Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sen Özürlüsün Topumu Bırak!

Engelliler Günü'nde özel çocuklar sahnede takla atıyor ve çılgınca alkışlanıyordu.

Yeni yetme bir özel eğitim öğretmeni olan bendeniz, durumun garipliğini kutlama(?) programını hazırlayan eğitimciye sordum. "E, bugün onların günü" dedi. Tamam da bu bir kutlama günü değil, farkındalık günü. Yani bizim farklı bireylere yaptığımız eziyetleri konuşalım dedim.


Çok sert oldu, biliyorum. Bence gerekliydi. Çünkü bu çocuklar uzaydan gelmedi. Farklı doğdular veya zamanla farkılaştılar. Sonra biz normaller normal yaşamımız(?) sekteye uğramasın, psikolojimiz bozulmasın istedik. Farklı bireyleri izole ettik.


Kaldırımlarımız, üst geçitlerimiz, kamu kurum binaları ve okullar insafsızca inşaa edildi.


İnşa edilen bu yapılar gibi gözle görülmeyen ama canlı canlı yaşadığımız ayrımcılık farklı bireyleri izole etmeye devam etti.

Hepimizin ördüğü cam duvarlar var. Bugün samimi olmakta fayda var. Çok duyarlı bir normal çocuk sahibi ebeveyn topluluğunun dışında kimse meseleye duyarlı değil.

Kimse çocuğunun sınıf veya sıra arkadaşının farklı olmasını istemiyor.

Kimse çocuğunun sınıfının özel eğitim sınıfıyla aynı katta olmasını istemiyor.

Kimse sorun yaşamak ve sorun çözmek istemiyor.


Özel eğitim sınıfları kapatılıyor. Özel eğitim öğrencileri arkanlarıyla aynı bahçede teneffüs saatinde doya doya oynayamıyor. Çocuklar acımasız "özürlüüüü, özürlüüüü" diyerek istemiyorlar.


Git, sen özürlüsün, topumu bırak!


Çalıştığım bir okulun bahçesinde bir çocuk özel eğitim sınıfı öğrencisine aynen böyle diyordu. Hayretler içinde ve koşarak durumu kurtarmaya çalışmıştım. Nafileydi tabi... Kırılan bir küçük kalp ve üzgün minik bir yüz vardı karşımda.


Çocuklar ailelerinin bakış açısını kopyalarlar. Topumu bırak çocuk büyüyüp mimar olduğunda pek tabi olarak, insafsız kaldırımlar, üst geçitler ve binalar yapıyorlar.


Öğretmen olduğunda kaynaştırma öğrencisini istemiyor, müdür olunca okula kaydetmiyor.

Sadece bu yüzden Avukat bir anne olan Sedef Erken, otizmli oğlu Ozan' ın normal bir okula kaydedilmeyişini dava etti. Davasında yerden göğe kadar haklı. Çünkü o okul bugüne kadar hiçbir kaynaştırma raporlu öğrenciyi kaydetmemiş. Asıl mesele "çocuğumun psikolojisi bozulur" diyerek kaynaştırma öğrencilerine her türlü ayrımcılığı yapan ailelerin yaptığı baskı.


Bu baskıya göğüs ger(e)memek ayrı bir konu. Bu düpedüz eğitimci cahilliği!


Büyüklerin çoğunun sen özürlüsün, benimle oynama diyen çocuklardan farkı yok bana kalırsa. Çok sert oldu. Üzgünüm. Ancak 10 yılı aşkın mesleki deneyimim bunu gözümün içine soktu.


Bugün engellilerin gününü kutlamayın, onun yerine empatiniz tavan yapsın.

Diyeceklerim bu kadar.

https://twitter.com/AylinAnne

X