Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Adli tıpta Türk mucizesi

Serdar TURGUT

Dedektif romanları bazı konularda son derece öğreticidir.

Örneğin sadece polisin çalışma prosedürlerini temel almış, bu konudaki tekniklere ağırlık veren bir dedektif romanları türü (genre) vardır.

Bunlardan ustaca yazılmış olanlarını dikkatli okursanız, suç çeşitlerine göre polisin nasıl farklı çalışma yöntemlerini izlediğini, hangi ipucuna nasıl yaklaştığını, delil toplanmasında nelere dikkat edildiği ve neden-sonuç ilişkilerinin nasıl kurulduğunu öğrenebilirsiniz.

Bence bu tür kitaplar, konu hakkında yazılmış olan bilimsel çalışmalar kadar olmasa da en azından konuya yeni başlayanlara genel bir bilgi vermekte büyük rol oynarlar.

* * *

Ben çok uzun yıllardan bu yana iyi bir dedektif romanı okuyucusuyum.

Gerçi son yıllarda özellikle Miami'de geçen, komik boyutları vurgulayan, roman türüne taktım.

Ama arada bir yine teknik temeli güçlü olan, polisin çalışma yöntemleri açısından öğretici olan kitapları da okumadan duramıyorum.

Burada teknik temeli güçlü derken özellikle yazarın, kitabını yazarken konunun uzmanlarıyla ciddi bir şekilde konuşmasını ve bilgilerini romanın içine yedirmesini anlatmak istiyorum.

Bu türde en sevdiğim romanlar adli tabipleri kahraman olarak kullanan dedektif romanları.

Adli tıp bende şaşkınlık uyandıran bir bilim dalı.

Suçluyu yakalamanın itirafa dayanmadığı Batı ülkelerinde gelişti doğal olarak adli tıp.

Adli tıp bir anlamda demokrasiyle paralel gelişti çünkü suçlu tespitinde itiraf sistemine dayanılan ülkelerde demokrasinin tam olması imkánı yok.

İtiraf, her durumda baskı ve zor kullanmayı içerebilir. Adli tıp ise bu boyutu suçlu tesbiti çalışmasından teorik olarak çıkarıyor.

* * *

Okuduklarımdan çok enteresan şeyler öğrendim adli tıp konusunda.

Örneğin diyelim ki bir cinayet oldu. Oraya ilk aşamada gelen uzman olmayan polislerin ilk işi cinayet alanını kontrol altına almak ve adlı tıp uzmanları oraya gelinceye kadar cinayet masası dedektiflerini bile kontrol altına alınmış alana sokmamaktan ibaret.

Çünkü cinayet alanına giren her kişi ya orada katil tarafından bırakılmış bir tür ipucunu yok ediyor, ya da olayla ilgisi olmayan (kendi ayak izi gibi) delilleri olay mahalline ekliyor.

* * *

Uzmanlar olay yerine gelir gelmez eğer kapalı bir mekándaysalar yaptıkları ilk iş derin bir nefes almak oluyor.

Nefes aldıklarında kapalı alana ait olan ve olmayan kokuları ayrıştırıyorlar ve bazı kokular (örneğin parfüm) onları katile kadar götürebiliyor.

İlk önce mekánda delil toplanıyor.

Mekánı her santimetresine bakarak inceliyorlar. Duvarları ve tavanı inceliyorlar. (Tavandan delil toplanmış çok sayıda cinayet vakası var.)

Sonra cinayet kurbanında inceleme yapılmaya başlanıyor. Tırnak arasından saç köklerine, cinsel organından ayak parmaklarına kadar her alan büyük bir dikkatle delil toplamak için inceleniyor.

* * *

Bütün bu işlemlerden sonra katilin tespit edilmesi çalışmaları başlıyor. Tabii polis bu arada görgü tanıkları, ölen kişinin ailevi ve arkadaşlık bağlantıları, iş durumu gibi incelemeleri de yapıyor.

Ancak katil zanlısı bulunsa bile delil gerekeceğinden asıl iş adli tabipler tarafından gerçekleştiriliyor.

* * *

Şimdi gelelim asıl konumuza.

Şu biliniyor ki cinayet sonrasında ilk 24 saat en kritik andır. Aslında 24 saat içinde herhangi bir olayda katil zanlısı olabilecek insanlar temelde tespit edilebilir.

Aradan geçen her 24 saatlik bölümde bu tespitin yapılması gittikçe daha zorlaşır. Çünkü bazı deliller eskimeye başlar, elde var olanlar ise işe yaramıyorsa, zaten yeni delil bulmak imkánsız olmaya başladığı için katili bulmak da zorlaşır.

Aradan bir hafta geçip de şüpheli insanlar listesi oluşturulmamışsa katilin bulunma olasılığı neredeyse sıfıra inmiş durumdadır.

Dünyada çözülmemiş halde raflarda sararan cinayet dosyaları işte bu nedenle çok sayıdadır.

* * *

Tür adli tıbbının dünya literatürüne katkısı da işte bu noktada ortaya çıkıyor.

Uğur Mumcu öldüreli 7 yıl oldu.

Cinayet gününü hatırlıyorum, ortalık şaşkın şaşkın gezen, orada neden var oldukları bilinemeyen polis kaynıyordu.

Uzmanların gözünü yaşartacak bir laubalilik vardı olay mahallinde.

Bırakın 24 saati, aradan 7 yıl geçti ve bizim uzmanlarımız katilleri yine de şak diye yakaladı.

Bence bu cinayet araştırması ve delil toplama yöntemi ilerde dünyada çeşitli tıp fakültelerinde klasik bir şahaser olarak anlatılacak ve Türkiye örnek gösterilecektir.

X