mektubu aynen yayınlıyorum.

Lanet ve ibret olsun.

Serdar Turgut-part time yazar, part time ihtilalci komünist, full time koca.

***

Mektup No: 2371

Konu: Hastamız Serdar Turgut'un deliliğindeki yeni aşama üzerine

‘‘Sayın Ertuğrul Özkök...

Değerli vaktinizi tekrar almak zorunda kaldığım için özür dilerim.

Son mektubu yazdığımdan bu yana sorumluluklarınız çok arttı biliyorum. Böyle giderse yakında iş dışındaki konulara önem verip de onlara konsantre olabilme süreniz 30 saniyeden 10 saniye civarına düşecek.

Yemin ediyorum bu bir dünya rekoru ama tabii bu bugünkü konumuzun dışında.

Ancak bu vahim durumunuzu bildiğim halde size bu mektubu yazma zorunluluğunu hissettim.

***

Sayın Özkök,

Lütfen bana yardımcı olunuz. Bordrolu olarak çalıştırdığınız bu tuhaf kişi acaba neden kendisine Türkiye'de bir uzman doktor bulmuyor da bana eziyet çektiriyor bilmem ki!

Yani her şeyi kabul ettim yıllardır. Onun cinsel fantezilerini bile dinledim.

Şimdi burada bunlardan birkaçını tekrar etsem eminim uykularınız kaçar, adamı anında kauçuk kaplı ve dedesinin son uykusuna yattığı Bakırköy'deki 29 numaralı odaya hapsedersiniz.

Ben bunları kimseyle paylaşamıyorum, çünkü lanet olası Hipokrat yeminini etmişim bir kez ve bunları yazarsam atarlar beni meslekten.

Okulda bize hastaları dinlememizden dolayı bir zarar görmeyeceğimiz anlatılmıştı.

Yalanmış bütün bunlar, çünkü ben onu dinleye dinleye aynen delirme noktasına geldim.

***

Cinsel fantezilerini -bunlar gerçekleşmesi mümkün olamayacak kadar abuk va fantastik olduklarından dolayı- ciddiye almamayı sonunda öğrenmiş ve tam da rahatlamaya başlamıştım.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Son 10 gün içinde adamın durumunda radikal bir kötüleme yaşanmaya başladı.

Belki size komik gelecek bu diyeceğim ve ‘Haydi canım katiyen inanmam, olur mu öyle şey' diyeceksiniz ama adam bana ciddi ciddi Marksizm propagandası yapmaya başladı.

Yok efendim kendisi aslında ihtilalci komünistmiş, bu dünyada sosyalizm mutlaka zafer kazanacakmış, proleterya esasında fena da bir sınıf değilmiş, sadece onlar iyi şarap içmeyi bilmezmiş, burjuva kahrolacakmış... Bunları anlatmaya başladı bana.

Hatta önceki gün telefon çaldı açtım, İngilizce olarak Enternasyonal'i okuyordu bana.

Sesi öylesine yüksekti ki yan odada başka bir nedenle tedavi etmeye uğraştığım ve başarıya da az kalmış olan bir hasta vardı.

Adam Enternasyonal'i duyunca korkmuş, cinler periler bastı zannetmiş odayı ve anında asmış kendisini.

***

Şu anda psikiyatri dünyasında hemen her hastalığın bir tedavi yöntemi var.

Ancak adamın şu anda sendromlarını yaşadığı hastalığın ne tedavisi mümkün, ne de en azından semptomları nasıl azaltabileceğimizi biliyoruz.

Son çare olarak elektrik şoku önerdim ona, beni faşist diktatörlüğün işkencecibaşı olmakla itham etti ve halkın devrimci önderliğinin benden bunun öcünü yakında alacağını da söyledi.

Sonra telefonu yüzüme ‘Serdarlar ölmez, bir Serdar gider bin Serdar gelir' diye haykırarak kapadı.

Dedim ya size, benim de sinirlerim laçka durumda.

Bu sefer de bu son sözüne taktım kafayı.

Ya dediği doğruysa.

Ya gerçekten de ölmezse.

Ya da işin daha da kötüsü ölür de onun yerine bu hilkat garibesine benzeyen bin Serdar daha gelirse...

Ben ne yaparım?... Ne ederim?

Beni bırakın, dünya medeniyeti neler yapar?

Sizden ricam ne yaparsanız yapın, bu adamı susturun.

İhtilalci komünist olduğunu ilan ettiği günden bu yana ağzı ishal oldu, hiç durmadan konuşuyor ve hatta internetten izlediğim kadarıyla bu konuda aynı zamanda da hiç durmadan yazıyor.

Yazıktır genç nesillere, ayıptır.

Susturun şu deliyi.

Derin devlet mi ne diyorsunuz orada. O bu işe yaramayacaksa başka ne işe yarayacak ben de bilemiyorum ki!

Susturun ki ben de, halk da kafamızı dinleyelim artık.

Bu vesileyle yaklaşan Kurban Bayramınızı da kutlarım.

Sevgiler...’’

X