Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Evet, tahminim doğru çıktı

Serdar TURGUT

TÜRKİYE son 12 yıldır kapitalist gelişme sürecini tersine çevirdi.

Tarihte ender rastlanan olaylardan bir tanesidir bu.

Özal döneminde Türkiye ekonomisi rasyonel kapitalizm olma yolunda adım atmıştı.

Evet o dönemde çok hırsız, uğursuz, dolandırıcı da ‘‘işadamı’’ oldu ama kapitalistleşme sürecinde de bir iki adım öne çıktı Türkiye o dönemde.

Sonra süreç birden tersine döndü.

‘‘İlkel sermaye birikimi’’ dönemi tekrar başladı. Tarihe baktığımızda bu dönemin aslında kapitalistleşme sürecinin ilk aşamalarına özgü, kaba kuvvete dayalı bir sermaye biriktirme modeli olduğunu görürüz.

Türkiye ise tarihi gelişmeyi normal sürecinden çıkardı, gelişmeye başlayan kapitalizmden, ilkel kapitalizme geri döndürüldü ülkemiz.

1990'larda bu ülkeyi yönetenler adeta o günlere kadar alın teriyle ve büyük zorluklarla yaratılmış olan, eğri büğrü olsa da yine de işleyen ülke ekonomisini bilinçli bir saldırıyla imha etmek, parçalayıp yok etmek için uğraştı.

Bu son derece tuhaf ve ilginç ve bizim ülkemizden başka bir tek zamanında Latin Amerika diktatörlüklerinde olabilen bir korkunç olaydır.

1990'larda Türkiye yatırımı tamamen bıraktı.

Tarım ve hayvancılık öldürüldü.

Program, plan ve strateji kavramlarından tamamen vazgeçildi çünkü bilinçli olarak yıkılan, tahrip edilen ekonomide plana da gerek yoktu.

Ve en önemlisi de yarınlarımızın güvencesi olacak tüm altyapı yatırımları, tüm stratejik yatırımlar durduruldu.

Türkiye geleceği olmayan bir ülke haline getirildi.

Öteki Türkiye yazılarını yazarken uyardım. Bu ülkede altyapılar yakında çökmeye başlayacak dedim.

Geleceğimizi düşünelim, plan yapalım, ülke ekonomisine hedefler verelim, ülkeyi bir an önce düşeceği feci durumdan çıkarmak için makro kalkınma stratejileri oluşturalım dedim. Hatanın neresinden dönülse kárdır, intihara gitmeyelim, aklımızı başımıza alalım dedim.

Aklı başında insanlar bu konularda yazdı çizdi, onlar da ‘‘ufuktaki tehlikeye’’ işaret etti.

Bir tek okuma yazmayı 40 yaşından sonra öğrenmiş olan televoleci iktisatçılar karşı çıktılar denilenlere.

* * *

Onların bir gözü borsa endeksinde, bir gözü de danışmanlık yaptıkları bankaların patronlarında.

Yazıyorlar, konuşuyorlar ve artık onları dinlemeye tahammülü kalmamış insanlara IMF politikalarının bizi kurtaracağını anlatıyorlar.

Sabredin diyorlar, doğduğu günden bu yana sabrederek yaşamak zorunda kalan milyonlara.

Bu arada altyapı çökmeye başladı.

Elektrik kesintisi kapıda.

Hükümet utanç verici bir kararla İsdemir ve Seydişehir'i üretime kapıyor.

Sanki memlekette çok fazla üreten yapı varmış gibi bir de bu darbeyi vuruyorlar.

Cep telefonundan birisini arayacaksınız, mesaj çıkıyor hiç durmadan ‘‘O yöne hatlar dolu sonra arayın’’ diye.

Köprüler çürümeye, paslanmaya başladı. Otoyollar eşeğin bile artık yürümekten hoşlanmayacağı kadar kötü halde.

Bakın görün yakında Kore'de yaşanan şeyler de olacak, bir gün durup dururken köprüler tüneller filan da çökmeye başlarsa hiç şaşırmayın.

Böyle bir Türkiye yaratıldı işte.

* * *

Çok büyük bir zihniyet devrimine ihtiyaç var.

Bugün IMF desteğiyle uygulanmakta olan ekonomi programını ülkeyi kurtaracak tek alternatif diye sunmak bu ülkede ailesine gelecek kurmak için kan ter içinde çalışan insanlara bir hakarettir.

Şu televoleciler biraz banker dostalarıyla veya kendi aralarında sohbetten kafalarını kaldırıp etrafa bir bakabilseler...

İnsanların ne kadar mutsuz olduğunu, ne kadar gelecekten umutlarını kestiklerini, insanların çocuklarının bile normal bir yaşam yaşayacağından umudu kesmeye başladıklarını görebilirler.

Ama yok, kendi hayal dünyalarında kalmayı tercih ediyorlar.

Hayal dünyalarının dışında yaşayan, unutulmaya çalışılan Öteki Türkiye'nin insanları ise artık tamamen pes etmek aşamasında.

Ulusal kalkınma stratejisi hazırlamak zorundayız. Acilen yapmalıyız bunu. Çok kapsamlı bir model çerçevesinde plan hazırlamalı ve kendimize hedefler koyarak büyük bir atılıma geçmeliyiz.

Türkiye isterse bunu yapacak güçtedir. Kanmayın çıkarları sınıfsal olarak belirlenen IMF'nin hoperlörü televoleci iktisatçılara.

Bugünkü modelin alternatifi vardır.

X