Serdar Turgut: Her şeyden biz sorumluyuz

Serdar TURGUT
Haberin Devamı

TÜRKİYE'de şimdi çok popüler olan yeni bir ádet var. Canım memleketimizde var olan bütün belaların sorumluları olarak gazetecileri gösterme ádeti bu.

Hangi ortamda olursanız olun, konu kısa süre içinde medyaya geliyor. Ve tabii herkesin bu konuda mükemmel teorileri, bilgileri var ve üstelik de bunu size anlatmakta ısrarlılar.

Herkes çok da sinirli bu konuda. Benim önerimi de dinlemiyorlar, onlara ‘‘Siz de benim gibi fazla gazete okumayın’’ diyorum, buna da kızıyorlar.

Sonra yine hem okuyup, hem de kızıyorlar.

Örneğin benim gazeteci olduğumu bilen insanlarla bir arada olduğumda, onlar bana hemen sinirlenmeye başlıyorlar.

Daha doğrusu bana değil de gazeteye sinirleniyorlar.

Öyle şeyler dinliyorum ki onlardan, öyle fantastik suçlamalarda bulunuyorlar ki, bütün bunlar doğru olması durumunda kod adı ‘‘Yeşil’’ olan vatandaşın bizim genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök ile aynı kişi olduğu gibi bir sonuç da gayet rahatlıkla, mantık gereği ortaya çıkabiliyor.

Eminim şu anda bile İstanbul'da bazı çevrelerde 17 Ağustos depremini bile Ertuğrul Özkök'ün çıkardığı ve bunu da toplumun sosyal konuları fazla tartışmasını önlemek için yaptığı yolunda bazı komplo teorileri de vardır.

* * *

Son olarak film galasında da aynı şey oldu.

Kafayı yemiş tinerci, çıktı doğradı sahnede kendisini.

Tinerciyi galaya Ertuğrul Özkök'ün yolladığı yolunda bir teori ortaya atılmadı bu kez veya atıldıysa bile bu benim kulağıma gelmedi.

Hemen ertesi gün, entelektüeller ortaya çıktılar.

Her marazi olaya derin analiz yapmak zorundalar bunlar.

Diyorlar ki orada gazeteciler varmış, tinerci bu yüzden atmış kendisini sahneye.

Fotoğraf çekileceğini düşünmeseymiş uslu uslu otururmuş yerinde, flaşları görünce birden dayanamamış da olmuş olanlar.

Ben entelektüellerin teorilerini neden sadece o geceyle sınırlı bıraktıklarını anlamadım... Biraz kendilerini zorlasalardı, o arkadaşın tiner çekmeye başlamasının nedeninin de gazetelerdeki haberler olduğunu mutlaka açıklayacak teoriler bulurlardı.

Hatta konu Bilgi Üniversitesi'ndeki medya teorisyenlerine intikal etseydi, onlar ne yapıp eder ve tinerciye mal sevkiyatı yapan kişinin de kesinlikle Ertuğrul Özkök olduğunu ispat ederlerdi.

* * *

Teorisyenlere bakarsanız Türkiye'de hiçbir meslek grubunun kendi başına ahlaksızlaşması, bayağılaşması, aşağılıklaşması mümkün değil.

Onlar kendi başlarına kalsalardı hepsi son derece düzgün, namuslu insanlar olacaktı.

Ancak medya hepsini bozdu.

Para çalmayı düşünmeyen bankacının kafasına hırsızlık fikrini gazeteciler soktu.

Siyasetçiye ahlaksızlığı bizim Ankara'daki muhabir arkadaşlar öğretti.

Hükümetler fevkalade düzgündü, onlara yamuk davranma kurallarını gazetelerin Ankara temsilcileri anlattı.

Memleketin işadamlarının hepsi pek bir ahlaklı, düzgün, namuslu kapitalistlerdi. Onları da İstanbul'daki köşe yazarları yamuklaştırdı.

Gördüğünüz gibi aramızda iş bölümü var, siyasetçileri Ankara'daki gazeteciler bozuyor, işadamlarını da İstanbul'dakiler.

Bu neden-sonuç ilişkisini cin gibi tespit eden entelektüeller ise meselenin nasıl çözüleceği konusunda fikirlerini açıkça söylemiyorlar.

Görünen o ki tüm gazetelerin kapatılması ve bir daha yayınlanmaması durumunda Türkiye'deki çeşitli meslek grupları yıllardır var güçleriyle ulaşmaya çalıştıkları ama gazateciler nedeniyle bir türlü ulaşamadıkları ahlaklı yaşama sonuçta kavuşacaklar.

* * *

Tabii biz de emir kuluyuz. Bakmayın Ankara'daki siyasetçiyi bozanın oradaki gazeteciler, İstanbul'dakinin kafasını karıştıranın ise buradaki gazeteciler olduğuna.

Ben eminim ki tüm bu komplonun altında da Ertuğrul Özkök'ün imzası vardır.

Bundan bir şekilde eminim de şunu anlayamıyorum: Geçen akşam evinde misafirdik, iki adet pizzayı bile doğru olarak ısmarlamayı beceremedi Özkök.

İkisi de yanlış geldi yemin ediyorum. Şuna inanın; ortada bir komplo varsa bile bunu koordine edenin Özkök olmasına kesinlikle imkán yok çünkü Aristo mantığına göre iki adet pizzayı bile, kendisine defalarca anlatmamıza rağmen doğru ısmarlayamayan bir insanın Türkiye'deki tüm meslek gruplarının ahlaksızlığından sorumlu olması mümkün değildir.

Yazarın Tüm Yazıları