"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Sen bunu mu anladın?

YAZININ başlığı, aslında “ben bunu mu sordum?” olacaktı.

Ama içeriği üstüne lâflarken, dost bir okuyucu “Nihat Bey” dedi, “yazının başlığı, sen bunu mu anladın?” olmalı... Haklıydı; bu kritik düzeltmeden sonra başladım yazmaya.

Gelen cevaba bakarsanız, ben şunu sormuş olmalıydım: “Sevgili Zabıta Müdürlüğü, EVKA-3 pazar yeri yanındaki basketbol sahasında, zaman zaman  düğün organizasyonları yapıldığı ve konu-komşunun rahatsız olduğu yönünde kuvvetli duyumlar alıyorum. Vallahi ben el-âlemin yalancısıyım ama içime bir kurt düştü. Tamamen şehir efsanesi de olabilir. Şunun aslını bir öğrensek.  Arada sırada, gelirken geçerken göz ucuyla da olsa, çaktırmadan, ürkütmeden, hani göreviniz değilmiş gibi bir bakıverseniz de mahalleli merakını giderse; mümkün müdür?”

Çünkü cevapta şöyle diyordu: “e-postanıza istinaden; şikâyetinize konu yerde, Zabıta Müdürlüğümüz ekibince değişik tarihlerde yapılan kontrollerde herhangi bir düğün organizasyonuna rastlanılmamıştır. İlçemizde sokak düğünlerine belediyemizce izin verilmemekte olup tespit edildiği takdirde ilgilileri hakkında meri mevzuat hükümleri çerçevesinde gerekli yasal işlemler uygulanmaktadır. Bilgilerinizi rica ederim.”

Oysa ben “bardağın taştığı gece, can havliyle, zaten bir sürü yeri telefonla aramıştım. Emniyet, “biz karışmıyoruz, Belediyeden izin almışlardır” cevabını verince zabıtaya dönmüştüm. Telefona çıkan “nöbetçi melek”le epeyce bir dertleşmiştik. Kendisinden, “vallahi ben yalnızım. Kimseler yok. Ne desem yalan. AB’ye uyum yasalarına göre de suç zaten. Ama benim yapacağım bir şey yok. Sen de haklısın beyefendi?” cevabını alınca da, “mail ortamında şunu sormuştum”: “Evka-3 pazar yeri yanındaki basketbol sahasında düğün organizasyonları yapılıyor. Polis gelmiyor. Zabıta karışmıyor. Tarif edilemez yükseklikte bir ses ve gürültü kirliliği yaşanıyor. En son 03 Eylül 2011 Cumartesi gecesi tam bir rezaletti... Hasta, çocuk, yaşlı, sınava hazırlanan vs. hiç kimse umurlarında değil. Ben vatandaş olarak bu kadar çaresiz ve sahipsiz miyim acaba? Çevre vergisi, birileri kafa ütülesin diye mi ödeniyor? Saygılarımla”.

“Sormadığım soruya verilen” yukarıdaki yanıt, e-posta kutuma 24 Ekim günü düştü; yani şikâyetimden tam 51 gün sonra… Sevgili dostlar, düğün mevsimi zaten bitti. Bundan sonra sokak sokak dolaşsanız ne olur? Kaldırımlarda yorgan döşek yatıp nöbet tutsanız ne fayda? Nasıl ve nerede kime rastlayacaksınız? Yine de bir katkım olsun isterim: Ekipleriniz, “değişik tarihlerde ‘şikâyete konu yerde‘ kontroller yapıp da herhangi bir düğün organizasyonuna rastlayamazken”(?), e-postamdan sadece bir hafta sonra, 500 metre aşağısındaki bir parkta, yine düğün vardı. 10-15 gün sonrasında ise yürüme mesafesindeki bir sokak arasında yer yerinden oynuyordu. Herhalde arkanız dönük olduğu için duyamadınız.
Gürültü kirliliğini ben takip etmeyeceğim. Siz takip edeceksiniz. Ben fark etmeyeceğim. Siz fark edeceksiniz. Ben engel olmaya yeltenmeyeceğim; siz engelleyeceksiniz. Tabii ki her yere yetişemezsiniz; yardımlaşacağız. Bornova’nın geniş bir coğrafya olduğunu da biliyorum, kadro yetersizliğinin belinizi büktüğünü de.
Ama hiç değilse, ben vatandaşlık görevimi yapıp yardım istediğimde, sizi haberdar ettiğimde, sizi göreve çağırdığımda, bana dalga geçer gibi cevap vermeyin. Seçmen bunu hak etmiyor. Gün gelir, onun da soracağı tutar: “Şimdi anladın mı?”

X