Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Dünkü yazım üzerine

Serdar TURGUT

Yaz aylarında konu sıkıntısı çekmeye başlıyorum gibi geliyor bana.

Yani, bir gün önce yazmış olduğum yazı üzerine yorum yapan yeni bir yazı yazmam vahim değil mi sizce Allah aşkına! Lüften yazın bu üst yöneticilere ve beni bir an önce tatile çıkarmalarını talep edin. Yalvarıyorum size.

Biliyorum her yıl aynı şey oluyor. Biliyorum, geçen yıl ancak kedimi öldüreceğimi açıklayıp, tabutunun fotoğrafını bu köşeden yayınladıktan sonra tatile çıkmama izin verdi bu vicdansızlar.

Her yıl aynı taktiği uygulamamam gerekiyor çünkü üst yöneticiler zaten acımasız insanlar. Bir kez boyun eğdikleri bir öldürme tehdidine bir daha boyun eğmezler.

Bu nedenle arada geçen yıl içinde eve başka canlılar da aldım, gereğinde onları tehdit malzemesi olarak kullanırım diye.

Ama inşallah durum o vahim noktaya gelmeden çözülür de ben de kazasız belasız dinlenmeye çıkarım.

*

Evet gelelim dünkü yazıma. Okuyucular kızıyor bana. Yok efendim Ricky Martin'e iftira ediyormuşum, yok efendim onun eşcinsel olduğunu nereden biliyor muşum diye.

Aslında buna özet bir cevap verip, örneğin ‘‘Kardeşim homo olmayan hiç bir erkek öylesine kalça sallayamaz’’ türünden banal bir cevap verip konuyu geçiştirebilirdim.

Ama böyle yapmayacağım. Çünkü Ricky kendisine seksüel tercihlerini soran bir muhabire aynen şu cevabı verdi: ‘‘Bu konuyu konuşmak istemiyorum. Bu konunun kapalı kapılar ardında sadece benim özel yaşamımla ilgili olarak kalmasında yarar var. Ayrıca böyle şeyleri açıkça tartışarak annemi, babamı da üzmek istemiyorum.’’

Okey mi? Şimdi bakın. İsterseniz bana sonuçlara atlamakta aceleci davrandığım eleştirisini getirin.

Ama Ricky eşcinsel olmasaydı neden böyle konuşsun ki değil mi ama? Yani dünyadaki hiçbir Latin kökenli anne ve baba oğulları ‘‘Ben günde 8 kadınla yatıyorum ve daha da kadın bulsam onlarla da yatarım’’ diye demeç veren oğullarından utanç duyamaz. Bu tabiat şartlarına uygun değil.

Adam tercihinin ne olduğunu anlatmak istemiyorsa, o zaman zaten üstü kapalı olarak anlatıyor demektir.

Üstüne gitmemek gerekiyor oğlanın.

*

Bazı okuyucularım da son zamanlarda bu homoseksüellik konusuna çok takmaya başladığıma dikkat çekiyorlar. Verdikleri örnek de Osmanlı tarihi üzerine yazdığım yazılar.

Hatta beyni son zamanlarda iyice sulanmaya başlayan bir köşe yazarı benim bu yazılarımı Osmanlı geçmişini kötülemek ve eşcinselliği meşru gösterme çabalarının bir ürünü olarak yorumladı.

Tarihi ben kötülemem, tarih iyise iyidir kötüyse kötüdür zaten. Olan biten ortada.

Eşcinselliğe gelince. Adamın biri kitap yazmış ve 700 yıl boyunca tek bir yöneticinin bile eşcinsel olmadığını, zaten istese de olamayacağını anlatmış.

Türkler'in AIDS olması sadece Türk olduklarından dolayı nasıl imkánsızsa, Osmanlı da Osmanlı olduğu için eşcinsel olamıyor katiyen o kitaba göre. Eh durum böyle olunca bir kişinin de çıkıp ‘‘Bırakın canım saçmalamayı’’ diye yazması gerekiyordu, onu da ben yazdım işte.

Durum bundan ibaret.

*

Geçenlerde bir dergiden aradılar.

Hep oluyor bu, günün ortasında tam bir şey yazıyorsunuz zır telefon çalıyor, karşıda bir bayan size bir soru soruyor.

Örneğin bir gün telefonda bana ‘‘İnsanlar artık kısa kaçamaklardan, kısa süren ilişkilerden bunaldı. Uzun, derin ilişki arıyorlar artık, ne diyorsunuz?’’ diye sordular.

Soruyu algılayamadığım için uzun süre düşündüm. Sonra isyankár bir sesle bu anlatılanın tamamen tersini aramakta olan insanların acı dolu yaşamlarını anlattım. Derin ilişki arayan aptalllar da kim, onları bana açıklayın dedim. Gazeteci arkadaş istediği cevabı alamadan telefonu kapadı. Aynı şey o gün de yaşandı. Telefondaki arkadaş bana ‘‘Çocuğunuz büyüyünce bir gün size homoseksüel veya lezbiyen olduğunu açıklarsa ne yapardınız?’’ diye sordu.

Ben de ona bu konudaki tercihlerimi aşamalı bir şekilde tarif ettim:

1- Bir numaralı tercihim çocuğumun olmamasıydı. Böylece ilerde bana tuhaf açıklamalar yapma olasılığı baştan engellenirdi.

2- Erkek çocuğum olursa tercihim Jack Nicholson gibi olmasıydı. Yani dergiciler son trendin o olduğunda ne kadar ısrar ederlerse etsinler katiyen uzun dönemli, derin ilişkilere girmeden elinin uzanabildiği her kadınla yatan bir erkek evlat isterdim.

3- Kız çocuğum olursa tercihim onun 18 yaşına geldiğinde bana inzivaya çekileceğini ve erkeklerle tanışmak yerine kitap okumayı tercih edeceğini açıklaması olurdu. Biliyorum bu çok sağlıklı olmayabilir ama ne yapayım, erkekler de o yaşlarda çok çirkin oluyorlar ve bir gün ‘‘Ben sizin kızınızın erkek arkadaşıyım’’ diye karşıma birisi çıksa onu öldürmek zorunda kalacağımdan kızımın inziva tercihi de iyi bir şey bence.

4- Aslında tercihlerim ilk üç maddede bitiyor ama dergici arkadaşların sorusu hálá daha cevaplanmadı. Meslek dayanışması nedeniyle bu işe de girmek gerekiyor. Baktım kaçış yok bari olayı çarpıtarak kurtulayım diye abartılı bir şeyler anlattım. Onu da özetleyerek vermişler dergilerinde.

Bu tür soruları nereden akıl ediyorlar bazen ve dahası neden beni kurban olarak seçiyorlar bunu bazen bayağı merak ediyorum.



X