"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Senden korkulur Tayyip Erdoğan

YAPILAN son zamlarla ilgili olarak ilk konuşan isim Maliye Bakanı Mehmet Şimşek oldu. Bakan “bu zam değil güncelleme” dedi.

Zam karşıtları, çok sevdiler bu cümleyi. Hemen atladılar üstüne. Alay ettiler, kafa buldular.
Çünkü “Zam değil güncelleme” cümlesi, “eski Türkiye”de sıkça edilen “zam değil fiyat ayarlaması” cümlesini çağrıştırıyordu.
Yani gayet alışık olunan türden bir cümleydi.
Buna karşı ne denileceği, nasıl tepki gösterileceği iyi biliniyordu.
“Zam değil güncelleme” sözüyle kafa bulmak, alay etmek çok kolaydı.

Ama ne zaman ki Başbakan Erdoğan, zamlarla ilgili konuştu, işin rengi değişti.
Çünkü Erdoğan “zam değil güncelleme” gibi “eski Türkiye”ye ait bir savunma cümlesine yaslanmak yerine, olaya bambaşka yerden daldı.
Kimsenin çalışmadığı yerden girdi konuya...
Dedi ki: “Sigara içme, alkolü az tüket, pahalı arabaya binme... Yunanistan gibi batmak mı istiyorsun?”

Önce büyük şaşkınlık!
Muhalefet bile ilk anda sustu kaldı.
Öyle ya...
Dün Akşam gazetesinde Ali Saydam’ın da yazdığı gibi, Erdoğan’ın bu yaklaşımına itiraz edildiği anda...
-  İlle de sigara içmek için çırpınan...
-  1600 santimetreküpten büyük motora sahip arabalara binmek için tepinen...
-  Alkolü çok tüketmek isteyen...
-  Ülkenin Yunanistan gibi batma noktasına gelme tehlikesini umursamayan...
İnsan durumuna düşmek işten bile değildi.

Sonra itirazcı kanatta hafiften bir toparlanma oldu:
-  Mesela Milliyet yazarı Mehmet Tezkan “Ne oluyor ya... Eskiden zam yapana kızılırdı, şimdi zam yapan kızıyor” diye yazdı.
-  Mesela sigara ve alkol dışında zam gören telefona dikkat çekildi.
-  Mesela söz sürekli zamlanan benzine getirildi.
-  Mesela muhalefet, bakanların ve bürokratların büyük, konforlu ve pahalı araçlarını ağzına doladı.
Ama hiçbir muhalif...
“İçtiğim sigaraya bu kadar acımasızca zam yapamazsın” ya da “alkolü ne kadar tüketeceğime sen mi karar vereceksin” demedi, diyemedi.
Çünkü Erdoğan, savunma sistemini “bunları açıktan diyemezler” üzerine kurmuştu.
Sonuçta kurduğu “savunma sistemi” işe yaradı.

Şunu söylemek istiyorum:
Tayyip Erdoğan, zam yaparken bile yaptığı zammın iletişimini nasıl kuracağını hesaplayan bir lider.
Ve işte bu yönüyle tam da “senden korkulur” denilebilecek biri...

Böyledir bizim memleket

-  Sezen Aksu’nun iktidara örtük destek vermesini avuçları patlarcasına alkışlayanlar, Rutkay Aziz iktidarı özgürlükler bağlamında eleştirince hemen başlarlar “darbeci, reklam peşinde koşuyor, eskiden şöyle yapmıştı” demeye...
-  Rutkay Aziz’in iktidar eleştirisine avuçları patlarcasına destek çıkanlar, Sezen Aksu iktidara örtük destek verince hemen başlarlar “iktidar yalakası, zaten artık iyi şarkı yazamıyor” falan demeye...
-  Ajda Pekkan’ın Başbakan’ın uçağında Somali’ye gitmesini ya da bakanlardan birine abartılı övgülerde bulunmasını dillerine dolayanlar, Müjdat Gezen’in iktidarı kıyasıya eleştirmesi karşısında kendilerinden geçerler.
-  Müjdat Gezen’in iktidara yönelik eleştirilerini “hiç komik değil” diye karşılayanlar, Ajda Pekkan’ın bir bakan için “sizin için canımızı veririz” demesini gayet anlamlı, gayet büyülü, gayet ağırbaşlı bulurlar.

Hepimizin araba öyküleri aynı

DÜN “Arabalarım” başlıklı bir yazı yazmıştım, kişisel araba tarihimi anlatan.
Şahin’le başlayan Toyota cip’le biten bir öykü...
O kadar çok mesaj geldi ki yazıya, “ne kadar da çok benim öyküme benziyor” diye...
Bazılarının macerası “Murat 124” ile başlarken, yaşı daha ileride olanlar Amerikan arabalarından dem vuruyorlar.
Fakat şunu da fark ettim:
Kişisel araba öyküleri, biraz da erkek öyküleri gibi geldi bana...
İki ihtimal var: Ya kadınlar arabalardan söz etmekten hoşlanmıyorlar ya da kadınların kişisel araba tarihleri o kadar da eski değil.

Bir yandaş putu

Bazı iktidar yanlısı kalemler, 12 Eylül’e karşı çıkıp da referandumda “hayır” diyenlere soruyorlar:
“Madem 12 Eylül’e karşısın, o halde neden 12 Eylül’de yapılan referandumda anayasa değişikliğine evet vermedin. Bu ne çelişki”.
Dikkat! Dikkat!
Bu bir puttur ve eğer yıkılmazsa tabana yayılıp egemenlik kazanabilir.
O halde bu putu yıkalım:
Arkadaşlar!
12 Eylül referandumunda “hayır” oyu vermeyenler, “12 Eylül Anayasası mükemmel bir anayasadır, noktasına dokunulmasın, statüko sürsün, keyfimiz devam etsin” demediler.
İtiraz, değişiklik yapılmasına değil, yapılan değişikliklereydi.
İtiraz edenler, yapılan değişikliklerin 12 Eylül’le hakkıyla bir hesaplaşma içermediğini, esaslı olmadığını, bazı açılardan geriye gidiş getirdiğini savunuyorlardı.
Referandumda “evet” oylarının fazla çıkması, tartışmanın bittiği anlamına gelmez.
Dolayısıyla...
Ortada bir “çelişki” yoktur.
Hem azılı bir 12 Eylül karşıtı olmak, hem de referandumda “hayır” oyu vermek mümkündür.

Bende heves kaybına neden olan şeyler

OSMAN Müftüoğlu hocamız, dünkü yazısında “depresyon” için Anadolu’da “gönül yorgunluğu” dendiğini öğrendiğini, bu tabirin de çok hoşuna gittiğini yazmış.
Müftüoğlu aynı yazıda depresyonun “heves kaybı”na yol açtığını da belirtmiş.
Ne yalan söyleyeyim, benim de hoşuma bu “heves kaybı” nitelemesi gitti.
Ve hemen Osman Müftüoğlu’dan aldığım ayakla, bende “heves kaybı”na yol açan şeyleri sıraladım:

-  Sinan Çetin’in “Tayyip Erdoğan filmi” çekecek olması...
-  Çocuksu taraftar psikolojisi...
-  İclal Aydın’ın iki perdelik ve tek kişilik temsil için sahneye çıkacak olması...
-  Dışişleri Bakanımızın, “Başbakanımız Obama’ya fırça attı, Obama kesin iki gün uyuyamamıştır” mealindeki demeci.
-  Anlı şanlı işadamlarımızın yeni döneme uyum adı altında Porsche marka otomobillerini satılığa çıkarma ihtimalleri...
-  Egemen Bağış’ın Avrupa Birliği İlerleme Raporu’na dair sözleri...
-  Altın Portakal törenlerine dair her yıl hiç değişmeyen sıkıcı tartışmalar...
-  Haluk Bilginer’in sosyal ve kültürel saptamaları...
-  Acun Ilıcalı imzalı televizyon sirkinin herkesi meftun etmesi...
-  Mütereddit yağan yağmur...
-  Laf ebesi olmadıkları halde laf çakmaya meraklı tipler...
-  Atalarıyla övünenler...
-  Hava aşırı soğuduğu halde kombinin çalıştırılmasını engelleyen pinti apartman yöneticileri...
-  Henüz romanını yazmadan romanının piarı için çalışmalara başlayan romancı adayları...
-  Şiirin ölmediğini kanıtlamak için yazdıkları kötü şiirleri belge niyetine gösteren tipler...

X