"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Sen böyle kal, Armağan Çağlayan

Sevgili Armağan Çağlayan kötü huylarından kurtulmak için, ne yapması gerektiğini ‘Güzin abla’sına sormuş.

Dağınıklığından, takıntıları olduğundan, kendinde ve arkadaşlarında sürekli eleştiriye açık yönler bulup çıkardığından, örneğin şişmanlayan arkadaşlarını hemen uyardığından, Türkstar’da da eleştiri yapmaktan kendini alamadığından, en küçük hataların hemen gözüne battığından, bu yüzden geçimsiz insan olarak görüldüğünden yakınmış ve insanlarla olumlu ilişkiler kurabilmek için ne yapması gerektiğini, sormuş. Gereksiz detaylara çok fazla takılıp kalıyormuş. Bu sevmediği huylarını bir türlü değiştiremediği için de, benden yardım istemeye karar vermiş.

RUMUZ: Armağan

Çok sevgili Armağan, sen yardım çağrısında bulunursun da Güzin ablan senin derdine koşmaz mı? Hele son günlerde, tombul bir Türkstar adayına ’Şişmansın, star olamazsın’, dediğin için, tüm şimşekleri üzerine çektiğini bilmiyor muyum? ( Bu arada ben de hemen anneanneciğinin çorba diyetine başlıyorum.) Bu tartışmaların seni ne kadar üzdüğünün farkındayım. Zeki insanlar böyledir oğlum. Tüm detayları görebilirler, kimsenin dikkatini bile çekmeyen noktalar onları rahatsız eder. Sen de, kıvrak zekan, ve de aşırı perfeksiyonist (mükemmeliyetçi) olman yüzünden yaşıyorsun bunları. Hiç de kolay değildir mükemmeliyetçi olmak. Çünkü her zaman, her yerde, her şeyin kusursuz olması, arayışı içindesindir. Bu kendin için de geçerlidir. Başkaları için de. Tenkit edersin. Tepki alırsın. Bu da sana hiç rahat, huzur vermez. Aslında sen, sivri dilin, ama yumuşacık yüreğin; hemen parlayıvermen, ama kolaylıkla boşalıveren göz yaşların; hataya katlanamayan gözlemciliğin ama, ruhunun derinliklerinde yatan aşırı duygusallığınla; seni sen yapan her şeyinle Armağan değil misin? Bir anda gündeme yerleşmene neden olan, tüm bu özelliklerin değil mi?

O muhterem hanımefendinin yanında büyümek, (benim de çok sevdiğim, seninki gibi bir anneannem vardı) sana duygusallığını kazandırmış olmalı. Çok büyük mücadeleler sonunda, bugünkü konumuna gelmişsin. Şimdi kendi yaşadıklarınla kıyaslayıp, hiçbir şeyin kolaylıkla elde edilemeyeceğinin bilinciyle, karşındakine de zaman zaman acımasız davranabiliyorsun. Bilirsin, doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış seninki de öyle bir şey işte. Ama unutma ki, sevenler de seni bu halinle sevdiler. Sahtekarlıklarla dolu dünyamızda, senin gibi duygu ve düşüncelerini, bir anlamda çocuklar gibi safça ifade edebilen, o kadar az insan kaldı ki. Bence, sen böyle kal. Erol Evgin’in o unutulmaz şarkısında söylediği gibi. Sen böyle kal.

Eşim beni ablamla bile aldatmıştı

Merhaba Güzin abla, ben 20 yasında bir çocuk annesi genç bir kadınım. Benim eşim beni iş yerinde bir arkadaşıyla aldattı. Bana onunla ikinci evliliği düşündüğünü söyledi. Ben de karşı çıktım. Şimdi artık eşime hiç güvenmiyorum. Çünkü benden çok uzak duruyor. Ben ona karşı iyi olsam da o bana karşı bir yabancı gibi. Şimdi ayrılmak bile istiyorum. Daha önce eşim beni ablam ile aldattı. O zamanlar bu kadar kafamı takmıyordum. Şimdiyse hayattan hiç zevk almıyorum. <ı>Rumuz: Dertli

Sevgili kızım sanırım ikinci evlilik dediği, bu kadını da imam nikahıyla alıp birlikte yaşamak olsa gerek. Sen karşı çıksan da belli ki onunla ilişkisini gizlice sürdürüyor. Üstelik bu nasıl adammış ki seni öz ablanla bile aldatmaktan çekinmemiş. Tabii bu arada ablana da ne diyeceğimi bilemiyorum ya, o da ayrı bir mesele. Bu kadar genç bir yaşta, tek çocuğunla bile olsa bu mutsuzluğu çekmek zorunda mısın? Seni sevmeyen, her fırsatta aldatmaya, hem de en yakınınla bile aldatmaya hazır bu erkekle kaç zaman daha evli kalabileceğini düşünüyorsun?

Komşu kızına aşığım ama o nişanlı

Ben 17 yaşında, karşı komşumuzun kızına deli gibi aşık bir gencim. Ama o hem benden büyük, hem de nişanlı; yine de onu çok seviyorum. Ona karşı ilgimi nasıl belli edeyim? Ya da onu nasıl unutacağım? Aslında aramız çok iyidir ama beni pek fazla ciddiye alıp, umursadığını sanmıyorum. Olsun, yüzünü bir kere görmek bile bana yetiyor.

<ı>Rumuz : Aşk bu.

Güzel oğlum, henüz 17 yaşındasın, o genç hanım ise nişanlı. Oysa sen çok gençsin. Seni küçük bir çocuk olarak gördüğünün farkındasın, değil mi? Senin yaşında en ufak bir heyecan, yaşın gereği içgüdüsel cinsel eğilimlerin, sevgi ve hoşlanma anlamını taşır...Bu genç hanım sana en yakın karşı cinsi temsil ediyor...bu yüzden onu sevdiğini sanıyorsun...Sen daha bunun gibi birçok sevgi yaşayacaksın...durulacaksın, sonunda kalbinin prensesini bulacaksın...Onu unutmanın en iyi yolu, artık onun ulaşılmaz olduğunu, kendi kendine telkin etmendir...ve mümkün olduğunca onu az görmeye çalışmaktır...Şöyle senin yaşında tatlı bir güzel yok mu yakın çevrende?..Önce karşı cinsle gerçek bir dostluk kurmaya bak, sevgi ve ilişki ardından gelir...
X