"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Sen hiç provokatör gördün mü

ÖNCE bu fotoğrafa bakalım... Açık açık belli. Milletin içinde kendisini göstermek istemeyenler, kameralardan saklananlar, yüzlerini örtenler, sahte peçeler, açıkça belli... İşte en öndeki siyah peçeli, eşofmanlı erkek ya da kadın... Sonra arkasındakiler.. Yüzleri poşuyla kapatılmış olanlar.

http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/provakatorler.jpgTahrik kalıbı

Peki herkesin yüzü açık da, neden onlar böyle saklanıyorlar? Gölgede, karalıkta duruyorlar? Dikkatle bakın. Tam o baş eğip saklanma anına bakın.. Diğerleri fotoğraf çekildiğini görüp objektife bakıyorlar. Yüzlerini saklamıyorlar. Ama o karanlık giyimli ve kadın kılıklı adam.. Bakın nasıl da başını öne eğip yüzünü saklıyor... Objektiften kaçıyor...

Kim bu adam? Kim o yüzlerini poşuyla kapatmış olanlar? Neden saklanıyorlar?

Görün işte... Provokatör budur... Fotoğrafa baktık. Şimdi olayları alt alta yazalım...

Altınova’da müthiş bir gerginlik yaşandı. Kürk kökenli vatandaşlarımızla, Altınovalılar arasında çok ciddi bir gerilimden dönüldü...

Daha önce benzeri bir gerilim Mersin’de denendi... Ama tutmadı.. Oyuna gelinmedi...

Baktılar tek tek şehit yeterli etki yapmıyor. Şehit cenazelerinde ortalık karışmıyor...

Bu defa Aktütün Karakolu baskın yedi... 17 vatan evladı şehit... Müthiş bir tepki var... Millet burnundan soluyor. Öfke taşıyor... Aktütün baskını Batı illerine atılmış bir "tahrik kalıbı". Bir "öfke tohumu"ydu.

Sıra Güneydoğu’daydı. Bu defa DTP yönetimi "Öcalan’a işkence yapılıyor" diye basın toplantısı yaptı... Böylece Diyarbakır’daki, Hakkari’deki vatandaş ateşlendi...

Amaç, ’ateşlemek’

Yetmedi, Adana’da "ellerinde terörist Öcalan posterleriyle" yürüyüş yapanlar vatandaşa saldırdı. Sabaha kadar çatışma oldu. Hakkari’de yine öyle... Diyarbakır’da DTP eşbaşkanı Emine Ayna, "Öcalan’ı tartaklıyorsunuz, ateşle oynuyorsunuz" diye tahrik gücünü artırdı... Kepenkler indirildi. Yeminler edildi... Peki amaç neydi?

- Amaç bu provokasyonla yerel seçim öncesi bölge halkını "tetiklemek" ve "öfkesini diri tutabilmek". Aynı şekilde batı illerindeki Kürt kökenli vatandaşları "ateşlemek"...

Seçim provokasyonu

Budur işte Aktütün’le başlayan kirli oyun... Budur işte o başı örtülü "karanlık adamların" karanlık mağaralarda yaptıkları plan... Budur işte bizi senden, seni ondan, onu diğerinden ayırmaya, bölmeye, düşman etmeye çalışan "izbe plan"... Belli ki daha beter şeyler yapacaklar...

Bu yüzden bu fotoğrafa iyi bak. O karanlık kılıklı adamı iyi gör...

Çünkü bunun adı "yerel seçim provokasyonu"dur...

İKİNCİ YAZI

Gözyaşının donduğu yer

UMUT ve İlhan, Kemalpaşa Çıraklık Okulu’nda aynı sırada oturdular... Okulu bitirip elektrikçi dükkanı açacaklardı. Birlikte işe başladılar. Aynı sıradan aynı dükkana, aynı tezgáha geçtiler.. Yan yana, sırt sırta başladılar işe. Öğle tatilinde birlikte böldüler ekmeği. Akşam iş çıkışı kızları konuştular.

Sonra askere gittiler... İlhan 5 Haziran günü Tunceli’de bir çatışmada düştü toprağa... Umut, arkadaşının acı haberini aldığında, ıssız bir dağda gece nöbetindeydi... Bir damla gözyaşı. Orada dondu kaldı... Ve önceki gün Hakkari’den Umut’un şehit haberi geldi...

Ve Kemalpaşa Çıraklık Okulu’nda bir sıra dondu kaldı öylece.../images/100/0x0/55eab23df018fbb8f890e216

Bir tezgah, bir dükkan hayali gözyaşına takılıp kaldı. Bir hayal dondu öylece...

Biliyorum, şehit haberlerinin üstünde uyuyoruz.. Unutur gibi oluyoruz.

Ama işte bakın artık ne hale geldi. Bırakın ayrı şehirleri, ayrı köyleri, aynı okul sırasına kadar dayandı şehit haberi. Benim içimde volkanlar patlıyor... Ruhumun en derin yerlerinden kızgın lavlar akıyor... Gencecik çocuklar, birer öykü gibi kulaktan kulağa anlatılıp bitiyor.

Oğullarımız büyürken hiç aklımıza gelmiyor... Gözyaşını donduran o öyküler, şimdi kimin kapısını çalıyor diye...

Yeter artık. Yeter artık. Yeter artık...

ÜÇÜNCÜ YAZI

O gece ne konuştular

HÜRRİYET’in Ankara bürosu önemli bir habercilik yaptı... Bana, "geceyarısı haberciliği"yle manşet indirilen günleri hatırlattı... Bu yüzden bravo... Konu şu:

AKP’nin ikinci adamı Dengir Mir Mehmet Fırat’la, DTP’den, (kimine göre birinci, kimine göre ikinci adam) Ahmet Türk ve arkadaşlarının yemeği... Bu yemek önemlidir...

Çünkü Başbakan Erdoğan, "DTP Öcalan’ı terörist ilan etmeden görüşmem" demişti. Ama bu yemek gösteriyor ki, o karar şimdi "dolaylı görüşme"ye dönüşmüş...

Birinci önemi burada...

AKP ve DTP Güneydoğu’da oy potansiyeli açısından iki rakip partidir...

Ahmet Türk, AKP’yle görüştüğü gün, partinin (kimine göre birinci kadını, kimine göre ikinci başkanı) Emine Ayna, Meydan’da AKP’yi Öcalan’a işkence yapmakla suçlamıştı... Yani Ahmet Türk’ün görüşmesi, "güvercin başkan" görüşmesidir... "Şahin başkan" ise elinde Öcalan posteriyle saldırmaktadır... Görüşmenin ikinci önemli tarafı ise budur.

Peki orada ne konuşulmuştur? Muhtemel sohbet şu olmalı:

FIRAT: Seçimlere geliyoruz. Ama gerginlik tırmandırılıyor. Bunu önlemek lazım...

TÜRK: Biz de aynı şeyi istiyoruz. Ama Öcalan’a yapılan muamele gerilimi artırıyor. Neden yapıyorlar... Şiddet kime fayda getirir. Diyalog kurulmalı...

FIRAT: Siz Öcalan’ı öne çıkardıkça diyalog olmaz. Bunu neden zorluyorsunuz? Öcalan’la tahrik kime fayda getirir?

TÜRK: Biz de biliyoruz. Öcalan için af istemenin bir manası yok. Ama onun da halk üzerindeki etkisini görün. Kötü muamele yapanlar gündeme getiriyor...

FIRAT: Seçimlere gerginlikle gitmenin kimseye faydası olmaz...

İzbe plan

Evet görüşmenin temel diyaloğu bu.. Peki bu gerilimi düşürmek Fırat ya da Türk’ün elinde mi?

Hayır, çünkü mağaradaki adamların "izbe planı" farklı.

NOT: (Diyalog içeriği tamamıyla benim tahminimdir. Senaryodur...)

DÖRDÜNCÜ YAZI

Deniz Feneri soruları

DÜNYA Gazeteler Birliği’nin bir semineri için Erhan Acar’la Amsterdam’daydık. Fırsat bulunca şehri gezdik. Nereye gitsek bir Türk var... Ve baktık ki, her sohbetin ucu Deniz Feneri’ne geliyor... Yaptığımız konuşmaların özet sonucu şu üç cümledir:

Avrupa’da Deniz Feneri’ne para vermeyen çok az kişi vardır...

Artık o fenere kimse para vermez.

Ama Deniz Feneri üzerinden dindarlara saldırı oldu...

Ve çok daha önemli bir sonuç:

- Toplanan yardımların çok büyük bölümü camilerden gelmiş. Orada imamlar konuşmalar yapıp para toplanmasına yardımcı olmuşlar. Bazı imamlar da Fener’den destek görmüşler.

İşte vahim olan da bu... Avrupa’daki Türklerin camii cemaati çok önemli... Ve o cemaat imamların etkisinde... O imamları da Diyanet teşkilatı gönderiyor...

Şimdi sorulara gelelim:

Diyanet İşleri, Deniz Feneri ile Avrupa’daki imamlar arasında nasıl bir ilişki olduğu konusunda soruşturma yapıyor mu?

Bu konuda Ankara’ya ulaşmış istihbarat raporları var mıdır?

BEŞİNCİ YAZI

’Ötekiler’ oluşturup ’biz’ olamayız
/images/100/0x0/55eab23df018fbb8f890e218
ALİ Bardakoğlu Frankfurt Kitap Fuarı’nda konuşurken bir cümlesi zihnime yapışıp kalıyor. Şöyle diyor:

"Ötekiler oluşturarak biz olamayız!"

Bu söz, içimde ayaklanan bütün sorulara ruhani bir cevap gibi düşüyor...

Kim ötekiler?

"Bizden olmayanlar."

Ama eğer sen birilerini dışlayarak "ötekiler" diye sınıflandırırsan, bu defa "biz olamıyorsun"...

Yani İslamiyet’i bir inanan gibi değil de bir "taraftar" gibi, bir "holigan" gibi yaşarsan... Başı açıklar ve açık olmayanlar. Oruç tutanlar ve tutmayanlar... Kurban kesenler, kesmeyenler. Cumaya gidenler, gitmeyenler... Diye ayrılırsan. İşte bu bir "taraftarlaşma" halini alıyor... Yani "ötekileri" yaratıyor... Ve bunu yapanlar hiçbir zaman "biz" olamıyor...

Aynı şey diğer "taraf" için de geçerli... Kim başını örteni "öteki" diye görüyorsa, onlar da "biz" olamıyor...

ALTINCI YAZI

Hoca’nın hayır duasıyla

YEREL seçim öncesinde Necmettin Erbakan önemli bir karara onay verdi... Saadet Partisi’nde genel başkanlık Recai Kutan’dan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’a geçiyor... İstişareyle, onayla, kabulle...
/images/100/0x0/55eab23df018fbb8f890e21a
Uzun süre önce Ankara Maltepe’de bir otelin çatı katında Kurtulmuş’la sohbet etmiştik.

O zaman karar vermişti. Ama şöyle diyordu:

- Bizde büyüklere rağmen, onları kırarak olmaz.

Bekledi ve şimdi "büyüklerin hayır duasıyla" genel başkan oluyor... Peki bu değişikliğin AKP’ye bir etkisi olur mu?

Kurtulmuş, Erdoğan’dan farklı olarak "Milli Görüş gömleği"ni çıkartmıyor. Yalnızca gömleğin yakalarını değiştiriyor. Kravat takılacak bir hale getiriyor.

Yerel seçim öncesinde AKP ve Saadet açısından ilginç bir gelişme. Belki bazı illerde işbirliği bile gelebilir. Belli olmaz.

X