"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Sen en güzel algıların katilisin

Herhalde kendisi bunu yazacağımı bekliyordur. Evet doğru tahmin, yazıyorum: Bir yıl önce sitesinde hakkımda yazdıkları dolayısıyla "inceden" papaz olduğum Yeşim Salkım’la tanıştırıldık.

Chocolate’taki masada eski-yeni tanıdıklar (Ergun, Ömer, Cenk, Emel) olunca bir anda oluverdi tabii.

El sıkışırken, "Merhaba ben kötü kadın" dedi (güzel çıkış).

Ben de, "Selam, ben de kötü adam" dedim (eh benimki de fena değil).

Bu kadar, fazla bir şey beklemeyin, ekstra elektrikli bir durum olmadı (reyting yok yani). Keza mevzunun üzerinden geçmiş bir yıl. Öyle manasız laf harbine girişmeye gerek yok.

Ki benim hiç o taraklarda bezim (ve de halim) yok. Salkım Hanım sadece, "Birbirimizi iyi tanımadığımız için oluyor tüm bunlar" dedi (yine el sıkışırken, bir ara elimi bırakmayacak sandım zaten).

Şimdi bu o kadar ince bir mesele ki... Biraz bahsetmemek olmaz.

Bir ünlü hakkında yazı yazarken çoğunlukla referans şu oluyor: Onun yazılı ve görsel basında yer bulan röportajları ya da özel hayatı hakkında orada burada söyledikleri.

Yeşim Salkım da bu konuda yeterince malzeme verdiği, kendini fazla ciddiye alıyor gibi göründüğü için çıkıyordu (çıkından) o yazılar.

Bu tüm ünlüler için geçerli aslında. Hatta ünsüzler için de. Nitekim kendinizi nasıl algılatırsanız (bilinçli yahut bilinçsiz), karşınızdaki size o kıyıdan bakmaya başlar. Elbette yüz yüze tanışılsa her şey farklı olur.

Ama bu her zaman mümkün değildir.

Mümkün olmadığı için şöyle cümleler kurulur ya, "Bi tanısan çok seversin".

Farkındayım, ben bu "algı" işine fena taktım, yakında bir özel üniversitede filan algı yönetimi dersi versem mi acaba? Yeşim Hanım da "konuk sanatçı/denek" olarak katılır. İyi fikir...

ÇIKAN ALGININ ÖZETİ: Peki bu yazıdan sonra nasıl algılandım ben? Her şeyle dalga geçen biri mi? Ukala bir herif mi? Yeşim Salkım’a giydirmeye çalışan bir köşebent mi? Yoksa, yoksa Salkım Hanım’ın yeni arkadaşı gibi mi? Bana kalsa hiçbiri, ama (aman) Tanrım, umarım sonuncusu değildir...

Antrepo binaları

Cumartesi gecesi Karaköy’deki Antrepo No.3 binası gecenin onbirinde şahane bir kalabalığa sahipti. Bienal işlerinin önemli bir kısmının sergilendiği Antrepo No.3, o gece sabah dörde kadar açıktı ziyaretçilere. İçeride bir rock grubu vardı. İsteyen dinliyordu, istemeyen sergilenen işleri geziyordu.

Mekanda gezinirken aklıma geldi: Bu kadar iyi bir mekan neden sürekli kullanılmaz? Mesela Berlin’de olsa burası, ki benzeri çok yer var orada nehir kenarında, haftada bir kulüp olmuştu ya da başka bir şey... Bizde de öyle olsa mesela, tadına doyulmazdı bu binaların. Denizcilik İşletmeleri kiralasa fena mı olur mekan sahiplerine?

Düzeltmeler dünyası

1. Bazen bir kelimenin eksilmesi tüm cümlenin anlamını değiştiriyor.

Cuma günkü yazıda da öyle olmuş. "Güya" kelimesi sayfaya aktarılırken yanlışlıkla uçunca, Fatih Akın’ın yaptığı açıklamanın talihsizliğine sanki ben de yürekten inanıyormuşum gibi görünmüş. Öyle bir şey olamaz tabii. Doğrusu şu olacaktı:

"Fatih Akın yurtdışındaki bir gazeteye güya talihsiz bir açıklama yapıyor".

Bu arada, Hürriyet Pazar’da Şermin Terzi’ye röportaj vermiş Akın.

Meğer, Martin Scorsese onu Rolling Stones belgeselinin özel gösterimine çağırdığında, "Benim şimdi çöplük yapılmak istenen Çamburnu’na destek için Trabzon’a gitmem lazım" deyip teklifini geri çeviriyormuş. Fazla söze gerek var mı?

2. Yine cuma günkü yazıda Sinan Çetin’in hazırladığı yeni ve formatı ilginç bir yarışma programından bahsetmiştim. Ve bu yarışmanın yurtdışı formatı olduğundan. Değilmiş. Plato Film’ciler, "Öz be öz bizim formatımız" diye aradılar. Onu da düzeltmiş olalım.

’Stil’ Nevizade: Asmalımescit

Asmalımescit yazın patlamıştı zaten, ama şimdi daha da keyifli günler yaşıyor. Tüm mekanları (Otto, The House Cafe, Picante, Saf, Lokal) tıklım tıklım.

Mekanların dışarıya attıkları fazla fazla masalarından dolayı artık rahatça yürümek pek mümkün değil. Ama buna kimsenin itirazı yok. Tıpkı Nevizade gibi.

Asmalımescit, Nevizade’nin kafe hali, hatta gelen kitlenin giyim kuşamı itibariyle "stil" hali.

Yolunuz düşerse, tadını çıkarın, havalar iyiyken...
X