Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Bize gareziniz ne?






Serdar TURGUT

AŞAĞIDAKİ olaylar son 48 saat içinde yaşandı.

Bunları ben gördüm, bazılarını da bizzat yaşadım. Görmemiş, yaşamamış olmayı çok isterdim çünkü her biri içimi acıttı fena halde.

İlk önce olanları anlatayım, bu gerçek yaşam hikáyelerinden enstantaneleri size akratayım.

Sonra da biraz dertleşiriz, tamam mı?

***

Yaşamın içinden 1: Anadolu yakasında son derece büyük bir alışveriş merkezindeyiz.

Alacağımızı aldık, kasalardan bir tanesine yaklaştık.

Ben malları yürüyen bandın üstüne koymaya başlarken bir aile arkamda sıraya girdi.

10 yaşlarında bir kızları var. O en öne geçti, hemen benim yanımda durdu.

Büyük bir dikkatle aldıklarımı seyretmeye başladı.

28 milyon lira tuttu, ödedim.

Tam o sırada kız annesinin kulağına uzandı.

Ben pür dikkat dinledim. Ve kız ‘‘Anne bak, parası olanlar böyle alışveriş yapıyorlar işte gördün mü?’’ dedi.

Ve yine kız nasıl hislerden oluştuğunu anlatmak mümkün olmayan bir ifadeyle incelemesini sürdürdü.

***

Yaşamın içinden 2: Televizyonda bir yarışma programı var. Tuhaf bir şey, mantığını filan anlamadım.

Ancak bir yarışmacı fiske vurup, madeni parayı döndürerek bir deliğe sokmaya çalışıyordu.

İlkokulda oynadığımız bir oyun olduğu için bu, sadece bu nedenle başka kanala geçmedim.

Adam bir, iki, üç denedi ve son atışında da deliğe sokamadığı için elendi.

Sonra olanları anlatmak yazının sınırlarını aşıyor sevgili okurlar.

Veya yazının olmasa da benim yeteneklerimi aşıyor.

Adamın suratını dibe o anda vuran bir insanın surat ifadesi kaplamıştı.

Anlaşılan her şeyini o yarışta kazanacağı paraya veya ne veriyorlarsa ona bağlamış olmalıydı.

Manen acı çekiyordu. Karısı koştu yanında, yanlarında da 7-8 yaş civarında bir kız var.

Anne kocasına sarıldı, adam bitmiş durumda ama tam o anda kız ağlamaya başladı.

Emin olun ki şımarık bir ağlayış değildi bu. Gayet içten, derinden gelen, evde konuşulanları hep duymuş, dibe vurulduğunu hisseden, hislerini içine atmış bir çocuğun patlamasıydı o anda yaşananlar.

***

Yaşamın içinden 3: Bir bankadayız, küçük bir işlemimiz var.

Bir bayan yaklaştı bizim işle ilgilenen görevlinin masasına.

Yakında bulunan devlet hastanesinde çalıştığını, bu şubede bir hesap açtırıp, bankamatik kartı almak zorunda olduğunu söyledi.

Görevli, ‘‘Zaten karşıdaki arkadaş size yardımcı oluyordu, sorun ne?’’ dedi.

Kadın son derece utangaç bir tavırla ‘‘İşlem için iki milyon lira istediler, üzerimde o kadar para yok ki’’ dedi.

Ben acaba parayı ben versem ayıp olur mu, onu kırar mıyım diye düşünürken Allah'tan hemen ona yardımcı oldular ve parayı sonra almak üzere işlemleri yaptılar.

***

Sevgili okurlar, arkadaşlar.

Çok acı şeyler oluyor bu ülkede.

Biraz vicdan, biraz akıl, biraz da yürek sahibiyseniz bu memlekette yavaş yavaş ruhen ölmemeniz mümkün değil.

Bu insanların durumuna mı üzüleceksiniz, yoksa 28 milyon liralık alışveriş yaparken bile bir miniğin gözlerine yakalanmanın sizde utanç duygusu yaratıyor olmasına mı öfkeleneceksiniz, hayata lanetler mi okuyacaksınız, kime koşacaksınız, kime el uzatacaksınız, kime derdinizi anlatacaksınız, kendi korkularınızı nasıl yeneceksiniz, hayatta tek kuruş haram yemediğiniz halde iki kuruş harcarken manevi acı çekmek zorunda kalmanıza mı lanet edeceksiniz?

Ne, ne yapacaksınız?

Sevgili okurlar.

Bu memleket yanıyor şu anda. Ben çok bıktım aslında her şeyden.

Tahammül edemiyorum yaşadıklarıma, gördüklerime, görmesem de bildiklerime.

Böyle durumlara gelinmesine hiç gerek yoktu. Ama isteye uğraşa, mücadele ede ede getirdiler bu duruma.

Şimdi de çıkamıyorlar dipsiz kuyudan.

Lanet etsen, sövsen, tiksinsen de fayda yok, çünkü ne olacak ki, bugüne bizi getirenlere aklındaki her hakareti yapsan ne fark edecek ki?

Ne değişecek, sokakta yaşanan acılar dinecek mi?

Yok, kendimi tatmin için yazmadım bu yazıyı, sadece kalbimde bir sızı var, sürekli olan bir sızı bu ve bunu da sizle paylaşmak istedim, o kadar işte.

X