Gündem Haberleri

    Şener: 1 milyon kişi mutlak yoksulluk içinde

    Hürriyet Haber
    12.02.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Türkiye'de 1 milyon kişinin mutlak yoksulluk, 18 milyon kişinin de göreli yoksulluk içinde bulunduğunu söyledi.Şener, bugün düzenlediği basın toplantısında, dün yapılan Ekonomik Koordinasyon Kurulu'na ilişkin bilgi verdi.    Ekonomik gelişmelerin ve genel gidişatın da ele alındığı kurul toplantısında, ana konunun yoksullukla mücadele olarak seçildiğini belirten Bakan Şener, önce yoksul kavramının ne olduğunu açıkladı.    Türkiye'de “mutlak yoksulluk” yani gıda yoksulluğu ve “göreli yoksulluk” yani gıda ve gıda dışı yoksulluk bulunduğunu ifade eden Bakan Şener, şunları söyledi:    “Türkiye'de nüfusun yüzde 1.35'nin mutlak yoksulluk içinde olduğu saptanmıştır. Bu yaklaşık 1 milyon (926 bin) kişidir. Bir ülkede ortalama refah düzeyinin altında bulunan göreli yoksulluk kavramı içine girenlerin oranı nüfusun yüzde 26.96'sını oluşturmaktadır. Yani 18 milyon kişiyi kapsamaktadır.     YOKSULLUĞU ARTIRAN ETKENLER Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) araştırma ve verilerine göre, yoksulluğu artıran etkenler içinde, hane halkı büyüklüğü ve eğitimsizlik başta gelmektedir. Yüksek okul bitirenlerin yüzde 4'ü, daha alt eğitim alanların ise yüzde 41 yoksulluk kavramı içinde telaffuz edilmektedir. Yoksulluğu en fazla olduğu sektörler ise inşaat ve tarım kesiminde çalışanlar olarak tespit edilmiştir.”    Toplam ekonomik performans ve gelir dağılımı dikkate alınmadan yoksulluğa çözüm bulunamayacağını kaydeden Şener, DİE'nin verilerine göre gelir dağılımında bozulan sürecin iyileşmeye doğru yol almakta olduğunu söyledi.    KİM NE KADAR PAY ALIYOR?    DİE'nin tespitlerine göre, toplumun yüzde 20'lik en yüksek gelir grubunun, 1994 yılında milli gelirden aldığı payın yüzde 54.9 olduğunu, bu rakamın 2002 yılında yüzde 50.1'e, 2003'te de yüzde 48.3'e düştüğünü açıklayan Şener, en düşük gelir grubunu teşkil eden yüzde 20'lik kısmın da milli gelirden aldığı payın 1994 yılında yüzde 4.5, 2002 yılında yüzde 5.3, 2003'de de yüzde 6'ya yükseldiğini anlattı.    “Yoksullukla mücadeleyi üç kategoride topladık, bunlardan biri Makro ekonomik politikalarla refah düzeyini artırıcı tedbirler almak, sektörel bazda önlemler almak ve doğrudan sosyal yardımlar sağlamaktır” diyen Şener, makro anlamda, faizlerin aşağı çekilmesi, enflasyonun düşürülmesi, vergi oranların azaltılması gibi konularda gerçekleştirmeye çalıştıklarını bildirdi.     Sektörel bazda da, teşvikler verildiğini, asgari ücretin artırıldığını, Tasarruf Teşvik Fonu hesabının verildiğini, ücretsiz ders kitabı dağıtıldığını ve yeşil kart uygulamasına devam edildiğini söyleyen Bakan Şener, doğrudan sosyal yardımlarda 2001'de 11.6 milyon kişiye 12 trilyon lira, 2002'de 8.8 milyon kişiye 600 trilyon lira verildiğini bildirdi. 2002'de 5.1 milyon kişiye 1 katrilyon lira, 2003 yılında 6 milyon kişiye 2 katrilyon lira, 2004'de de 8.5 milyon kişiye 3.2 katrilyon yardım yapıldığının rakamlarını veren Şener, sanayi üretiminde, enflasyonda ve diğer konularda program hedefleri doğrultusunda sonuçlar aldıklarını kaydetti.    CARİ AÇIĞIN NEDENLERİ    “Ekonomide her şeyin temeli güvendir” diyen Bakan Şener, ödemeler dengesindeki 15.5 milyar dolarlık açığın da daha çok ham petrol ile uluslararası metal ve altın gibi ürünlerin fiyat artışından ve Uluslararası Para Fonu'na yapılan 3.5 milyar dolarlık ödemelerden kaynaklandığına dikkat çekti. Şener, 2004 yılı bütçesine ilişkin sonuçlarında kendilerini memnun eden düzeyde olduğunu sözlerine ekledi.    Başbakan Yardımcısı Şener, DİE'nin Türk insanın mutlu olup olmadığına ilişkin yaptığı son ankette, nüfusun yarıdan fazlasının mutlu olduğuna dair çıkan sonuç ve kendisinin mutlu olup olmadığına ilişkin soru üzerine, “Siz mutluysanız, ben de mutlu olurum. Tabii siz derken, gazetecileri değil, halkı kastediyorum. Siyasetin merkezinde, toplumsal sorumluluk yatar. Toplumsal sorumlulukta da halkın mutluluğu önemlidir” dedi.    ADALETSİZ VERGİLER MESELESİ    Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içinde dolaylı vergilerin en yüksek olduğu ülkelerden birinin Türkiye olduğunu hatırlatan bir soruya da Şener, bu vergilerin kendilerinden önce de var olduğunu, maliye literatüründe bu vergilere “adaletsiz vergiler” dendiğini, gıda gibi birçok alanda oranların düşürüldüğünü söyledi. Akaryakıt, içki ve tütün gibi mamullerden alınan özel tüketim vergisi (ÖTV) ve benzeri uygulamaların, dünyanın pek çok ülkesinde de uygulanmakta olduğunu belirten Şener, teşvik kapsamına alınan 13 ilave ilin yasasının da halen mecliste beklediğini hatırlattı.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı